şükela:  tümü | bugün
  • bol ödüllü bağımsız film aşk yazım'ın* başrolündeki iki genç kızdan biri, emily blunt. genç ingiliz oyuncu, sinemadan önce tiyatroda pişmiş.

    ilk filmi last resort'la yönetmenler dünyasına giren polonya asıllı pawel pawlikowsky, ikinci filminin oyuncularını bulabilmek için sekiz ay boyunca bütün okulları ve tiyatro kurslarını taramış. press, sürecin hemen başında bulunmuş. "emily karakterini bulmak zor oldu," diyor pawlikowsky. "britanya'da zengin ve şımarık kızları canlandırabilecek çok sayıda oyuncu var ama pek azında ilginç ve sarsıcı yanlar mevcut. emily'de farklı olan, gözlerinin arkasında yatan canlılık ve oyunculara has olan beyniydi. sette her şeyi o kadar çabuk kapıyordu ki, her gün değişiyordu. söylenenleri dinleyip, ilk denemede mükemmelen yerine getiriyordu."

    ilk oyunculuk deneyiminde dame judi dench'le birlikte royal family / kraliyet ailesi oyununda sahneye çıkan blunt, evening standart gazetesinin verdiği 2002'nin en iyi çıkış yapan genç oyuncusu ödülünü almış. oyunda rol alışı da ilginç; edinburgh festivali'nde bir menajerin dikkatini çekince, kendini daha öğrenci olduğu halde sahnede bulmuş. "tiyatro okulunda edindiğimden çok daha fazla deneyimi edindim oyun sırasında," diyor.

    kate winslet'e benzetilen ve günümüzün en heyecan verici genç oyuncularından biri olarak nitelendirilen blunt'ın gelecek projeleri arasında stephen poliakoff'un bir oyun uyarlaması ve vogue dergisini anlatan çok satar şeytan prada giyer'in film versiyonu da var.

    http://www.radikal.com.tr/….php?ek=cts&haberno=4989
  • (bkz: james blunt)
  • yarı düşmüş göz kapakları ve dışa çıkardığı dudakları ile sinirinizi bozan ve buradan da anladığınız üzere iyi rol yapan genç oyuncu. kate winslet'e benzerliği varolmasına rağmen bu benzerliği asıl pekiştiren heavenly creatures'ta kate winslet'in oynadığı rolün aynısının* my summer of love'da kendisine verilmesidir.
  • yetenek küpü valla! baygın bakışlı, ya sev ya nefret et kıvamında bir yüz ifadesine sahip kesinlikle takip edilesi şahhaane insan... ha bi de brit evet.. ah o aksan yok mu, ow yea! komik demiş miydim.. dememişim.. evet komik. her neyse, evlenmek istiyorum kendisiyle. hazır bublé'a yol vermişken.

    sunshine cleaning'i izleyin my summer of love'dan sonra. the jane austen book club'ı izlemeyin. *

    edit: öf evet kesinlikle evlenmek istiyorum, ne zaman izlesem aynı tepki bünyede, töbe töbee... ve hayır cinsel bi durum da yok işin tuhafı. sadece evlenmek istiorm, sabah kahvesini yudumlarken gazetesini okusun sesli sesli ben dinliyim falan..
  • kendisi aynı zamanda the office in jim halpert ı olan john krasinski ile nişanlıdır.
  • demet evgar'ın global versiyonudur.

    (bkz: demet evgar/@deckard)
  • tüm filmlerini izledim ve patolojik bir vaka olduğumu sözlük içerisinde herkese ilan etmek istemediğim için hepsinden bahsetmeyeceğim. yo, filmlerde giydiği kıyafetlerine ve repliklerine kadar bilmiyorum ama. yok öyle bir şey...

    benim aklımdan çıkmayan sahnesi dan in real life'daki "date" sahnesi. eskiden yüzüne bakılmayan ve domuzcuk diye lakap takılan bir kız umutsuz bir bekar için son çaredir. umutsuz steve carell bekler ve anasının ayarladığı ve çocukluktan tanıdıkları kadarı ile kese kağıdı kadar güzel olan o kız içeri girer: emily blunt!

    işte o sahne hayata serdar ortaç tadında yaklaştığım andır, kendimi dağa kaldırasım gelmiştir o an. benim annemin bulduğu kızlar ile mukayese yapıyorum ve bunu her yapışımda yağmurdan küçük ellerimle gözyaşlarımı siliyorum. acı...çok acı...
  • the young victoria'yı izlerken janset'e benzettiğim başarılı oyuncu.
  • beş saniye dans edişi ömre bedeldir..

    (bkz: http://www.dailymotion.com/…ideo/xeqr5w_wild-target)