şükela:  tümü | bugün
107 entry daha
  • ...düğün gecesi yaşadığı bunalım, bu doğumda geri gelmişti. üstelik, daha o sabah, boşa giden doğurganlığının kanları içinde uyanmıştı. o anda, bu korkunç gecenin heyecanlarından sonra, işe yaramaz bir su halinde bacaklarının arasında aktığını hissediyordu. hiç anne olamayacağına, yeni bir can yaratamayacağına göre, bedenindeki kanı öyle akıp gitse ve tükenseydi keşke. neye yarardı hayat dolu ergenliği, öz suyla dolu kol ve bacaklarıyla kasları, teninden yükselen esmer çiçekler açtıracak güçlü koku? herkesten uzakta, tek başına kuruyan, işlenmemiş bir toprak gibi kalacaktı...
    (bkz: yaşama sevinci)
  • angelique'in hülyası adlı kasvetli romanını, kallavi betimlemelerle perçinleyen fransız bir yazar.
  • ilk ve ortaokul yıllarında zayıf ve çelimsiz bir çocukmuş zola. onunla aynı dönemde aynı okulda okuyan paul cezanne ise yapılı ve güçlü bir çocukmuş. zola'ya sürekli okulun kabadayıları sataşırmış ve dövermiş. bir gün cezanne kabadayı öğrencilerin zola'yı tartaklamaya başladıkları bir gün ortaya çıkıp hepsini haklamış ve o günden sonra zola'yı koruyacağını onun hamisi olacağını haykırmış. bunun üzerine zola daha sonra cezanne'a bir sepet elma hediye etmiş. derler ki cezanne bu jesti hiç unutmamış ve bu yüzden natürmontlarında çoğunlukla elma çizmiş.

    kaynak: sanat 101 kitabı.
  • hayatının son zamanlarında o kadar fakir, o kadar yokluk içerisindeymiş ki, penceresine konan kuşları avlayıp yiyerek karnını doyurmaya ve hayatta kalmaya çalışıyormuş diye bir şey okuduğumu hatırlıyorum hayat hikayesini anlatan bir yazıda.
  • meyhane kitabını yıllar önce okumuştum, okurken ağladığım yerler oldu. fransa gibi avrupanın gözde ülkelerinden birinde, insanların sefaleti iliklerine kadar yaşaması beni çok şaşırtmıştı. eserlerinde gerçekler dibine kadar yansıtılmış. nana kitabını meyhane kitabından hemen sonra okudum, meyhane kitabının ana karakterlerinin çocuğu olan nana'nın hayatının kayışı anlatılıyordu bu kitapta.

    bu iki kitaptan yola çıkarsam, tarzını beğendiğim bir yazar.

    hayatının son yıllarını sefalet içerisinde geçirmesi beni üzdü, bu ayrıntıyı bilmiyordum.