şükela:  tümü | bugün
  • "the empty space" peter brook'un kendi tiyatro teorisini ortaya koydugu en onemli eseridir kanimca. aynen sahneye koydugu oyunlar gibi, oyunlari sahneye koyusu gibi net ve yalin anlatimi olan, incecik bir kitaptir. dilimize, "bos alan" olarak cevrilmistir.
    ikinci bolumde samuel beckett'e dair sarf ettigi sozcukler, ayni zamanda kendi bakis acisini da yansitir. "a false symbol is soft and vague: a true symbol is hard and clear. when we say 'symbolic' we often mean something drearily obscure: a true symbol is specific, it is the only form a certain truth can take." (s. 58, "the empty space", atheneum, ny)

    baska bir deyisle, bos kumenin "bos" olarak algilandigi -ama bu algilamanin da illa ki insani ikirciklendirdigi- zamanlarin geride kalisinin 'sembol'lerinden biridir "the empty space".

    baska boyle 'sembol'ler icin misal:
    gilles deleuze
    jean baudrillard
    alain badiou
    slavoj zizek
  • ankara'da yaşayan, 'kalemi kuvvetli' çevirmen. kedisi var. samimiyet ve laubalilik arasındaki çizgiyi çok net koyan kalbimizdeki irlandalılardan.
  • bir air traffic sarkisi. fractured life adli ilk album calismalarindan... gaddarca adamin gozunun yasina bakmadan harcar insani. feci yas getiren hain bir parca. sair der ki:

    it's a void that i can't fill
    an empty space i can't replace
    with anything at all
    the lights are all burnt out
    and smoke will drive the swimmers down
    there's noone left at all

    you've done enough
    he's still alive
    he's breathing on his own
    i leave everything i have
    you've done enough
    he's still alive
    and he's breathing on his own
    and he's breathing on his own

    there's chaos everywhere
    and panic written on the air
    that everyone is breathing
    and crushing light of day
    pain will never wash away
    fear will never leave

    you've done enough
    he's still alive
    he's breathing on his own
    i leave everything i have
    you've done enough
    he's still alive
    and he's breathing on his own
    and he's breathing on his own

    and god save our souls
    how tables have turned
    and broke

    one more like this could be the end
    they say they told us all along
    but we were busy getting laid
    one more like this will be the end
    and we've known it all along
    we've known it all along
  • rengarenk dusuncelerini kimsenin gozunu yormayacak sekilde sozluge yazan.
  • birikimine ve zekasına hayran olduğum süper kişilik. iyi bir dost. son zamanlarda yemek ve dekorasyon konusundaki yetenekleri ön plana çıkmış olsa dahi bizim bilmediğimiz daha ne cevherleri var kim bilir? bakalım göreceğiz.
  • son yıllarda her oy verme sonrasında yaşadığı şehir kendisini boğuyormuş gibi hissettiğinde bir anne tarafına bir de baba tarafına bakıp birazcık olsun nefes alabilen sözlük yazarı.
    merak edenler için, sırasıyla izmir ve tekirdağ.
  • buckethead'in 30. stüdyo albümüdür.

    1. "comb and wattles" 3:20
    2. "wormers" 3:22
    3. "empty space" 4:22
    4. "dummy egg" 2:56
    5. "pullets" 4:42
    6. "perched" 3:19
    7. "hatched" 3:22
    8. "portable pen" 2:23
    9. "leghorn" 3:02
    10. "scrape the dirt off" 1:12
  • penguin books'un paylaştığı bir yazıya göre "boş olmayan alandır".

    "empty space isn't empty"

    hem şahsen hem de kavramsal olarak: empty space kalp higgs bozonu.

    duygularımı ifade edemiyorum sözlük...
  • (bkz: 8 mart 2014 ekşi sözlük izmir buluşması) nda tanıştığım son derece sevimli aynı zamanda hoş bir yazardır kendisi. çok fazla sohbet etme şansı bulamamış olsam da iyi yüreğini yüzünde gördüğümü söyleyebilirim. )))