şükela:  tümü | bugün
  • amerikalı şarkıcı. son albümü "the symphonies: dreams memories & parties"i bu sene yayımladı.

    marjinal bir sanatçı olan wells'in kaç yaşında olduğu hakkında kendi sitesinde bile bir bilgi bulunmuyor; ben de 20'lerin sonlarında veya 30'ların başlarında olduğunu tahmin ediyorum. doğuştan yetenekli olan emily'yi büyük plak şirketleri henüz 18'ine basmadan keşfediyorlar, ancak o, büyük plak şirketlerinin vaatlerini reddederek kendi müziğini kendi istediği gibi yapma yolunu seçiyor. bir çeşit ani difranco ile karşı karşıyayız anlayacağınız.

    wells, kendisine esin kaynağı olan müzisyenler arasında bob dylan, nina simone, björk, arcade fire, prefuse 73, the smiths, aphex twin, joanna newsom, the sea and cake gibi çeşitli kutuplardan isimleri ilk sıralarda sayıyor. yaylı enstrümanların sürüklediği indie/folk yapıtı "symphonies..." ile de 2008'in sürpriz ve en güzel albümlerinden birine imza atıyor. büyük plak şirketlerine karşı duruşu sebebiyle emily wells asla bir yıldız olmayacak, ancak dikkatli kulakların onun adını artık daha sık duyacağını da söylemek lazım.
  • çok çok ilginç biri gerçekten. myspace adresinde "i love rap music" demiş. normalde arkama bakmadan uzaklaşmam lazım ama bu kızın akli dengesi pek yerinde değil gibi. bir yandan björk dinlerken diğer yandan ratatat açabiliyor. kaldı ki yaptığı müzik de indie folk, bunların hiçbiriyle öyle çok alakalı değil.

    "the symphonies: dreams, memories & parties" albümünün yazılması çizilmesi bestesiydi falan neredeyse 1 yılımı aldı diyor. aldığına da fazlasıyla değmiş. uzun zamandır böyle kaliteli bir albüm ve "symphony 6: fair thee well & the requiem mix" adında kaliteli bir şarkı dinlememiştim belki de. yetenekten çok daha fazlası gerçekten. kendisi de çok güzel süslü nakışlı biri olmayabilir ama fazlasıyla sempatik ve çekici geliyor bana. şimdilik az kişi tarafından bilinen yetenekli birini dinlemenin keyfini çıkarıyorum, super.
  • bu kadın symphony 1 in the barrel of a gun isimli şapşahane bir şarkı yapmış, çok da güzel olmuş, güpgüzel olmuş. şimdi benim sözüm bir şarkıda keman sesi duyunca kahvesini, sigarasını alıp yağmur yağmasını bekleyenlere: yapmayın!!! o keman nepneşeli, o keman kıpkıpır. hem bak bahar da geliyo inceden. dinleyin, sürekli dinleyin, hatta en güzeli youtube'dan olur başka siteden olur, stüdyodaki kayıt performansını izleyin, neşelenin, şaşırın. aha,
    http://www.youtube.com/watch?v=wnwto4xiccw
  • symphony 1 in the barrel of a gun ile aklımı başımdan alan, stüdyo kaydı videosunu izlediğimde ise, bilgisayar masasını tırnakladığımı fark ettiğim yetenek kumkuması... çaldığı enstrümanın haddi hesabı da yoktur... emily wells trio ile şehir şehir gezmekteymiş ayrıca...saygılarımı sunuyorum...
  • "sanayii devrimi gibi. bundan sonra müzik işçileri işsiz kalacak. muhahah" demişlerdi de inanmamıştım. her haltı çalıyor hakkaten... 1981 doğumlu, los angeles'da yaşıyor ayrıca.* torrent sitelerinde albümlerine de erişilemiyor *, myspace-youtube filan takılıyoruz işte.

    kısacası;
    işini yaparken evlenilesi çekicilikte, düz dururken terkedilesi. işte böyle bir kadın...
  • ilk dinledigimde cocorosie havasi sezdim. pek sahane.
  • neo, post ya da ne tür soncul takı kullanılacaksa ondan mütevellit bir tarz. çok keyifli. looplanası. şükela.
  • kendisini bugün stumbleupon larken keşfettim ilk görüşte aşk budur dedim... dinlenmeli..
  • kendisini facebook’ta kısa bir videosuyla görüp beğendiğim bu hatun, aslında uzun süredir müzik piyasasının içindeymiş. hatta 3 albümü geride bırakmış diyebiliriz. ilk dinlediğimde biraz cocorosie, biraz portishead biraz björk tınıları hissetsem de çok daha farklı bir duruşu var. kendisi de “i love vivaldi and rap music” diyerek benim size anlatmaya çalıştığım şeyi özetlemiş aslında. 4 yaşından beri keman çaldığını hesaba katarsak yetenekli kelimesinin arkasında neler yattığını ve vivaldi’ye olan düşkünlüğünü de rahatlıkla anlayabiliriz.

    kendisi hakkında internette çok fazla bilgi olmadığını gördüm. ordan burdan edindiğim kadarıyla klasik bir aileden geldiğini söyleyen emily, folk ve country müzik dinlemekten hoşlanıyormuş. verdiği röportajlarda küçük oyuncak enstrümanları sevdiğini, birkaç tane oyuncak piyanosu olduğunu ve bunları müziğinde kullanmaktan keyif aldığını , müziğindeki farklılıkta basçısının etkisinin büyük olduğunu belirtiyor. ben farklı birşeyler dinlemekten dolayı çok keyif aldım.
  • dinlenmeli muhakkak, çok değişik çok... birine benzetemedim hala.