şükela:  tümü | bugün
  • türkçe'ye göz hareketleri duyarsızlaştırma ve yeniden işleme olarak çevrilebilecek terapi yöntemi.

    kaygı, suçluluk, kızgınlık, depresyon gibi travma sonrası semptomları (bkz: post travmatik stres bozukluğu) tedavisinde kullanılan bir terapi yöntemidir. kısaca kişiden tatsız bir olayı hatırlaması, bu anıyla ilgili bir imaj geliştirmesi, bu imaja dair olumlu ve olumsuz yargılar belirlemesi ve her iki yargıyı da puanlaması istenir. bu arada hareketli bir odak belirlenerek (terapistin parmağını metronom bazlı sallaması gibi) gözler bu odağı takip ederken bu anı hatırlandığında kişinin duygulanımının olumsuz yargıdan olumluya doğru gelişme gösterdiği görülür.
  • zaman ve mekan mefhumunu yitirmiş insanları normale çevirmek için de kullanılabilen bir yöntem. zihinde sürekli olarak henüz yaşanmamış bir zaman dilimindeki olaylarla ilgili bir takım olasılıklar kurgulayıp yaşanan ânı ıskalayan ve toplantı sırasında tıp tıp tıp tıp tıp tıp şeklinde ayaklarını yere vuran insanları şimdiye getirmeyi amaçlar.
  • eğitimi ilk aldığım dönemlerde, bir danışanım ile 30 yıllık kedi fobisi hakkında çalışırken, danışanımın daha ilk seansta eve kedi almaya karar vermesini şaşkınlıkla ve hayranlıkla izlememe sebep olan teknik.
  • yaklaşık 3-4 aydır haftada bir olarak gittiğim garip terapi türü. başlama sebebim nedeni bulunamayan baş dönmeleri, ağır bir anksiyete bozukluğu ve buna bağlı depresyondu. üstüne üstlük kendimi aylarca eve kapatmalı bir sosyal fobi yaşamaya da başlamıştim. hal böyle olunca aldım soluğu o meşhul psikolog koltuğunda.

    detaylıca anlatmam gerekirse,ilk gittiğimde çocukluğumdan bu yana olan hikayemi anlattım. aslında çocukluğumdan bu yana anksiyete sahibi olduğum aşikardı. ergenlik dönemimde ise oldukça travmatik etkileri olan olaylar yaşadım malesef. zaten ne olduysa ondan sonra oldu. bu terapinin asıl olayı travmaları temizlemek olduğu için(emdr büyük küçük bütün travmaların gelecekte yaşanan sorunlara alt yapı oluşturduğuna inanıyor) bu anılardan travmatik olanları sıraladık. sonrasında bu anıların 0 ile 10 arasında beni ne kadar rahatsız ettiğini puanladık ve rahatsızlık seviyesi 10 olan anıdan başladık. burada amaç rahatsızlık seviyenizin 0'a inmesi. buna ek olarak bu anının sizde yarattığı olumsuz bir inanç belirleniyor. mesela insanlar tarafından hep güveni sarsılan birinin olumsuz inancı muhtemelen "kimseye güvenemem" olacaktır.
    anınızla ilgili kafanızda bir resim oluşturduktan sonra işlemeye başlıyorsunuz. araştırdığım kadarıyla her doktorun farklı yöntemleri olabiliyor. bende kulaklık ve avuç içlerime titreşim veren bir cihaz kullanıldı. kulaklıkla senkronize edilmiş bir şekilde ses/titreşim aldım,gözlerim kapalıydı. anı 0 seviyesine inene kadar çalıştıktan sonra,olumsuz inanca ek olarak bir olumlu inanç belirledik. güven örneğinden yola çıkarsak "insanlara güvenebilirim" olabilir mesela. bu evrede ise bu inanca ne kadar inandığınızı 1 ile 7 arasında puanlıyorsunuz. ve 7 düzeyinde inanana kadar da bunu devam ettiriyorsunuz.

    açıkcası ilk seans benim için oldukça kolaydı. hatta hayret ederek seans boyunca kendimi izledim. farklı hisler hissettim,unuttuğumu sandığım onlarca anı hatırladım. çok zor değildi benim için. ki şunuda belirteyim bazen tek bir anı bile çalışıldığında diğer anıların rahatsızlık düzeyi etkilenebiliyormuş. yani bir anıyı 0'ladım zannederken aslında bir çok anımı sıfırladığımı fark ettim ben. ışin en ilginç yanı ise çalışmayı tamamladığım tüm anıları çok silik hatırlıyorum. başka birinin anılarına bakıyor gibi, detay yok, duygu yok, his yok. kendimi ne kadar zorlasam da olmuyor.

    ancak anılar değiştikçe ruhsal olarak biraz daha huzursuz hissettim kendimi. bazı seanlarda dakikalarca ağladım,içimde bir yerlerin acıdığını çok net hissettim. bir nevi bilinçaltım kendini dışa vurmak istiyor,vücudumdan çıkmak istiyor gibiydi. bazı seanslardan sonra baş dönmemde belirgin bir artış oldu,doktorum anılarımı tetiklediğimizi ve iyileşme sürecinde bu tarz iniş-çıkışlar olabileceğini söyledi. tüm bunları benim için katlanılabilir yapan şey ise bu acıları içime attığımı ve yaşamadığımı biliyor olmamdı. yaşayacaktım,normal bir insan gibi yas tutacak,ağlayacak,üzülecektim ve geçecekti. ki yüzde yüz bir başarılı sağlayamasam ve tedavim devam ediyor olsa da geçtiğini söyleyebilirim. belirlediğimiz olumlu inançlara gerçekten inanıyorum ve bunlarla baş etmeyi de öğrendim. her gün her dakika anksiyete atağı yaşayan ben 3-4 aydır sadece 2-3 kez ağır bir atak geçirdim. bu benim için gerçekten bir mucize. elbette bu tarz sorunlarda terapiler yalnızca birer araç,önemli olan iyileşmeyi istemeniz ve kendinize güvenmeniz. diğer seanslardan sonra olumlu veya olumsuz bir şey yaşarsam editleyeceğim.
    sorular için de yeşillendirebilirsiniz.

    edit: tüm emdr çalışmalarının en belirgin etkisi inanılmaz gerçekçi rüyalar görmek. psikoloğum bunun sık görülen bir etki olduğunu söylüyor.

    edit: tedavi ilerledikçe bir yerde hep tıkanıyordum. üç ileri gitsem,iki geriye gitmeye başlamıştım ki o ilginç evreye ulaştık. ataklarımın ve anksiyete bozukluğumun temelinin anne karnında boynuma kordon dolanmasından başlayarak 0-5 yaşa dayandığını keşfettik. işler gittikçe garipleşiyor,el ele tutuşup bana iyi dileklerde bulunalım.

    edit: doğuma ve çocukluğa indikçe her şey çorap söküğü gibi ilerlemeye başladı. tökezlediğim yerler olsa bile, 1 yıl önceki halime oranla aşırı iyiyim. karakterim sandığım bazı şeylerin değişmesi ilk zamanlar beni çok şaşırttı ancak halimden memnunum. şaka maka yeniyorum seni anksiyete,heytt be.

    edit: emdr terapim biteli 1 yıl kadar oldu. zaten emdr bittikten sonra yeniden psikoloğa gitmedim. panik ataklarım tamamen geçti, 1 yılı aşkın süredir hiç panik atak geçirmedim.

    edit: panik ataklarım tamamen geçmiş olsa da anksiyete bozukluğu konusunda %100 bir iyileşme yaşadığımdan emin değilim. travmalarımdan büyük ölçüde kurtuldum, artık dışarı çıkabiliyorum, aşık oldum ve asla kuramayacağıma inandığım mutlu bir ilişkim var. bunlara ek olarak hala bazı konularda kaygılar çekiyorum, kalbim hızlı atmaya devam ediyor, bazen dışarı çıktığımda eski ve tanıdık bir panik hissine kapıldığım oluyor. belki de beynimdeki kimyasallarla veya beyin yapımla alakalı bir durumdur ya da yapım budur. sadece önceden kendimi hiçbir şekilde kabullenmezken artık kabullenebiliyorum, travmalarımı kabulleniyorum, geçmiş değil gelecek odaklı yaşıyorum. gerçekten emdr terapisine ilk başladığım an ile şu an arasında olumlu anlamda o kadar çok fark var ki. bu seviyeye gelmiş olmak bile benim için çok büyük bir umut kaynağı.

    edit: bir ay kadar önce kalp kapakçığımda bir sorun olduğunu ve anormal çarpıntılarımın buna bağlı olabileceğini öğrendim. şu an kalp ritmimi düzenlemek için ilaç kullanıyorum. bu sayede anksiyetenin ruhsal sorunlarını büyük ölçüde yendiğimi, fiziksel sorunlarımın da psikolojik olmadığını öğrenmiş oldum. üstelik bir panik atak’lı olarak tahmin edersiniz ki 100 farklı doktora gitmişimdir, keşke bunu daha önce öğrenebilseydim.
  • yazmaya baya çekindiğim tedavi yöntemi,

    yaklaşık 20-25 seans kadar girdim. öncelikle ben size süreci anlatayım, siz karar verin.

    emdr'a kafanıza göre giremezsiniz, siz psikologunuza tüm hayatınızı anlatırsınız. anlatırken zaten anlatış biçiminize ve yaşadıklarınıza göre sizin travma yaşayıp yaşamadığınıza karar verir. bununla birlikte zaten bir travmanız varsa o günü anlatmanıza da gerek yok travmayı siz her gün her gittiğiniz yere götürüyorsunuzdur.

    psikologunuz da eşşek değil ya, anlar görür herhalde. gördü yani benimki.

    sonrasında size güvenli yer diye bir teknik veriyor. ınception filmini izleyenlere çok tanıdık gelecek. özetle sizi kendi hayal gücünüzle gerçekten huzur duyacağınız bir alan oluşturtmaya çalıştırıyor. yer önemli değil, kişiler önemli değil, gerçekliği/oluru olmazlığı önemli değil.

    önemli olan huzurlu hissetmeniz, yanında anneni mi istiyorsun gelsin, ferrarinin içinde mi huzurlu hissediyosun, oda gelsin. hayalindeki evi inşa et, içine arkadaşlarını doldur veya yalnız kal neyse işte artık.

    bunu 1-2 seans yaptırır genellikle, tabi bu öyle düz yapılmıyor. vücudunuzda 2 noktaya dokunularak yapılıyor, neden? o noktalar beyninizle bağlantılı ve aslında işlerin iyi gideceği mesajını veriyoruz beyine. ben eğitmen veya emdr terapisti değilim, benim mantığım bunu gördü başka birşey de olabilir.

    bana 1 seans sadece emdr nedir, tarihçesi nedir bunu anlattı. fransız bi arkadaş 1980'lerde buluyor. psikolog olmasına rağmen şans eseri buluyor, burayı bi ara blog falan yazar anlatırım önemi yok.

    ilk emdr uygulamasında yani ilk gerçek seansta şöyle bir olay oldu. travmaya yoğunlaştık, karşıma oturdu ve dizlerimin üstüne vurmaya başladı sistematik olarak. ilk 15 dakika, "ulan 3-4 seanstır gidiyorum, placebo etkisinden başka bir bok değilmiş gitti x tl para" diyordum içimden. hatta bu çok saçma dedim ve durdurdum. kendisi de "rys, zaten saçma bir şey yapıyoruz. mantığını sorgulama sadece bırak" dedi. bende öyle yaptım, bir beş dakika sonra inanılmaz bir şekilde kahkaha atmaya başladım. sanırım bi 10 dakika falan güldüm. sonra da bi anda bi 3-5 dakika ağladım.

    olay tam olarak şöyle gelişiyor, sizi o güne geri götürüyor ve o günü 458732 kez tekrar yaşıyorsunuz ancak film izler gibi izliyorsunuz aslında olayın dışından yaklaşıyorsunuz. ana problem neyse o probleme de yoğunlaşıyorsunuz, bilmem kaçıncı tekrardan sonra beyin olayı kendi kendine değiştirmeye başlıyor.

    eğer size zarar veren bir insan varsa onu siliyor mesela veya başka bir benliğiniz (mesela şu an ki haliniz) olaya gelip eski olaydaki kendinizi çekip çıkarabiliyor başka bir yere götürebiliyor. bunun gibi garip şeyler mümkün. sonuç olarak o eski olayların verdiği hiddet, şiddet, üzüntü, pişmanlık veya her neyse gerçekten diniyor.

    ben ilk emdr terapimden çıktığımda bambaşka bir insan olduğumu farkettim. üstümden bir yük kalkmış gibiydi ama o güne kadar o yükü hiç farketmemiştim. sonraki seanslar bukadar etkili olmadı, zaten psikologumda önceden böyle olacağını söyledi. ancak daha farklı ve daha duygularını yaşayabilen ve gösterebilen bir insan oldum.

    mesela eskiden olsa, ben bu tanımı da yazmazdım. dünya kadar şeyden bahsettim; ağlamaktır, üzülmektir, travmadır, gülmedir vs. bunun gibi yani.

    sonraki aylar rutin geçti, ara ara gülmeler vs. gelmişti ama hepsi okadardı. geçen haftaki seansta ilk seansta anlattığımın kırk katı bir gülme geldi, hiç beklemiyorduk. kendisi de beklemiyordu psikologumun ve başka bir çıkış noktası bulduğumuzu söyledi.

    bu herkeste böyle işler mi, bukadar etki gösterir mi onu bilemem. ancak bu işte önce iyileşmeyi istemeniz, hayal gücünüze güvenmeniz ve güvenli yer çalışmasını eksiksiz her gün yapmanız lazım.

    benim seanslarımdaysa başıma gelen en güzel şey şu oldu:

    3 yaşındaki halim, 6 yaşındaki halim, 9, 11, 15, 17, 20 yaşlarındaki hallerim geldiler. bir kamp ateşinin çevresinde hep birlikte sohbet ettik. bunu kim yaşamak istemez ki?

    iyi şanslar.
  • gittiğim psikoloğun "bir tür duygusal ameliyat" dediği teknik. bana salı günü saat 13'te birincisi uygulanacak. okuyanları ve ilgilenenleri aydınlatmak için bu yazıyı edit'leyeceğim inşallah.

    halâ cesaretim yok. ikna olmuştum ama cesaretim kırıldı. bir yusuf yusuf durumu var. insanın hayatını kabusa çeviren olayları tekrar yaşaması kolay değil. aklına getirmemek için kendisiyle sürekli mücadele ettiği travmaları aynen hissedecek olması, uzman denetiminde bile korkutuyor.

    "bir kağıda yazın, getirin" dediği olayları yazarken bile fenalaştım. şimdi git, bir de bunları yaşa tekrar orada. yararını kabul ediyorum tabii kesinlikle ve daha denemeden öneriyorum.

    insana "bir tür duygusal ameliyat. bu odadan moralsiz çıktığınız da olacak. çünkü acılarınızla yüzleşeceksiniz." denilince ve o acılar gerçekten yüreğin zor dayanacağı şeylerse, çekingenlik oluyor. ama psikolog, tedaviyi alan kişi çok rahatsız olduğunda "güvenli bölge dediğimiz bir yer var. hemen oraya alırız sizi. bana güvenin." dediği için kimse çekinmesin. benim sorunum zaten bu. tedaviden bile korkmak.

    sorunları olanlar, bunlar iyice yerleşmeden yardım almaya baksın. şimdilik naçizane önerim bu. taşlaşmasını beklemesinler. son anda vazgeçmezsem, edit'te görüşürüz hayırlısıyla inşallah.

    bana bu yöntemi öneren ve halâ cesaret veren hemcinsim cigerdelen kardeşime çok teşekkür ederim.

    edit : etkili bir yöntem. artık beni çok acıtmıyor dediğim ve yıllar yıllar yıllar önce yaşanmış bir olayı kurcalayan psikoloğun bir sorusuyla, aslında o olayın ne kadar acıttığı ortaya çıktı ve psikoloğun bana mendil uzatmasıyla devam etti.

    mendil sonrası, söz konusu olaya emdr uygulanması gerektiği ortaya çıktı. işlem başladı ve görüntü gözlerimin önüne geldi. gözlerim kapalıydı ama yaşlar süzülüyordu. göğsümde ve midemde çok sıkıcı bir baskı vardı. ara verildi "ne hissediyorsunuz?" sorusuna "çaresizlik ve umutsuzluk" cevabımdan sonra bedenimde nasıl bir his yarattığı da soruldu. 4 kez arka arkaya uygulandı. olaya duyarlılığım, 2 derece düşürüldü.

    artık acıtmayanı buysa, halâ acıtan eski olaylarda çok zorlanacağım kesin. sırada beterleri var.

    tedavinin devamı haftaya ama ben bunu her hafta değil, gerekli gördükçe ve sonuç aldıkça yazayım ki, brezilya dizisine benzemesin. zaten psikolog "en iyisi, sizin travmalarınızı listeleyeyim. sırayla gidelim." dedi. demiştim. denizde kum, bende travma. üzerinde çalıştığımız konu henüz sıfırlanmadı . beynin işlemesi gerekiyormuş ve 1 hafta boyunca, o görüntüler gözlerimin önüne gelecekmiş.

    sıkıntılı bir süreç ama değeceğine inanıyorum.
  • tek travması olanlarda 1 - 4 seansta sonuç alınabileceğini okumuştum. aslında eski entry'mi editleyecektim ama bugünkü deneyimimde, bu yöntemin hızına tanık oldum ve ayrı bir yazı olsun istedim. sonrasını yazmaya gerek yok. yarıda bırakılmadığı sürece, sonuca gideceğine kesin gözüyle bakılan bir yöntem. kendi görüşüm de bu yönde.

    hızını somut olarak anlatmak açısından, özetleyeyim;

    çocuğu, çok riskli bir ameliyat geçiren anne, ameliyathane kapısındaki sahneyi unutamıyor. yarı baygın halde , anestezi uzmanının kucağında ameliyathaneye giren 2 yaşındaki çocuğunun görüntüsü donup kalıyor ve kaybetme korkusu başlıyor. yapılan ön görüşmede, çocuğu bu acıları yaşadığı için annenin kendini suçladığı ortaya çıkıyor. "benim yüzümden oldu. dünyaya getirmeyi çok istedim ve çok daha iyi hastanelere götüremedim."

    tedaviyi alan kişide, 5 - 10 dakika içindeki gelişme şu;

    emdr 1 . - ben suçluyum.
    emdr 2. - o şartlarda, elimden gelenin en iyisini yaptım.
    emdr 3. - evet, kötü şeyler yaşandı ama bunu ben istemedim.
    emdr 4. - ben de acılar çektim ama suçlu annem değildi.
    emdr 5. - yaşananlar çok acıydı ama bu bir daha yaşayacağım anlamına gelmez.

    öneriyorum diyerek, emdr konusundaki entry'lerime son vereyim artık.
  • gerek terapist, gerek danışan koltuğunda otururken çok enteresan deneyimler yaşanabilmektedir. bir travmanın izlerini, bu izlerin nerelere ne hızla bağlanabildiğini ve bu bağlantılarla dolu kanalların boşalırken insana neler yapabildiğini, bir göz seğirmesinde, bir dudak bükmede, ani bir el hareketinde takip etmeyi terapist koltuğu mümkün kılarken; şimdiyi hala şekillendirebilen felaket bir anının bağladığı kabuğun, sanki uyanıkken rüya görür gibi, anlamlandıralamadan, ama kesinlikle tekrar tekrar hem duygusal hem fiziksel olarak yaşayarak ve geçmişin köprülerini şimdiye kurarak, geleceğe dair beklentilerinizi dahi etkileyecek biçimde dökülüvermesini danışan koltuğunda yaşayabilirsiniz. insanin kendini, düşüncelerinin akışını, o anda hücüm eden bir çok duyusal uyaranı takip etmesi, travmanın şiddetine göre, geri gelen her görüntü veya hisle başa çıkması ve seansı kesmeden devam edebilmesi zaman zaman çok zor olsa da, seansların sonunda gelinen noktada sanki kapanması gereken defterlerin son sayfası da çaat diye kapanıvermiş gibi olmaktadır.

    olan biten gayet analitik olarak açıklanabilmesine ve aslında matematik gibi, gayet tahmin edilebilir bir süreç içersinde ilerliyor olmasına rağmen emdr terapisi görmek kesinlikle sarsıcıdır. kendinize dair yaptığınız ezberleri bozar. sizi besleyen içsel kaynaklarınızın gücüne göre, sadece travmatik anının izlerini, olağan anıların izlerine çevirmekle kalmayıp, kendinize daha farklı pencereden bakabilmenizi sağlayabilir. bu asla bilincinizle içinde olduğunuz bir süreçte, terapistin size uzun uzadıya konuşmalarla yol açmaya ya da sizi bir şeye ikna etmeye çalıştığı, onaylayıp takip edebileceğiniz bir "kişisel gelişim stratejisi" değildir. emdr terapisi, size fiziksel olarak uyaran veriyorken, belirli bir şeyi düşünmenizi ve beynin bu belirli şeyi herhangi bir anı gibi işleyerek yerine (doğru yere) yerleştirmesini sağlar. siz ve terapist daha çok, bu sürece içsel kaynaklarınız izin verdiği ölçüde, sadece eşlik edersiniz.
  • bu konu ile ilgili tedirgin olan pek çok insan var sanırım. hem burada hem de kendi çevremden gördüğüm bu oldu yani. o yüzden kendi deneyimlemem üzerinden biraz bilgi vermek istiyorum, belki bir faydası olur.

    toplam üç kere psikoloğa gittim. ilkinde lise ikideydim, kadının müthiş umursamazlığı yüzünden üç seans sonra bıraktım. ikincisi üniversiteye başladığım seneydi. konuşmak iyi geliyordu; ancak bir yandan da konuşabiliyor olmak dışında bir ilerleme kaydedemiyordum. yani adamı suçlamıyorum burada; fakat benim içimde hiçbir problem çözülmüyordu. birkaç ay devam ettim, baktım hala başladığım yerdeyim, onu da bıraktım. buraya kadar olan kısmı anlattım; çünkü ben şu zamana kadar konuşarak her problemin üstesinden gelebileceğime inanıyordum. altını çiziyorum buraya yazdığım her şey elbette ki benim kişisel görüşlerim; fakat ciddi bir/birden fazla travma söz konusu ise yalnızca konuşup rahatlamak dışında yöntemlerin gerekliliğine inanıyorum etkili çözüm için.

    bu şekilde aradan beş sene geçti, mevcut travmalara bir takım yenileri eklendi ve artık yalnızca psikolojik olarak değil, fiziksel olarak da kötüye gitmeye başlayınca bu emdr'yi keşfettim bir şekilde. biraz internet araştırması ve tesadüfen aldığım referanslar sonucu bir terapiste başladım. hikaye buradan sonra başlıyor esasen.

    ilk iki ay direndim. biraz "dokunmayın yarama" tepkisi vardı içimde, biraz da o acıya karşı hissizleşeceğime dair bir korkuya kapılmıştım. zaten terapistiniz buna başlama kararını tamamen size bıraktığı için acele etmedim ben de. bu arada iyileştirmeye ihtiyaç duyduğum konular ile ilgili anıları iyice su yüzüne çıkarma fırsatı elde ettik. sonra bir noktada nasılsa bir gün başlayacağım ve yüzleşmek zorunda kalacağım için dedim başlayalım artık. teknik olarak neler yapıldığını mesaj yoluyla anlatabilirim, bir takım teknik şeyler, çok mühim gelmediğinden buraya yazmıyorum. yalnızca şunu diyebilirim ki bilinciniz tamamen açık ve her şey sizin kontrolünüzde.

    ilk seferde dağıldım. darmadağın oldum. birisi sanki zar zor kapattığım yaramı açtı, deşti kurcaladı, tuz bastı, limon sıktı ve bununla mücadele edebilmemi bekledi. yaşadığınız şey bir çeşit bilinç akışı. bilinç kusması hatta. daha sonra, güvenli yer çalışması ile biraz toparladık (bu kötü olma ihtimalinize karşılık aklınızda bir güvenli yer oluşturuyorsunuz ve seans sonunda terapist sizi oraya yönlendirerek rahatlamanızı sağlıyor ve eğer benim gibi bunun sonuç vereceğine asla inanmayan bir insansanız, evet sonuç veriyor. bu konuda içiniz rahat olabilir). ikinci ve diğer seanslar da, ki şu an dört oldu, neyle karşılaşacağını biliyor olmanın biraz rahatlığıyla daha hafif atlatmaya başladım ve bu şekilde devam ediyor şimdilik.

    en büyük korkum başta da dediğim gibi, o yaraya karşı hissizleşme korkusuydu. neticede acılar da en az sevinçlerimiz kadar bizi biz yapan şeyler. ancak kesinlikle olan şey bambaşka. sadece o yara (travma) her ne ise, sizi ona karşı baş edebilir hale getiriyor. biliyorsunuz ki canınız yanabilir; ancak bu artık sizin kontrolünüzde oluyor. yalnızca sabredip devam etmeniz gerek. zor bir süreç, insan üzüntüleriyle yüzleşmeye hazır olmuyor çoğu zaman. ancak bir derin nefes alıp bu işin içine girerseniz, kendi adıma daha sağlıklı bir birey olarak çıkacağınıza inanıyorum.

    ilk seanstan önce şöyle demişti psikolog "en kötü bu odaya girdiğin kadar kötü çıkacaksın, daha kötüsü olmayacak". bunu duyduğumda içimden hadi oradan demiştim; ama gerçekten de öyle oldu.

    yani sevgili benim gibi ameliyat olacakmış korkusuyla bu meseleye yaklaşan paranoyak sözlük insanları, sizi anlıyorum :) umarım bu yazdıklarımın da birilerine faydası dokunur, sorunuz olursa biliyorsunuz ki bir mesaj kutusu kadar uzağım. ve inanın hiçbir sorun çözümsüz değil. ben bile bunu söyleyebilecek noktaya geldiysem bir şekilde, tüm galaksi için bir umut vardır diye düşünüyorum.
  • emdr francine shaphiro (california-palo alto’da zihinsel araştırmalar enstitüsü’nde kıdemli bir araştırmacıdır) tarafından 1987 ’de keşfedilmiştir. shapiro bir gün parkta yürürken kendisini rahatsız eden bazı düşüncelerinin daha az rahatsız ettiğini ve bu durumun –iyileşmenin- spontane göz hareketlerinden kaynaklandığına bağladı. bunun da insanlara yardımcı olabileceği düşüncesiyle araştırmaya başladı.

    shapiro bu yaklaşıma orijinal olarak göz hareketi duyarsızlaştırma (emd) dedi ve öncelikle travmatik yaşantıları olan insanları tedavi etmeye odaklandı. ilk çalışmasında travmatik anıları (tecavüz, sarkıntılık, uyku sorunları, savaş deneyimleri vb.) olan yaşları 11 ile 53 arasında değişen 22 kişilik bir gruba odaklandı. bu kişilerin hepsi emd ile terapistin kılavuzluğuyla bir dizi göz hareketi gerçekleştirerek tedavi edildi. insanlar gözlerini terapistin el hareketini izleyerek 25 - 30 defa hareket ettirdi. bu hareketleri (hareket serilerinin aralarında terapistin danışanı izlemesini ve dikkatini yönlendirmesini sağlayan) terapistle kısa diyaloglar kurarak) 15 - 90 dakika boyunca defalarca tekrarladılar. sonuç ölçümleri sadece bir oturumdan sonra insanların daha az kaygı hissettiklerini, kendileriyle ilgili daha olumlu düşüncelere yöneldikleri ve belirtilerde iyileşme bildirdiklerini göstermiştir. o andan itibaren 1990 ’da emdr olarak yeniden adlandırıldı. emdr ile ilgili yapılan kapsamlı araştırmalarla emdr’nin prosedürleri belirlendi.

    emdr insanlarda onları bilgileri sağlıklı çözümlere götürecek (içsel bir sistem) bilgi işleme süreci olduğuna inan iyimser bir bakışı vardır. bazen bu sistem dengesizleşir veya engellenir ve olumsuz anılar sinir sisteminde tutulan, insana zarar vermeye başlar. emdr karmaşık bir yaklaşımdır ve iki yönlü (bidirectional) uyarım vb. başka müdahaleler kullanır. bunlar anıların ve duyguların işlenmesini, olumsuzların değiştirilmesini kolaylaştırır.

    iki yönlü (bilateral) uyarımın gerçek mekanizması henüz bilinmemektedir. iki yönlü göz hareketleri uyku sırasındaki veya derin konsantrasyondaki ritmik göz hareketlerine bağlanmaktadır. sonuçta, göz hareketleri bilişsel işleme (işlemleme) ve beynin her iki yarı küresinin işleyişinin bütünleştirilmesiyle bağlantılı görünmektedir. emdr, göz hareketlerini yapay olarak artırarak ve bunları rahatsız edici anılarla bağlantılandırarak, gerçekte bozulan bilgi işleme sistemini hızlandırır ve belleğe sinir ağları yoluyla olumlu biçimlerde hızla ilerleme olanağı verir. emdr bir bilgi-işleme modeline (bilişsel bir temeli vardır) dayanmaktadır ve tedavi planında önemli ve güçlü bir unsur olabilir. ayrıca, psikodinamik yaklaşımları da yansıtmaktadır (serbest çağrışım ve katarsis kullanımıyla). shapiro emdr’yi birey-merkezli olarak görmektedir, çünkü terapist göz hareketlerini yönlendirmenin dışında nötr bir rol alır, danışanın tedavi sürecini yönlendirmesine izin verir.

    emdr’de kullanılan en etkili tekniklerden biri bilişsel –birlikte- dokumadır (cognitive interweave); bilgi işlemeyi ve yeni öğrenmeleri pekiştirir, insanların yeni olasılıkları görmelerine yardımcı olur.

    örneğin: kendini “kötü/bozulmuş biri” olarak gören cinsel istismara uğramış birine terapist, kendi oğlunu aynı yaş ve durumda (istismar durumunda) hayal etmesini ve kendi oğlunu kötü/bozulmuş biri olarak görüp görmeyeceği sorulur. amaç danışanın “olduğum kişi olarak ben iyiyim” düşüncesini artırmaktır. diğer örnek, yakın zamanda büyük annesinin öldüğünü ve ona çok değer verdiğini söyleyen aşırı yeme davranışını azaltmakta güçlük çeken danışana “büyükannen yeme bozukluğunu bilseydi ve bunun üstesinden gelme yeteneğinle ilgili sana ne söylerdi?” sorusu sorulur.

    kaynak: http://www.psikologunuz.com/emdr.html