şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: orhan kurmuş)
  • emperyalizmin türkiye'ye girişi, ülke kaderi üzerinde belirleyici bir etkide bulunan emperyalizme bağımlılığın tarihsel köklerine eğiliyor. dr. orhan kurmuş'un ingiltere'de yıllar süren bir arşiv çalışmasıyla elde ettiği veri ve bulgular ışığında oluşturduğu eser, bir öncü çalışma olarak osmanlı tarihinin pek çok yönüne ışık tutuyor. kitap, ingiliz sermayesinin ve giderek ingiliz emperyalizminin türkiye'ye girme sürecini inceliyor, emperyalizmin yörüngesinde türkiye'nin kapitalist gelişme sürecinin ilk döneminin ana çizgilerini ortaya koyuyor. zaman kesiti olarak seçilen 1850-1913 yılları arasında, ingiliz şirketlerinin ve ingiliz devletinin liman kenti izmir ve batı anadolu'daki ticari etkinlikleri, doğrudan sermaye yatırımları, izmir-aydın demiryolu ayrıntılarıyla inceleniyor. bu ilişkinin, tarımda ve sanayide yarattığı gelişmeler ama öte yandan osmanlı ekonomisinin tek yönlü gelişmesi ve uydulaşmasına yol açan karakteri analiz ediliyor. birinci basımı 1974 yılında yapılan kitap, ilk kez kullanılan arşiv belgeleri ve ortaya çıkardığı zengin verileriyle alanındaki en önemli başvuru kaynaklarından birisi olarak anti-emperyalist yükseliş yıllarının tartışma ortamına büyük katkı sağladı. türkiye'de olduğu kadar birçok yabancı ülke üniversitesinde de temel kaynak olarak gösterildi. emperyalizmin türkiye'ye girişi, emperyalizme bağımlılığın derinleştiği günümüzde güncel ve temel bir eser olma özelliğini koruyor.
  • orhan kurmuş'un doktora tezinin kısaltılıp kitaplaştırılmış halidir. batı anadolu'da aydın-izmir demiryolu başta olmak üzere ingilizlerin kapitalizm ve emperyalizm ölçütleri içinde bölge kaynaklarını nasıl sömürdüğünü anlatıyor. viktoryan dönemi ingilteresi ile tanzimat dönemi osmanlısı, 1850 civarından başlayıp bazı istatistiklerde birinci dünya savaşına kadar olan süreyi konu alıyor. işbirlikçi burjuvazinin gelişim süreci, yurtdışından gelen büyükelçilerin ülkelerinin çıkarlarını nasıl temsil ettiği, satılmış bürokrasi (özellikle maden imtiyazlarında bu konu daha iyi anlaşılıyor), baltalimanı anlaşması'nın dolaylı sonuçları çok güzel anlatılmış. derslerde görüp ne anlama geldiğini anlamadığımız gayrimüslimlerin taşınamaz mülk edinmesi, veya toplum içindeki türk-gayrimüslim rol dağılımları gibi konuları somutlaştırmış.

    ayrıca temel çıkış noktalarından biri olan emperyalizmin yapıcı-yıkıcı ikililiği de çok iyi aktarılmış. bu tezi kısaca özetlemek gerekirse, emperyal güçlerin bir ülkedeki kaynakları önce sömürmesi, sürümün azalmasına bağlı olarak verimlilik ve kar marjı düşmeye başlayınca sömürü ve talanın mekanik, modern ve otomatik yollarla gerçekleştirilmesi, ayrıca sömürülmüş kaynaklar kullanılarak üretilen bitmiş ürünlerin sömürülen ülkeye geri ihracı oluyor. tabii ayrıca bölgenin pazar statüsünü kaybetmemesi için toplumun belli bir alım gücüne sahip olması da gözetleniyor. bu sistemin 20. yüzyıl versiyonunu ekonomik tetikçi john perkins şöyle anlatıyor:

    --- spoiler ---

    “kendi otomobilini üretemeyen ülkeye borç verip otobanlar yaptırırız. sonra onlara arabalarımızı satarız. sonra bankalarını satın alırız. o bankalardan halka ucuz krediler verip daha çok araba almalarını sağlarız. böylece verdiğimiz o krediyi arabamızı satarak geri alırız, hem de faiziyle. o ülkeye dünya bankası ya da kardeş kurumlardan kredi ayarlarız. ayarlanan kredi “asla” o ülkenin hazinesine gitmez. o ülkede ‘proje‘ yapan bizim şirketlerimizin kasasına girer. enerji santralleri, sanayi alanları, limanlar, dev havayolları yapılır.”

    --- spoiler ---

    orhan kurmuş'un anlatımının da yardımıyla yeri geldiğinde kendinizi ingiliz tüccar, rum komisyoncu veya türk çiftçisi gibi hissedebilirsiniz. olan bitenin içine bu denli doğrudan girdiğiniz için de yaşanan sömürüye şahit oluyor, kitabın başındaki açıklamaların da yardımıyla, meşhur hint dokumacılığını bitirenin ingiliz fabrikalarının ucuzluğu değil, ingiliz emperyalizminin vahşetidir, lafı tam anlamıyla kavrıyorsunuz. o sürekli bahsedilen, osmanlı'nın siyasi "bağımsızlığına" rağmen ekonomik olarak eşi görülmemiş bir sömürüye nasıl uğradığını da görmek mümkün. j.b. gout biraz daha dikkatli olsaymış mesela, elektrik enerjisinin sanayide kullanıldığı ilk ülke 1863 yılında osmanlı devleti olacakmış. yaşananlar beni biraz ürküttü, hele ki aydın-izmir demiryolu için devletin, demiryolu şirketine en az yüzde 6 karı garanti edip eksik kaldığında tamamlaması, yapım aşamasında yaşanan aksaklıklarda her türlü devlet imkanını kullanması, hatta yeri geldiğinde padişahın bile şirket hissesi alması, günümüz ve geleceğimizle ilgili bazı kaygılarımı da arttırdı. bu kitapta bahsi geçmese de, osmanlı devleti'nin düyunu umumiye'ye izmir-aydın bölgesinin aşar vergisini toplama hakkını verdiğini de hatırlatalım.

    son olarak, orhan kurmuş bu kitabın birçok yabancı ülke üniversitesinde okuma listelerine girdiğini, kitap ve makalelerde temel kaynak olarak ele alındığını söylüyor. anlatılanlardan etkilenmiş olmamın katkısı da vardır ama, böyle bir çalışmanın bizim ülkemizde de bilinirliğinin daha fazla olmasını dilerdim.