şükela:  tümü | bugün
  • "yaşam, aydınlık-karanlık arasında yaşanan bir uyuşukluktur, ışıltılar ve gölgeler arasında bir hareketsizliktir. yaşam her an bozulur, ayrışandır. yaşam ışığın monoton kaybıdır, gecede yavan bir eriyiştir."
  • aforizma uzmani.
  • eger gercekten acı cekersem
    bireysel dramdır.
    eger bireysellikten daha fazla acı cekersem
    bu durum benliğimi aşar ve
    varlıkların özünü birleştiririm
    e.m cioran
  • dediğine bakılırsa, kötümserliğinin nakaratı şöyle canlanıyor dilimde:
    karamazov kardeşler x 6
    cinler x 5
    yeraltından notlar x 20
    budala x 4
    swanların tarafı x 2

    "müzik kavranılmaz olmasına ve buharlaşıp gitmesine rağmen son derece gerçek bir evrendir. onun büyüsü karşısında duyarsız olduğu için müziğe giremeyen bir birey bizzat varolma nedeninden mahrum kalır. müzik ya sizi delirtir ya da hiçbir şeydir"
    bu adamın içinde gerçek bir rock&roll var.

    (bkz: entretiens) *
  • "her dusunce bastirilmis bir duygudan kaynaklanir" diyerek ucuncu goze isaret eden bir bilgeydi benim icin. bir de gudu deseydi (ya da belki bunu demisti?) insanin olusunun kanimca en kilit noktasina anahtar dayayacakti.
  • nerde hayatın sıkıntısından, varoluşun bunalımından bahseden bir varoluşçu görsem, "lan faşizm?" diye düşünmekten kendimi alamıyorum. çünkü bu fikir zibidileri en çok faşizmin yoğunlaştığı, ya iktidarda ya da iktidara gelmek üzere olduğu yerler ve zamanlarda çıkıp, asalak bir küçük burjuva zihniyetiyle asker pabucu yalamaya bayılıyorlar. cioran'ı görünce de böyle düşündüm ve yine yanılmadım.

    nazi partisine ödediği aidatını hiç sektirmeyen ve rektörlüğünü öldürülen, sürülen antifaşist düşünürlerin kanları üzerine kuran hitler yardakçısı heidegger (ki binlerce kez kanıtlar öne koyulmuş ve heideggerseviciler felsefi ad hominemlerden başka kanıt getirememişlerdir) numunesi, bu işlere kafa yoranların aklından bir an bile çıkmamalıdır.

    cioran'ın defterini açınca da pek öyle arasında kurumuş güller olan sayfalarla karşılaşmıyoruz. tam tersine cioran'ın mürekkebi de kandır. faşist oluşum garde de fier'in destekçisi cioran, bakın neler demiş zamanında (sonradan çok pişman olmuştur eminim!) okuyoruz:

    - günümüzde hitler'den daha sempatik ve hayran olunası başka bir siyasetçi görmüyorum. (1933)
    - birkaç embesilin canı alınırsa, insanlık ne kaybeder? (1934-uzun bıçaklar gecesi hakkında)
    - faşizm o olmadan italya'nın bugünün romanyası gibi ödün vermek zorunda kalacağı bir şoktur. (1936 - mussoli'nin pabucunu yalarken)

    1940 yılında, faşist demir muhafızların idolü codreanu'nun mezarı başında onun mezar taşını yaladığı bir konuşma yaptı: "her şeyden önce romanya'lılara bir amaç verdi." bu amacın "her şey vatan için" nidaları arasında bükreş mezbahasında doğranan insanlar tarafından ne kadar paylaşıldığı ise şüphe götürür.

    edit:
    asıl kaynak:
    - z. ornea. the romanian extreme right. s. 190-192
    ikinci el kaynak:
    - http://en.wikipedia.org/wiki/cioran

    ayrıca, cioran, eliade ve ionesco'nun faşizmle danslarını (her ne kadar ionesco'yu ayrı bir yere koysa da) anlatan bir kitap için de:
    - alexandra laignel-lavastine, cioran, eliade, ionesco : l'oubli du fascisme. 2002.
  • "oluş: hallolmayan bir can çekişme"
    "barbarlık yoluyla, hitler bütün bir uygarlığı kurtarmaya çalıştı. girişimi başarısız oldu. şüphesiz bu uygarlık daha iyisine layıktı. eğer başka kalitede bir canavar çıkaramadıysa kabahat kimin?"
  • deliliğin cioran için anlamı sahiplik altındaki aklı -nesnellik değil de öznellik olarak, ben'im aklım olarak, nesnellik ve saf hakikat imleyen akıldan ziyade- kaybetmektir ve deliliğin önşartı için -aslında akılla özdeş olan- ışığı dileyen cioran şunları söyler:

    "aklımı kaybetmeyi bir şartla isteyebilirdim, gece gündüz güleç, sorunsuz ve takıntısız, neşeli ve keyfi yerinde bir deli haline geleceğim kesin olmalı. kaynağını aydınlıktan alan esriklikleri şiddetle arzular ama yine de onlara sırt çevirirdim, çünkü onlar, karanlık bunalımları daima peşlerinde sürüklerler. bunun yerine, yalnızca benim içimden fışkıran ve dünyanın çehresini güzelleştirebilecek, esrikliğin geriliminden uzak, aydınlık bir sonsuzun sukunetini koruyabilecek bir ışık banyosunu tercih ederim. o, bir gülümsemenin zarafetine, onun sıcaklığındaki hafifliğe sahip olurdu. ve ben, bütün dünyanın, bu aydınlık rüyanın üzerinde, bu saydamlık ve özdeksizliğin içinde yüzmesini isterdim. artık ne bir engel ne bir madde varolsun, ne bir biçim ne de sınır kalsın; ve işte ben de bu cennette ışıkla ve ışık içinde ölüp gideyim..."
  • "yaşamak savaşı kaybetmektir" diyebilecek cürete sahip, çocukluğuyla romanya, diliyle fransa ve duygularıyla ispanya vatandaşıdır.
  • çürümenin kitabıyla schopenhauer ve nietzsche'nin takipçisi olduğu aşikar ortaya çıkan zat-ı muhterem ... ayrıca ikinci dünya savaşı öncesi hitler'i bay karizma olarak tanımlar kendileri haklıdırda:)