şükela:  tümü | bugün soru sor
  • istiklal caddesindeki sinema. eski yapi ve kokusuyla sinemaseverleri ceken, film festivali mekani.
  • istiklal caddesi uzerinde degil, yesilcam sokagindadir gerci. calisanlari da superdir bu sinemanin. muduru hikmet bey mesela, sonra kafeteryaci suheyla hanim*, tuvaletci cingene teyze, biletci sarisin teyzeler, komik ceketli yer gostericiler. hepsi senelerdir orada calisir, yeterince sadik bir izleyiciyseniz, yani sadece orada oynadigi icin sacma sapan filmlere gidecek kadar obsesifseniz, sizi mutlaka tanir, selam verirler. filmden once de yan taraftaki han cafeden tost alinmissa eger, istanbuldaki en super sinema deneyimi olur bu.

    2008 film festivali sonrasi edit: hala cok seviyorum. ama festivalin ozellikle ikinci haftasinda bu sinemada gordugum neredeyse her film kapkaranlikti. hatta yumurta gosteriminden sonra yonetmen ozur diledi, sorun belki kopyadadir diye. ama karanliklar devam etti, kafamda puslar icerisinde bir goruntuler silsilesi kaldi...
  • kedilerle köpeklerin koyun koyuna yattığı bir mekandır. kedi kadrosu sürekli değiştiği için isimlerini veremeyeceğim ama köpeğin adı kızım'dır. arada film izlerken kedilerin perdedeki görüntülere atlayıp, çeşitli maskaralıklar yaptığını görmek ayrı bir keyiftir.
  • nereden baslasam ki, birincisi eski, yeni tartismasi pek yoruma acik bir konudur amma velakin eski yapilarin modernize edilmesi adina rezil edilmesi, genellikle 'yeni'yi pek goze batar hale getirir.. bu acidan emek sinemasinin eski halini mumla arayanlar da vardir nitekim.. bu tarihi sinemanin kendine has bir kokusu oldugu dogrudur zira pek titiz bir adam olan sinema muduru hikmet bey her sabah buyuk bir ozenle her yere o kokuyu veren spreyi sikar, her yeri ozenle temizletir.. yer gosterici olarak andigimiz yasini basini almis emek emektarlari ise ne giyerlerse giysinler kibarliklarindan ve vefali tavirlarindan hicbirsey kaybetmezler.. ve her daim sicak bir selami ve sohbeti insandan esirgemezler.. kapinin onunde surekli keyif yapan bir kopegi oldugu dogrudur ama titiz hikmet bey tarafindan iceri kedi ve kopeklerin girmesi engellenmistir, unlu fitas kedilerinin sovlarina burada rastlanmaz pek.. emek sinemasi, han cafe isbirligi de festival zamani doruk noktasina ulasir, bilumum festival dedikodulari da han'dan temin edilebilir pek tabi..
  • en arka koltuğunda film seyretmenin muhteşem bir duygu olduğu, bilet alırken özellikle "mümkünse en arkadan olsun" diye belirttiğim sinema.
  • art nouveau tarzındaki iki melek figürü yüzünden ilk olarak melek sineması adını almıs..daha sonra emekli sandığı tarafından satın alınmıs ve ismi emek sineması olarak degistirilmis..film baslamadan on dakika kadar once salona girmek ve oturulan yerden tavandaki, balkon kenarlarındaki orjinaline cok yakın duzenlenmis ihtişamlı suslemeleri, oymaları ve nişleri seyretmek gerekir..
  • bundan 5 sene önce büfesinde boundri*, gıranç*, tivik* gibi egzotik isimli abur cuburlar satilan sinema.
  • bir dönem oynayan tüm filmleri izledigim, secici gecirkenlik donemimden sonra ise, sadece warnerin* vizyon filmlerini oynadigi icin festivalden festivale ve yilda bir kac filme ugradigim, yine de izlemek istedigim film eger orda oynuyorsa baska salona gitmedigim, hikmet amca ve murat abi ile birlikte herseyine asik oldugum, sinema denince ilk akla gelen sinema salonu...