şükela:  tümü | bugün
  • lenin'in kapitalizmin en sonunda kaçınılmaz olarak emperyalistleşecğini ispata çalıştığı kitabı. lenin kitapta, kapitalist ülkelerin kendi dinamikleriyle ayakta duramayacaklarını ve bu yüzden kendinden güçsüz ülkeleri sömürmek zorunda kalacaklarını ve bunun da dünyayı topyekün savaşlara götüreceğini uzun uzun anlatır.
  • bu kitabın türkçe çevirisi 1969 yılında cemal süreya tarafından yapılmıştır (bkz: keşke yalnız bunun için sevseydim seni).
  • lenin'in 1900'lerin almanyası üzerinden yola çıkarak, kapitalizm'i aşama aşama etkileyici bir dille anlattığı kitap. zamanın kapitalistlerinin makale ve kitaplarından alıntılar yaparak ve bu alıntıları kendi görüşüyle sentezleyerek sunuyor lenin. sadece ideolojik anlamda değil, 1900'lü yıllardaki global ekonomik durumdan da geniş olarak bahsediliyor. kartellerin, tröstlerin köklerinden yola çıkarak, bunların özellikle sanayi alanındaki tekdüzeleştirme çalışmalarını istatistiksel olarak ortaya koyuyor.
  • lenin'in, emperyalizm çağının aynı zamanda proleter devrimler çağı olduğunu ortaya koyduğu kitabıdır.

    yayımlandığı yıllarda çarlık baskısının artması ve sansür yüzünden özgür çalışmalar verilememesi yüzünden, lenin bazı tahlillerini kimi imgelerle ve "köle dili" olarak bahsettiği anlatım yöntemleriyle yapmak zorunda kalmıştır.

    --- spoiler ---

    bu broşür, çarlık sansürü hesaba katılarak yazılmıştı. dolayısıyla, sadece teorik —özellikle iktisadî— bir tahlille yetinmek ve çok gerekli birkaç siyasî gözlemi, pek büyük bir ihtiyatla, imalarla, çarlığın, devrimcileri "yasal" bir yapıt yazmak üzere, kalemi her ele alışlarında, başvurmak zorunda bıraktığı, esop'un o lânetli diliyle formüle etmek zorunda kalmıştım.
    ...
    bu broşürde, özellikle 119-120'nci* sayfalarda, kapitalistlerin arsız yalanını, (ve kautsky'nin çok tutarsız bir biçimde karşı çıktığı) onlardan yana geçmiş olan sosyal-şovenlerin ilhaklar sorununda kendi kapitalistlerinin ilhaklarım utanmadan nasıl sakladıklarını, sansürden geçebilecek bir biçimde okura anlatabilmek için, japonya örneğini vermek zorunda kalmıştım.
    dikkatli okur, japonya'nın yerine rusya'yı, kore'nin yerine finlandiya'yı, polonya'yı, kurland'ı, ukrayna'yı, kiva'yı, buha-ra'yı, estonya'yı ve büyük rus olmayanların oturduğu başka bölgeleri koymakta güçlük çekmeyecektir.
    --- spoiler ---

    türkiye'ye özgü bir benzer çalışma için hikmet kıvılcımlı - emperyalizm geberen kapitalizm'e bakılabilir.
  • << emperyalizm, geleneksel liberalizmin değerlerine karşı bir başkaldırı idi. "empeyalizm ruhu; haklara karşı ödevlerin, bireysel öz çıkara karşı kolektif refahın, materyalizme karşı kahramanlık değerlerinin üstün tutulmasını, mantığın yerine eylemin, soluk akla karşı doğal dürtünün coşkusunu ifade ediyordu." >> (arthur ekiroh jr. - the decline of american liberalism; alıntı içindeki alıntı ise robert osgood - ideals and self-interest in america's foreign relations)

    görüldüğü üzere birkaç cümle ile itin götüne çok güzel sokulabilen bir iddia. daha detaylı ayar yemek isteyen devrimci reyizler ayn rand'ın the roots of war makalesini okuyabilir. o vakit emperyalizmin; devletçiliğin mi yoksa kapitalizmin mi en yüksek aşaması olduğunu anlarsınız.
  • işçi cephesi'nin özetini sitesine koyduğu gerçek bir eserdir.

    http://www.iscicephesi.net/…ryalizm-kitabinin-ozeti

    kitaptan bölümler:

    "...gördüğümüz gibi, emperyalizmin en köklü ekonomik temeli tekeldir. bu, kapitalist bir tekeldir, yani kapitalizmden doğmuş ve kapitalizmin, meta üretiminin, rekabetin genel koşulları içinde, bu genel koşullarla sürekli ve çözülmez bir çelişki halinde bulunan bir tekeldir. buna karşın, diğer tekeller gibi o da, kaçınılmaz olarak durgunluk ve çürüme eğilimine yol açmaktadır. tekel fiyatları, geçici olarak bile olsa, uygulamaya sokulduğu ölçüde, teknik ve dolayısıyla da diğer bütün ilerlemelerin, gelişmelerin itici gücü bir dereceye kadar yok olur; ve o ölçüde teknik ilerlemeyi yapay olarak engelleme yolunda ekonomik olanaklar doğar..."

    "...emperyalizm, her yere özgürlük değil, egemenlik tutkusunu götüren mali sermayenin ve tekellerin çağıdır. bu eğilimlerin sonucu, hangi politik sistem altında olursa olsun her alanda gericilik ve var olan çelişkilerin en uç noktaya kadar keskinleşmesidir. ulusal baskı ve ilhak, yani ulusal bağımsızlığı ihlal etme (çünkü ilhak, ulusların kendi geleceklerini belirleme hakkının çiğnenmesinden başka bir şey değildir) tutkusu da özellikle keskinleşmektedir. hilferding haklı olarak, emperyalizm ile ulusal baskının keskinleşmesi arasındaki bağı vurgulamaktadır: "ithal edilmiş kapitalizm, yakın zamanlarda egemenlik akma alınmış ülkelerde, çelişkileri keskinleştirir ve ulusal bilinçleri uyanmakta olan halkların istilacılara karşı, giderek artan ve kolaylıkla yabancı sermayeye karşı tehlikeli önlemlere dönüşebilecek olan direncini artırmaktadır. eski toplumsal ilişkiler tamamen altüst olur. 'tarihsiz ulusların' binlerce yıldan beri süregelen tarımsal bağımlılığı paramparça olur ve bunlar kapitalist girdaba kapılır. kapitalizmin bizzat kendisi, boyunduruk altındakilere giderek kurtuluşlarının araç ve yollarım sağlar. bir zamanlar, avrupa uluslarının en yüce amacı olan ekonomik ve kültürel özgürlüğün aracı olarak birleşik ulusal bir devletin kurulması, artık onların da amacı haline gelir. bu bağımsızlık hareketi, avrupa sermayesini, özellikle en değerli ve en umut vaat eden sömürü alanlarında tehdit etmektedir. ve giderek avrupa sermayesi, yalnızca zor araçlarını sürekli artırarak egemenliğini sürdürebilmektedir..."

    "...birçok sanayi dalından birinin veya birçok ülkeden birinin vb. kapitalistleri, yüksek tekel kârları edindikleri için, ekonomik açıdan bazı işçi tabakalarını, hatta geçici olarak işçilerin oldukça önemli bir azınlığını, geriye kalan bütün işçilere karşı, rüşvetle satın alma ve söz konuşu sanayi dalının veya ülkenin burjuvazisinin saflarına katma olanağını elde ederler. dünyanın paylaşılması uğruna emperyalist uluslar arasındaki çelişkilerin şiddetlenmesi, bu eğilimi daha da güçlendirmektedir. emperyalist gelişimin belirli özellikleri ingiltere'de birçok ülkeden çok daha önce ortaya çıktığı için, ilkin ve en belirgin biçimde orada etkisini gösteren oportünizmin emperyalizm ile bağı böyle oluşmuştur.

    ...emperyalizmin ekonomik özüne ilişkin söylenen her şeyden, onu geçiş kapitalizmi, daha doğrusu can çekişen kapitalizm olarak tanımlamak gerektiği sonucu çıkmaktadır..."