şükela:  tümü | bugün
  • medya gündemin bugün kendisiyle alakalı yaptığı bir habere göre anayasa mahkemesindeki cemaat işlerinden bahsetmiş.... haberin tamamını okudum kullandığı dil(bildiğin dil) ulan bu adam cemaatçi mi diye düşündürüyordu ki sonunda medya gündem 30 una gelmemiş bir adamın kariyer basamaklarını kısa zamanda nasıl piç ettiğini de gayri ihtiyari yazmış. 30 una gelmemiş bir adamın bu kadar zikzakı kendi başarı hikayesiyle yapmasının imkanı yoktur.kifayetsiz muhteris olduğu aşikar olan birinin sözüne çok itibar etmemek lazım.

    http://www.medyagundem.com/…maat-aymyi-ele-gecirdi/
  • hukuk fakültesi mezunu olmamasına rağmen çok kritik görevlere getirilen bürokratlardan biri.

    detaylı bir şekilde okuyunuz:

    (bkz: hukukçu)
  • bugün anayasa mahkemesinin açıklamasını görünce acaba kimi kastediyor diye araştırırken öğrendim bu arkadaşın varlığını. harvard falan deyince matah sayılabiliyor başta ancak yurtdışından gelip kut diye raportör olarak atandığını okuyunca anlıyoruz ki tayyip bunu aym ye bilgi taşısın arada da bir de ortalığı karıştırsın diye koymuş oraya
  • indiana universitesinde lisans, sonra harvard'da y. lisans ve son olarak da doktorasını soas'ta tamamlamış bir genç akademisyenden bahsediyoruz. bazısı "harvard'lı olmak da ne ki" tadında cümleler kuruyor lakin soas'ın ne olduğunu bile bilmediğinden bunu bile es geçecek kadar çocuğun kariyerinden bihaber olabiliyor.

    hepsi bir yana, eğitimle eşeklik baki kalır dense bile şu videoda anlattıklarından edindiğim izlenim, fazlasıyla doğrucu davut ve ipe sapa gelmez, gem geçirilmez bir genç beyin olduğu şeklinde tezahür etti:
    http://www.youtube.com/watch?v=salk9qjvfzq

    hiç çekinmeden (ki bence bu yaşta bu kadar cesur konuşması ve bu denli çok şey öğrenebilmesi, sırtını sağlam yere dayamasından kaynaklanıyor) pek çok çarpıklığı anlatıyor ve "itirazı olan varsa beni dava etsin ve mahkemede bunları ispat edebilirim" diye de meydan okuyor. doğruluğunu anlamamız için mahkeme gibi -artık adaletine pek inanmadığım- kurumlara değil ama, karşı tarafın bu iddialara cevaplarını duymamız gerekli lakin bugün aym'nin yaptığı "sözüm ona" sert açıklamanın kofluğu ve kifayetsizliği, akla da makul gelen bu iddiaların gerçek olacağına ikna etti beni. zaten sn yıllardaki pratik tecrübelerimiz de, hukuk garabetleri de bu iddialarla örtüşmekte.

    inanıyorum ki bu cemaat örgütlenmesi memleket hukuk sisteminden ivedilikle temizlenecektir ama kemalist vesayetten boşaltılan inlere giren bu cemaat vesayetini de temizledikten sonra yine yeni bir vesayet yahut aidiyeti hukuktan üstün kılan bir grup gelecekse, bu temizlemelerin de bir manası kalmayacaktır. hukuk sisteminin ve hukukçuların da hesap vereceği daha makul bir düzen ve sistem gelmediği sürece, bu hukuk lakaytlıkları ve adaletsiz hukuk sistemi değişmeyecektir...
  • ahaber kanalındaki deşifre programında an itibari ile cemaatin aym'nin içerisindeki yapılanmasından bahsediyor.aym başkanının tek adam sistemi oluşturarak istedigini işe alan iştedigini görevden uzaklaştiran kişi olarak bahsetmekte.
  • yeni ve verimli bir akp yandaşıdır. bütün yargı aym hariç akp nin eline geçmişken bu 'pırlanta' gencimizin elinde de hukuk sisteminin en büyük kurumunu adaletsizlik ile, taraf tutmak ile ve darbe girişiminde bulunduklarını iddia ettikleri 'paralel yapı'nın elemanı olmakla suçlayacak ve bu isnadı kanıtlayacak belgeler, bilgiler varken; kendisi bacak bacak üstüne atıp havuz medyasına kendisine çanak tutan sorulara cevap vererek, belgeleri bilgileri anlatmayarak pazar sohbeti yapmayı tercih etmiştir. senin ben her nereden aldıysan o diplomalarını adalet anlayışını seveyim! madem elinde en yüksek kurumu yıkmaya yetecek bu suçlamaları kanıtlayacak belge var, kalk adalete teslim et kardeşim! dava açılırsa açıklarım ne demek? anlamadığım başka bir konuda akp yandaşlarının 'kardeşim adam harvard mezunu yok o mezunu yok buradan diplomalı' filan diye adamı savunmaya kalkmaları! yahu sizin darbeci paralel diye suçladığınız o savcıların hakimlerin diplomalarına bir bakın isterseniz! cemaatinde sizinde kökünüze kibrit suyu!
  • aljazeera turk'te bugün şöyle bir röportajı yayınlanmış yıldırım beyazıt üniversitesi akademisyeni eski aym raportörü. adını bile duymadım daha önce. ciddi ciddi okudum hepsini ve şıp diye bir başka kifayetsiz muhterisle karşı karşıya olduğumuzu anladım. te allaam.

    kuvvetler ayrılığının türkiye'de imkansız olduğunu, çünkü bu kavramın demokratik ülkelerde işlediğini ve türkiye'nin yapısal olarak demokratik olamayacağını söylüyor. sonrasında "e nasıl bir model var kafanızda o zaman?" sorusu geliyor normal olarak. cevabı bonba gibi bişey. ne kadar da okumuş çocuk, ne kadar da bilimsel konuşuyor! hikmetli biriymiş, aferin.

    "sistemi böyle tüm yapı taşlarıyla kafamda kurmuş değilim açıkçası. sadece şundan eminim, bir kuvvetler birliği modeli olursa bunun denetim mekanizmasının çok güçlü olması lâzım. ve seçilmiş başkanın azledilebilmesinin de mümkün olması lâzım. böyle her tarafa hâkim bir diktatör havasında da olmaması lazım. benim buna sıcak bakmamın nedeni, aksinin hiç bir koşulda mümkün olmadığını düşünmem. tek seçenek kuvvetler birliği gibi görünüyor bana. kuvvetler birliğini temsil eden kişinin de hikmetli biri olması gerek. bu sadece benim görüşüm değil platon da aristo da bunu söylüyor."
  • mükemmel (!) hukuki yorumlara sahip bir hukukçu. harvard ve soas'ta lisansüstü eğitim almış bir hukukçu aşağıdaki cümleleri nasıl kurabiliyor akıl alır gibi değil.

    önce türkiye'nin "hiyerarşik" bir toplum olduğunu varsayıyor:
    "biz hiyerarşik bir toplumuz. soyut ve sembolik bir ayrılma var, bir kast toplumuyuz. arabasına göre, oturduğu yere göre ayrılıp konumlandırılıyor insanlar. hukukun temel varsayımı ise eşitlik. türkiye’de hukukun dili ile toplumun dili, hukukun kodları ile toplumun kodları arasında uyumsuzluk hatta ciddi bir savaş var."

    buradan yola çıkarak ülkede kuvvetler birliğinden başka bir yönetim biçimi olamayacağı sonucuna varıyor:
    "toplumda demokrasi kültürü yoksa bunu dayatmanın anlamı yok. ben kitapta da bunu söyledim... türkiye’de kuvvetler ayrılığı imkânsız. şimdiye kadar bunu zorlama politikası izlendi. ben de diyorum ki bu zorlama politikasından vazgeçelim ve toplumumuza uygun bir modele geçelim.
    - tarif eder misiniz bu modeli?
    - sistemi böyle tüm yapı taşlarıyla kafamda kurmuş değilim açıkçası. sadece şundan eminim, bir kuvvetler birliği modeli olursa bunun denetim mekanizmasının çok güçlü olması lâzım. ve seçilmiş başkanın azledilebilmesinin de mümkün olması lâzım. böyle her tarafa hâkim bir diktatör havasında da olmaması lazım. benim buna sıcak bakmamın nedeni, aksinin hiç bir koşulda mümkün olmadığını düşünmem. tek seçenek kuvvetler birliği gibi görünüyor bana. kuvvetler birliğini temsil eden kişinin de hikmetli biri olması gerek. bu sadece benim görüşüm değil platon da aristo da bunu söylüyor. bu siyaset felsefesinde de karşılığı olan bir düşünce. bizim toplumumuza da uygun. demokratik kültürün yerleştiği toplumlarda kuvvetler ayrılığı olabilir çünkü insanlar zaten bir denge ve karşılıklı kontrol kültürü içerisinde düşünüyor ama bizde beni rahatsız etse de türk toplumu başa bağlı.
    - başkanlık sistemi olursa nasıl işleyecek hukuk?
    - biz sadece başkanlık sistemini kuracağız. başkanın diktatör olmasını engelleyici bir yapıyı ayrıca kurmamız gerekiyor. mesela osmanlı’da ne var? şeyhülislam. padişahın astığım astık kestiğim kestik olmasının önündeki engel ne? şeyhülislam. icracı hiç bir şey yapmıyor. bunun gibi bir mekanizma olması lâzım."

    öncelikle arkadaş osmanlı'da padişahların şeyhülislamı görevden alabildiğini bilmiyor galiba. ama bunu geçelim. esas vahim nokta, başkanlık sistemiyle kuvvetler birliğini aynı şey sanması. halbuki böyle bir şey yok. abd'deki başkanlık sistemi, ingiliz parlamenter sistemine nazaran güçlerin daha net biçimde ayrılması esasına dayanır. kuvvetler birliği dediğimiz şey ise yasama, yürütme ve yargının tek bir merkezde toplanmasıdır ki burada denge mekanizması filan olmaz. baştaki kişi seçimler dışında ancak darbeyle indirilebilir. eğer türkiye için bahsettiği "toplumsal kodlar" geçerliyse böyle bir yönetimde seçimlerin ne kadar adil yapılabileceği de ortada.

    yani hem türkiye'de güçler bir yerde toplanmalıdır diyor, hem de bu gücü dengeleyebilecek mekanizmaların oluşturulabileceğinden bahsediyor. bu çelişki yetmezmiş gibi bir de türkiye'de hukukun hep araçsallaştırıldığını, kötüye kullanıldığını söylüyor. madem öyle, o zaman bütün gücü elinde toplamış bir yöneticiyi hangi anayasayla, hangi mekanizmayla durdurmayı düşünüyorsun?

    yani röportajda kısaca "türkiye toplumu eşitlikten anlamaz, böyle gelmiş böyle gider, o halde bize eli sopalı bir adam lazım, dua edelim ki hikmetli biri olsun" demiş. o zaman hukuka, hukukçuya, sana, senin yaptığın bu kadar tahsile ne gerek kaldı? türkmenbaşı gibi biri gelsin, milleti çoban gibi gütsün.