şükela:  tümü | bugün
  • gerekçe olarak tasarrufa gitmeyi göstermişler ama bariz muhalif çıkışları etkili olmuş. hatta dolar söylemleri de olabilir neden olmasın?
  • doğan grubunun ne olduğunu bile bile sırf para ve ün için kovulana kadar gitmeyen nevşin mengü, irfan değirmenci, mirgün cabas gibi isimlerin hiçbirine acımıyorum.
  • ekonominin kötüye gittiğini söylediği için cnn türk'ten kovulan gazeteci, ekonomist.

    16. yüzyılda hala aristonun felsefesi ortamlara hakimken ölümünden sonra yayılan kopernik'in kitapları, elden ele geziyor gittikçe popüler hale geliyordu ve bu dönemde iki önemli isim öne çıkıyordu; giordano bruno ve tabi ki hepimizin bildiği galileo galilei. bilim ve felsefede o döneme hakim güç olan kilisenin sözü geçiyor, kilisenin söylediklerinin aksini iddia edenler engizisyon mahkemelerinde türlü eziyetlere maruz kalarak cezalandırılıyordu.

    giordano bruno mutaassıp bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi, kilise okuluna gönderildi. kilisenin sığ düşüncelerinin farkına varan giordano kendi düşüncelerine geliştirmek üzere başka diyarlara yelken açtı. 16. yüzyılda dünyanın yuvarlak olduğunu, evrenin sonsuz olduğunu iddia etti ve savundu. 16. yüzyılda...

    galileo da dünyanın düz olmadığını ve güneşin etrafında döndüğünü savunuyordu. bu yüzden zindanlara atıldı. türlü eziyetler çekti. galileo şanslıydı; toplumun üst tabakasında bulunan bir arkadaşı "galileo bırak şu inadı, gel bir seferliğine dünya dönmüyor düz deyiver. hobi olarak gene yuvarlak olduğunu söylersin." dedi. ve galileo kabul etti. mahkemede sordular galileo'ya "eyyy galileo dünya dönüyor mu?" galileo istemeyerek de olsa "anam avradım olsun ki dönmüyor" dedi. ama içinde kopan fırtınaları durduramıyordu. dava sonucunun açıklanması için ayağa kalkarken kendi kendine fısıldadı: "eppur si muove"*.

    giordano bruno'ya geri dönelim. idealist bir abimiz olan giordano bruno, ortamlarda düşüncelerini korkusuzca savunmakta beis görmüyordu. hatta şöyle bir sözü de mevcut kendisinin: "ne gördüğüm hakikati gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım. aydınlık ve karanlık arasındaki, bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. bundan dolayı her yerde zorlukla karşılaştım ve cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanı sıra kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım." bu da o dönemin şer odağı olan engizisyonun dikkatini çekecekti tabi ki. o zamanlar engizisyon mahkemeleri günümüzdeki malum kesim gibi; kendilerinden farklı olan her kesime, her sese "fetöcü", "terörist", "din hayini" gibi sıfatlar takıyor. tutukladığı kimseleri türlü eziyet ve işkencelere zerk ediyordu. giordano 7 yıl boyunca bu zindanlarda kaldı. görebileceği her türlü eziyeti gördü ama düşüncelerinden vazgeçmedi. hakkında ölüm kararı alındı. bruno ise hakkında alınan ölüm kararına şöyle yanıt veriyordu: "ölümümü bildirirken siz benden daha çok korkuyorsunuz." yakılarak idam edilmeden önce dilinin kesilmesi bunu ispatlar nitelikteydi. 17. yüzyılın başlarında giordano bruno yakılarak idam edildi.

    galileo ve giordano birbirine yakın dönemlerde yaşamış olan, baskıcı ve sığ bir otoriteye karşı düşünsel mücadele vermiş iki önemli düşünür. ortak noktaları hakim olan sığ düşünceye karşı çıkarak göte göt demeleri ve bunun sonucunda cezalandırılmaları. şuan hiç kimse engizisyon mahkemelerini haklı bulmuyor, kimse onlardan söz etmiyor. ama gelileo ve giordano günümüzde bile hatırlanan saygı duyulan bilim insanı ve düşünürler olarak hayatlarımızda yer edinmiş durumdalar. o döneme hakim olan sığ düşünceden bir eser bile yok.

    peki bundan bir 20 yıl sonra emin çapa olayına da böyle bakabilecek miyiz?

    not: işbu entry emin çapa özelinde yazılmamış olup günümüz şartlarında doğruyu dile getirdikleri, göte göt dedikleri için zor duruma düşen herkese ithaf edilmiştir.
  • gerçek olmaması umulan ekonomik darbe.
  • keşke o da dolardaki artışı kabul etmeseydi...

    kardeşim koca bakan kabul etmiyor ki, etse atılacağını biliyor... sana ne oluyor anlamadım ki...
  • irfan değirmenci kovulup da yerine geçtiğinde twitterini korumaya alıp hesabı kapatan birinin kovulması.

    (bkz: o sarı öküzü vermeyecektiniz)
  • "her gerçek her yerde söylenmez" sözünün kurbanı olmuş ekonomist'in başına gelen olay.

    tüpçü kanalı satın alır almaz nabza göre şerbet verip "doların 4 lira olduğu algısı yanlış" deseydi mevkisini korurdu.