şükela:  tümü | bugün
  • ingiltere’de kadınlara oy hakkı için savaşan cesur kadın. yılda 12 kez hapse girmekle rekor kırmıştır. ama kadınların da eşit oy hakkına kavuşmasını sağlamıştır. (1858-1928)
  • "kadınlar ya öldürülmeli ya da onlara oy hakkı verilmelidir."

    (bkz: emmeline pankhurst)
  • ingiltere'deki süfrajet hareketini kurarak kadınlara oy hakkı için çalışmış, feminizm öncü kişilerinden, süper cesur, etkileyici bir hayat hikayesi olan kadın.
  • her ne kadar yetersiz bir anlatıma sahip olsa da suffragette filminde meryl streep tarafından canlandırılmış kadın hakları savunucusu, süfrajet.
  • kadınların sosyal ve politik birliği (wspu) "women's social and political union" kurucularındandır. orta gelirli bir ailede yetişmiş bir kadındır. siyasi çalışmalarında ailesinden etkilendiği düşünülmektedir. kurduğu bu partinin amacı genel olarak kadınların sosyal toplumda, politik haklarının olmasını sağlamaktır, hatta birleşik krallıktan parlemantoya bir üyeyi, kadınların oy kullanabilmesi için, yasa tasarısını meclise sunmaya ikna etmişler. tutuklanmasının sebeplerinden biri de bütçe başkanın evine bombalı saldırı eylemlerinde parmağı olmasıdır, ancak hapishanede de çok tutulamamış, yaptığı açlık grevi başarılı sonuç vermiştir. destekçileri ona taptığı için, kilise yakmalar, posta kutularına asit dökmeler gibi eylemlerde bulunmuşlar bu da asıl amacından sapmaya yol açmış. bütün bu eylemlerden yanı sıra hayatının son zamanlarında, ailesi ile birlikte güçlükle geçinmişlerdir.
  • kadınların oy hakkına sahip olmasını sağlayan kadındır. o ve arkadaşları başkentte bir çok protestolara öncülük etmiş. "ya parlamento ya hapishane!" sloganlarını atmışlardır. fakat birçoğu için bu slogan hapishane ile sonuçlanmış. emmeline ve arkadaşları bu sefer hapishanede açlık grevi yapmaya başlamış. hükumet ise
    bunun karşılandığında, kadınlara şiddet uygulanması emrini verirmişti. hapishanede kadınlar yatağa bağlanır, ağzını kapamasını engellemek için tahta ya metal tıkaç takılır, bir tüp boğazından geçirilerek midesine doğru yönlendirilmiş. daha sonra ince bir yulaf lapası mide dolana kadar tüpten içeri dökülmüştü. bu acı veren uygulama kadınların ciddi yara ve enfeksiyon kapmasına sebep olmuştu. tabi uygulamaya karşı direnen kadınlar da vardı. bunlardan biri de emmeline'nin arkadaşı emily idi. emily hücresine barikatlar kurdu ve gardiyanlar onu çıkarmak için küçük bir delikten buzlu su sıktı. emily hastalanıp bir kaç gün sonra hayatını kaybetti. emmeline ve arkadaşları hapisten çıktığında parlamentoya yürümek istediler fakat polis onları yerlerde sürükledi ve darp etti. emmeline ve diğer kadın liderlerin yapmış olduğu toplantılar ise erkekler tarafından dağıtıldı. erkekler kadınlara domates ve taş attılar. albert hall'deki toplantıya katılmak isteyen bir kadını da at kırbacı ile övüp vücuduna sigara söndürdüler. emmeline önderliğindeki kadınlar hükumet binasını ve başbakanın ofisini yaktılar. daha sonra 1.dünya savaşında ingiltere'nin kazanmasında kadınların çok hakkı olduğu düşünüldü ve sonunda hükumet 30 yaş üstü kadınlara
    seçme hakkı verdi. fakat bu durum yine de eşitsizliğe yol açtı. çünkü hem milletvekili seçilemiyorlardı hem de erkekler gibi 21 yaş üstü oy kullanma hakkına sahip değillerdi. emmeline ve arkadaşları çeşitli protestolarına devam ettiler ta ki 1928 yılına kadar. 1928'in temmuz ayında kadınlar erkeklerle aynı haklara sahip oldu.
    aynı yıl ilk kadın milletvekili, oy verme hakkını elde etmek için hiçbir mücadele vermeyen lady astor olurken hayatını kadınların erkeklerle eşit olmasına adayan emmeline pankhurst toprağa veriliyordu.
  • 1920'lerde kendini sarayın parmaklıklarina zincirleyen ulu kadın.

    tanıdık geldi mi?
  • torunları sylvia ve helen pankhurst'un kurduğu feminist hareketi devam ettirip adını yaşattığı kuramcıdır.
  • kadın hakları savunucusu mary richardson, 10 mart 1914'te londra ulusal galerisi'nde sergilenmekte olan, velázquez'in "aynadaki venüs" tablosuna et satırı ile saldırmış. richardson, venüs'ün omuzlarının altında kalan bölgede yedi yarık açmış.

    sanat eserine zarar vermekten altı ay hapis cezasına mahkûm edilen richardson, saldırısının sebebini, "devletin, modern tarihteki en güzel karakter olan mrs. pankhurst*'e zarar vermesini protesto etmek amacıyla mitolojik tarihin en güzel kadınına zarar vermek istedim." şeklinde açıklamış.

    richardson bu olaydan sonra "kanlı mary" benzetmesiyle "kesici mary" (slasher mary) olarak anılmaya başlamış.

    kaynak: http://www.toplukatalog.gov.tr/…rch_field=2&order=0
  • emmeline pankhurst; (d. 14 temmuz 1858, manchester – ö. 14 haziran 1928, londra, ingiltere), ingiliz kadın hakları savunucusudur. kadınlara oy hakkı verilmesi için yürüttüğü 40 yıllık mücadelenin sonunda ingiltere’de kadınlar erkeklerle eşit oy hakkı elde etmişlerdir. kızı christabel harriette pankhurst de (1880-1958) kadınlara oy hakkı hareketinin önde gelen adlarındandı. 1879’da john stuart mill’in arkadaşı, hukukçu richard marsden pankhurst’le evlendi. kocası ingiltere’de kadınlara oy hakkı verilmesini öngören ilk yasa tasarısını (1860’ların sonları) ve evli kadınların mülkiyet haklarına ilişkin 1870 ve 1882 tarihli yasaları kaleme alan kişiydi. pankhurst’ün kurduğu kadınlara oy hakkı birliği’nin yürüttüğü mücadele sonucunda evli kadınlar 1894’te yerel yönetim görevlilerinin seçiminde oy kullanma hakkını elde ettiler. 1895’ten sonra manchester’da çeşitli belediye görevleri üstlenen pankhurst, 1903’te manchester’da toplumsal ve siyasal kadın birliği’ni (wspu) kurarak, zamanının büyük bölümünü birlik çalışmalarına ayırmaya başladı. wspu ilk kez 13 ekim 1905’te, üyelerinden christabel pankhurst ve annie kenney’nin katıldıkları liberal parti toplantısından, kadınların oy hakkı konusunda açıklama istemeleri nedeniyle atılmaları, ardından polise saldırdıkları gerekçesiyle tutuklanmaları ve para cezası ödemeyi reddettikleri için cezaevine gönderilmeleri sonucunda ilk kez dikkatleri üzerine çekti. emmeline pankhurst 1906’dan sonra wspu’nun etkinliklerini londra’dan yönetmeye başladı. liberal hükümeti kadınların oy hakkını elde etmesinin önündeki başlıca engel olarak gördüğünden seçimlerde bu partinin adaylarına karşı etkin kampanyalar yürüttü. yandaşları ise hükümet toplantılarını engelleyici eylemler düzenledi. 1908-09 yıllarında üç kez tutuklanan pankhurst, 1910’da geçici olarak ara verdiği eylemlerine, kadınlara oy hakkıyla ilgili “uzlaşma” niteliğindeki bir yasa tasarısının hükümet tarafından engellenmesi üzerine yeniden başladı. temmuz 1912’den sonra wspu’nun eylemlerinin şiddet yanı ağır basmaya başladı. özellikle komplo suçundan hakkında tutuklama kararı çıkınca paris’e kaçan kızı christabel pankhurst’ün yönlendirdiği kundaklama eylemleri büyük yankı uyandırdı. bu arada emmeline pankhurst de bir yıl içinde 12 kez tutuklanarak toplam 30 gün hapis yattı. 1914’te ı. dünya savaşı’nın başlaması üzerine, christabel’le birlikte oy hakkı kampanyasına son verdiğini açıkladı ve hükümet kadınlara oy hakkı mücadelesi sırasında hapse girmiş bütün tutukluları serbest bıraktı. kadınlara oy hakkı konusunda konferanslar vermek üzere üç kez abd’ye giden pankhurst, savaş sırasında yaptığı abd, kanada ve rusya gezilerinde kadınları fabrikalarda çalışmaya teşvik etti. savaştan sonra bir süre abd, kanada ve bermuda’da yaşadı. 1926’da ingiltere’ye dönüşünde muhafazakâr parti tarafından londra’nın doğusundaki bir seçim bölgesinden aday gösterildiyse de seçimlerden önce sağlığı bozuldu. kadınlara erkeklerle eşit oy hakkı tanıyan 1928 tarihli temsil yasası ölümünden birkaç hafta önce parlamentodan geçti. pankhurst’ün otobiyografisi my own story (öyküm) 1914’te, kızlarından sylvia pankhurst’ün yazdığı the life of emmeline pankhurst (emmeline pankhurst’ün yaşamı) ise 1935’te yayımlandı.

    https://www.felsefe.gen.tr/…-wollstonecraft-kimdir/