• --hanscık ile gretacık--

    bir varmış bir yoğumuş, köyün birinde bir oduncu ve ailesi yaşarmış..iki küçük çocuk olan hanscık ve gretacık'ın anneleri babaları tarafından dövüle dövüle öldürüldüğünden iki çocuk stepne anne ile büyümek zorunda kalmışlar (bu köyde kuma çok modaymış)..başlarındaki otorite boşluğu ve huzursuz aile ortamı yüzünden hanscık kelebek taşımayı marifet sayan, türlü embesillikler yapan, içen sıçan bir serseriye; gretacık ise iyice duygusala bağlayıp daha erken yaşta hayattan nefret eden bir gotiğe dönüşmüş..günlerden bir gün küfelik olana kadar içen oduncu baba çocuklarına "siktirin gidin çalışın lan..ya da dur dur..gidin ve geri gelmeyin..domuz sosisinden, patatesten başka bir şey yiyemez olduk sayenizde(allahın manyağı sanki başka yemek biliyor..peh..miş)" bağırarak..gecenin köründe onları ormana sepetlemiş..

    hansçık "eaaahhh..yeter ulan!" diyip bir tane ekleştirmiş babaya ve çıkıp gitmiş..ağzı yüzü dağılan baba öfkeyle gretacık ve stepne anneye girişmiş..stepne anneyi de kaybeden gretacık iyice kayışı koparmış ve bir litrelik şiveps şişesini babasının mendabur suratına yapıştırmış..yarım saat içinde yüzü çeşitli formlara giren baba tam da sersemlemişken gretacık da kaçmış gitmiş evden..koşup da ormana giderken cepten hansçık'ı aramış.."nerdesin olm..fevzi'lere mi kaçtın?" demiş..hansçık: "fevzi'nin ben amına koyayım..halı sahadalarmış ipneler..kaldım ormanın içinde..yerdeki mcnuggets kırıntılarını takip et..beni bulacaksın" demiş..gretacık abisinin dediğini yapmış..nagıtları yiye yiye yanına varmış..ağzının kenarındaki kırıntılardan yola serptiklerinin kız kardeşi tarafından yendiğini anlayan hansçık sinirden deliye dönmüş.."lan salak gotik..geri dönmek için onlara ihtiyacımız vardı..naaptın sen!!" demiş..gretacık ise masalın başından beri ilk kez çirkef yüzünü gösterim "siktir lan..galon galon bira içtim..karnım kazındı ne var..hem kubi'lerde de yemek yokmuş zaten..öleyim mi açlıktın amına koyyim..göt" demiş..hansçık ise sinirlenip "kızım bak yarak kürek konuşup sinir etme beni..çocuklar okuyacak bu masalı..iki dakika insan ol" diyerek bir tane yapıştırmış kardeşine..gretacığın makyajı gözyaşları etkisiyle akarak onu en gotik,gomgotik yapmış..dere suyundan yansımasını gören gretacık gülsün mü ağlasın mı bilememiş..

    neyse bunlar bir sakinleşmişler..akşamın etkisi, telefon şarzlarının (bu sırada kendi aralarında şarz mı şarj mı tartışarak epey zaman kaybetmiş laleler=) bitmesi ve soğuk orman akşamının katkılarıyla birbirlerine kenetlenmişler.."oturarak olmaz, yürümeliyiz en azından bir bar neyin buluruz" yakınlarda diyerek tedirgin tedirgin yürümeye başlamışlar..

    az gitmişler uz gitmişler, dere tepe düz gitmişler ve sonunda bir kulübe görmüşler biraz ileride..yorgunluktan ve susuzluktan iyice bitap düşen iki kardeş kulübenin hemen önündeki çeşmeye koşturmaya başlamışlar..çeşmeden şırıl şırıl, buz gibi votka-redbull aktığını gören gretacık hobarey zidaney efektleri eşliğinde (yazarın notu: çizimlerde bu efektler daha etkili şekilde göze çarpacaktır) ağzını musluğa dayayıp su içer gibi yapmış..bu sırada, hanscık kulübenin metamfetamin tuğlalardan yapıldığını farkedip dişlemeye başlamış..

    gel zaman git zaman (zaman mevhumu uyuşturucu etkisi ile bir sağa bir sola çekipduru..) bizim oğlan agd halde çeketini yağan yağmura asıp tehlikeli bir şiir okuyup etrafa sataşmış..bundan rahatsızlık duyan gretacık " e ama kaç kere dedim sana adam gibi gir şu tribe, önce ayakkabılarını çıkar..ruhunu da huzurumuzu da çamura buladın be yavşak" diye serzenişte bulunmuş..abi olmanın verdiği öğretilmiş bir vandallıkla kız kardeşine doğru bir uçan tekme savuran hanscık bir anda sırtına inen bir sopayla kendini yerde bulmuş..yerde acıyla kıvranırken, gözünü açtığında tepesinde dikilen nur yüzlü ihtiyar bir kadıncağız görmüş..kadın hanscık'ı yerinden kaldırıp iki kardeşi evine davet etmiş..kafası güzel iki kardeş "belki kek neyin yeriz" diye düşünerek teklifi hemen kabul etmişler..

    tütsü kokan salona girdiklerinde etraftaki müzik aletleri, şallar, şalvarlar, incikler, boncuklar hemen dikkatlerini çekmiş..hanscık bir koltuğa yığılıp kalmışken, gretacık dayanamayıp sormuş: "teyze, tüm bunlar da neyin nesidir? necisin sen?"..yaşlı kadın yuvarlak mor camlı gözlüklerinin ardından bakıp şöyle demiş: "jefferson airplane diye bir grup duydun mu hiç gotik prenses? ha işte ben woodstock'ı sallayan kadınım..janis'in kankası, jimi'nin dert ortağıydım..hey gidi günler heeey..." grace teyze kendini iyice anılara kaptırmışken hanscık hafiften toparlanmış ve sopanın intikamını almaya karar vermiş..eline geçirdiği bir platin plak ile sinsice arkadan yaklaşıp, grace teyzenin -dikkat kan var, dehşet var- boynunu kesmiş..böyle de bir göt oğlanı olan hanscık evdeki yükte hafif pahada ağır eşyaları toplayarak evden hızla uzaklaşmış..az önce yaşadıklarının etkisi ile şoka giren gretacık ise ağlama krizinin ardından evi sabunlu suyla silmiş..sevgili grace teyzesini evin bahçesine gömmüş..sonra içeri giren gretacık renkli dövmelerden birini omzuna yapıştırıp koltuğun kenarına dayalı halde bırakılmış gitarı alarak çalmaya başlamış..ruhu yavaş yavaş uzanırken göğe şu sözler çıkıvermiş ağzından: "go ask alice when she's ten feet tall..."

    bu masal da burada bitmiiiiş..
  • bir gün bir keloğlan ve annesi varmış. annesi keloğlana demiş ki:
    -ah benim keltoş oğlum, evde hiç tuz kalmamış git bi koşu tuz al gel. keloğlan tamam anam gider alırım ama tuz satılan bakkal çok uzak, gidene kadar acıkırım yolda demiş.

    bunun üzerine anası keloğlan için bir çıkın hazırlamış. içine domates, salatalık, zeytin, mozarella peyniri ve bulgur koymuş. bu arada keloğlan çok uzun olduğu için bundan böyle kendisine kel diycem. kel almış çıkınını sopasına takmış, yola koyulmuş. iki metre gitmiş ki acıkıvermiş. hemen bir ağaç gölgesine çömmüş. aaa bi bakmış ekmeği yok. öfff hay aklını sikeyim ana, ben bu zerzevatı ekmeksiz nası yiycem ya goddamit demiş.
    o sırada bi köylü geçiyomuş elinde de trabzon ekmeği. kel bunu görmüş demiş ki

    -köylü emmi bana o ekmeğin yarısını versen ya.
    köylü bakmış. niye vereyim lan babamın oğlu musun kel? siktir git uza demiş.
    -ama emmi çok açım, katığım da var ama ekmeğim yok. karşılığında ne istersin?
    -hımm o zaman bana bir yumurta, biraz zeytin biraz da mozarella verirsen ekmeğin yarısını alırsın.
    -ama bende yumurta yok ki himmet ağabeeey?
    -şurdaki tavuğu yumurtlat al.

    bunun üzerine kel, tavuğu yumurtlatmış ve köylüye tam yumurtayı verecekkeeen, köylü bayılmış. salak kel ekmeği alıp yiyeceğine kendi elindekileri de düşürmüş, her şey mundar olmuş.ama iyi kalpli bi çocuk olduğu için köylünün başına şemsiye koymuş. sonrasında köylünün karısı bir köpekle beraber gelmiş. peşlerinden de necla nazır ve tarık akan.

    o sırada adamın suratını köpek yalamaya başlamış ve necla nazır elindeki su şişesini adamın üstüne düşürmüş.
    adamın karısı hemen atlamış.

    -şemsiye açıldı köpek yaladı kocam dirildi.
    -dirilmedi teyzecim ayıldı ayıldı.
    -dirildi dirirldi.
    -yook yok teyzecim ayıldı.

    kel bu saçma sapan muhabbete daha fazla dayanamayacağını anlayıp eve dönmüş. zaten evin iki sokak aşağısına kadar gittiydi. anası kapıyı açmış bakmış ki tuz yok. bi temiz dövmüş keli.

    bi de ağıt yakmış.
    ah benim salak oğlum
    kafası keleş oğlum
    tuz almaya gidende
    gelemez malak oğlum.
  • bir gün yasin adında bir adam varmış. transilvanya'da bir ormanın içinde minik bir kulübede yaşarmış. bir de kedisi varmış adı hınzırmış. adıyla müsemma çok hınzır bir kediymiş. ordan oraya koşar, sütleri döker, diğer kedileri düdükler, sonra da uyurmuş. süsüne de pek düşkünmüş. ormanlık yerde yağmur çok olduğu için patileri ıslandığından çok sinirleniyormuş. bir gün isyan edip yasin'den çizme istemiş.

    -yasincim sence de bana bir çizme almanın vakti gelmedi mi artık? yıllardır patilerimin ıslanmasından çok sıkıldım. rahat etmek istiyorum.
    -iyi de hınzır sana göre çizmeyi nerden bulacağım? ayakların 10 numara, anca özel yaptırmak gerekir.
    -onu da düşündüm, yan ormanda gepetto usta var, pinokyoya da burun yapmıştı. bence o bize yardım eder.
    -eh peki o zaman hadi gidelim gepetto ustaya.

    ikisi yola koyulmuşlar. az gitmişler uz gitmemişler. çünkü gepettonun yeri yakınmış. yan orman dediğin ne ki zaten, hemen şurası. çalmışlar kapıyı.

    -who is it? (gepetto sadece ingilizce konuşuyomuş ama türkçe anlıyomuş)
    -biziz usta yan ormandan yasinle kedisi hınsız.
    -who the fuck are you? i've never heard of you, go away!!!
    -ama usta o kadar yoldan geldik. aç bi hele diyeceklerimiz var.
    -ok... ok.... you damn niggers, come inside the door is open.

    bizimkiler içeri girmiş ve hınzır için bir çizme yapmasını istemişler gepettodan. gepetto kabul etmiş ama 5 cumhuriyet altını istemiş. niye para istememiş onu anlayamamışlar. yalnız demiş bu çizme çok özel bir malzemeden yapılacak. bunu giyen kişi yalan söylediği anda, çizme ayaktan fırlayıp ilk gördüğü adamın çüküne tekme atar. ve bir zehir salgılar, adam bayılır. bu yüzden kullanan kişinin iyi niyetli olması gerekir. şimdi sana bir iyi niyet testi uygulayacağım hınzır. ben sana ne sorarsam sorayım doğruyu söyleyeceksin.

    -sor bakalım usta.
    -who's your daddy, who's your daddy ha?
    -babamı hiç tanımadım usta, piçim ben.
    -do you swallow?
    -yutmadan yenir mi hiç usta. tabi ki evet.
    -are you sex?
    -bunu anlamadım usta ama öyleyimdir zaar.

    hınzır, testi başarıyla geçmiş ve gepetto çizmeyi yapıp iki gün sonra vermiş. aradan günler geçmiş, bizim hınzır çizmenin özelliğini unutmuş gitmiş. zaten yalan da söylemediği için çok önemsememiş açıkçası.

    bir gün orman kenarında dere yanına işerken, orman içindeki patika yoldan bir araba geçtiğini görmüş. ve kendi kendine, vay anasını 1985'ten beri buradan kimse geçmemişti, hayırdır işallah demiş. derken arabadan siyah takım elbise içinde 4 tane will smith inmiş. hınzırı görür görmez,

    -merhaba kedi bizler lostuz. sana birini soracağız adı gepetto, gepetto the pinokyo fucker. tanıyo musun?

    hınzır bi bokluk olduğunu anlamış tabi.

    -napacaksınız ki neden soruyosunuz?
    -bizde bir emaneti var onu vericez. hemen söyle yaşlı ossuruğun yerini yoksa seni öldürmek zorunda kalırız.

    hınzırın aklına hınzır bir plan gelmiş ve en değerli olan silahı cildini ay pardon çizmelerini kullanmayı akıl etmiş.

    -benim adım yarrakosman! diye bağırmış ve çizme ayağından fırlayıp 1 numaralı will smith'i bayıltmış. diğerleri ne olduğunu anlamadan hınzıra silahlarını doğrultmuşlar ve doğru dur lan pezevenk, gepettoya chip'i vericez gidicez agresifleşme demişler.

    -ne chip'i ya? chip ne?
    -chip gelecekten gelen bişey, gepetto bize gelecekte emanet etti onu. bu gördüğün araba da doloreyn. akıllı ol marti mcfly'a benzemeyiz biz.

    hınzır bu planı hemen anlamış. gepettonun aslında bir gandalf olduğunu ve will smith'lerin onu takip etmek için götüne chip yerleştirmek istediklerini şıp diye çözmüş. çünkü zamanında nostradamusla bir aşk yaşamış.
    ard arda yalanlar söylemeye başlamış o anda. ben 2000 kedi siktim, kuma değil yola sıçarım ve asla üstünü kapatmam, farelerden nefret ederim, benim anam bir köpekti gibi yalanlar söyleyip etkisiz hale getirmi adamları. çipi de çalmış. doloreyne atlayıp gepettonun evine gitmiş. karşılaştığı manzara onu hayattan soğutmuş. gepetto, pinokyonun önünde domalmış ona bir yalan bir doğru söyletiyor. hınzır napıyosun gepetto usta sen diyince toparlanmış hemen. hiç ya pinokyo herşeye burnunu sokuyodu tamir ediyorum demiş. yemedik ama neyse demiş hınzır. zaten bundan sonra bunu yapmana gerek yok. sana bir hediyem var.

    -oh my.... you'll give me a gift? what a nice boy you are... come and sit öhömm whatever. give it to me.
    -al abi bu çipi.
    -what the hell am i supposed to do with it? i really don't understand what this belons to.

    -it belongs to your ass baby! götüne sokarsın.amına kodumun ibnesi seni.

    hınzır o günden sonra çizmeleri de gepettonun götüne sokmuş ve mutlu mesut hayatına devam etmiş.
  • günlerden bir gün almanya ülkesinin şwaynzungaber kasabasında bir haydi bir peter bir dede ve bir de felçli kız yaşarmış. arada bi köpek koyun falan da gelirmiş. yalnız bu kasabada tuhaf bi durum baş göstermiş. kasabaya taşınmak isteyen 2 ekstra dede ortaya çıkmış. nobrain kasabasında yaşayan bu dedeler iklim erozyonu nedeniyle bizim haydilerin yanına göçmek istemişler. yalnız şwaynzungaber yabancılara karşı kuralları olan bir kasaba imiş. yeni birini içlerine alacakları zaman, onları bir takım testlerden geçirirlermiş. bu sebepten ötürü nobrainden gelmek isteyen bu dedelere açma kapama testi uygulamışlar. ellerine birer kavanoz reçel tutuşturduktan sonra 3 saniye içinde açabilirlerse giriş iznini vermeye karar vermişler.

    bu arada kasabanın şerifi, felçli kız kılaraymış. bütün bu sikimsonik kuralları o çıkarıyomuş. yatalak olduğundan kelli herkese çıkın dışarı beni rahat bırakın diye bağırırmış. dedelere de en başta bağırmış. sonra bunlar kavanozları tam açacakken açmayyyyyınnnnn diye götünü yırtmış. ama dedeler açmışlar ve kasabaya yerleşme iznine kavuşmışlar.

    peter ve haydi ise göl kenarına inmiş. peterin aklında haydiyle ilgili tuhaf düşünceler varmış. mesela haydinin saçını neden embesil gibi yaptığını ve yün içlik giydiğini anlayamıyomuş. ama götü güzel olduğu için bişe de demiyomuş. o gün birlikte yüzmeye karar vermişler ancak peter haydinin iç donunu görür görmez yine bi haydiden tiskinmiş. haydi daha ne olduğunu anlamadan kendini suların içinde boğulurken bulmuş.

    haydi ölmüş.

    klara zaten sakattı.

    peterin de badak ve salak olduğu zaten belliydi.

    dedeler ise mutlu mesut yaşamışlar. aralarına haydinin dedesini de alıp, internet fenomeni olmuşlar.

    siz siz olun açmayın her an dedeler sikişebilir.