şükela:  tümü | bugün
  • kendisi şunları söylemiştir;

    "bugün tayyip erdoğan gidiyor hülya avşar'la görüşüyor. kardeşim sen magazin muhabiri misin? senin hülya avşar'la ne işin var? gel benimle görüş. biraz yüreğin varsa gel benimle görüş. öyle üç bin beş yüz korumayla otobüsün üstünden üfürmeye benzemez. ben on beş gündür sokaktayım. gelsin benimle görüşsün. biraz yüreği varsa... buradan söylüyorum; gelsin benimle görüşsün! gaz kapsülleri cebimde. benim arkadaşım, gaz kapsülüne vole atmış adam, daha yere inmeden. biz böyle çocuklarla direniyoruz. ben tayyip erdoğan'a ne derdim onunla görüşseydim biliyor musun? 'önce delikanlı ol' derdim. neden delikanlı ol derdim biliyor musun? delikanlı adam yalan söylemez. yalan söylüyor. delikanlı adam yalan söyler mi? yakışır mı lan senin kasımpaşalı olmana? gel burada görüşelim. ben onunla konuşurum her zaman. ama görüşemez ki, yüreği yok. yüreği varsa gelsin benimle görüşsün."
  • halk tv'ye çıkıyormuş diyorlar, ntv'den çağırdılarda biz mi çıkmadık demiş ve devamında eklemiş ntv'ye de çıktım taksim'de yayın aracının üstüne.

    gidere gider sanatçı.
  • "yaptığı kazayı, alkol ya da uyuşturucu etkisi altında olduğu için ilk anda üstlenmeyip sonradan çakallık yapmıyorsa ahlaki olarak erdemli bir davranışa imza atmış yazar."

    hangi ahlak?
    hangi erdem?

    arkadaş iyi misiniz? tamam adamı seviyorsunuz filan anladık onu ama 2 insanın ölümüne sebep olmuş ve olay yerinden kaçmış. nasıl erdemden, nasıl ahlaktan bahsedersiniz.

    ayrıca itirafının neresi takdirlik?

    lan adam teslim olmasını bile sosyal medyadan şov haline getirerek yapıyor.

    emrah serbes sosyal medyadan kendini takip edenlere şov yapacağına ölümlerine sebep olduğu insanların sevenlerine hesap versin.

    tekrar ediyorum; ölümlerine sebep olduğu insanları kaza yerinde bırakıp kaçmıştır, bu da yetmemiş bu suçu arkadaşı üstlenmiş ve adaleti yanıltmıştır.

    bir insanı seviyor olabilirsiniz ama savunmak adına gerizekalılık yapmanıza gerek yok, o ölen 2 insan sizin aileniz canınız olabilirdi, biraz empati lütfen.
  • şöyle de bir vecizenin sahibidir:

    " çok satanları yargılayacaksak tanrıdan başlayalım. dört kitabı var ve müthiş bir grafik çiziyor."
  • emrah serbes: ya meclise gittim, gizli gizli sigara içiyorlar. lan olum liseli misiniz? koskoca milletvekilisin, dokunulmazlığın var, kuru sulu karıştır iç.
    mehmet erdem:...
    nilgün belgün:....

    balçiçek ilter:.... peki gri mi buldun meclisin duvarlarını?
  • ot dergisi'ndeki son yazısında şöyle buyurmuş:

    "bu memlekete kim zarar verdi, onu konuşalım bir de. cezaevindeki çocuklara işkence ettiler. 19-20 yaşındaki çocuklara sokaklarda pusu kurdular, öldürdüler. üçüncü köprüyü yapmak için milyonlarca ağacı kestiler. kuşların bile göç yolunu değiştirdiler. bize de bu arada köprünün adını tartıştırdılar. istanbul’da kalan son doğa parçasını katledecek köprüye verilecek en uygun isim yavuz sultan selim’dir zaten, bunun daha nesini tartışıyoruz ki. işte bu icraatları yapanların hiçbiri içki içmiyor. memleketin anasını meyve suyu içenler sikti.

    biz cine 5’i şifreli izleyip otuz bir çekerken, bize ahlak dersi verenler çoluğa çocuğa tecavüz etmiş haberimiz yok. biz bakkaldan gofret çaldık diye yirmi senedir vicdan azabı çekerken adamlar koşan atların nalını çalmış haberimiz yok. ben dört buçuk milyon dolar çalsam, benim babam da karakola gelirdi. polisleri görevden almaya değil, beni dövmeye gelirdi. ama gelemez. çünkü elli yaşında öldü. kaldırıldığı devlet hastanesinde yeterli teçhizat olmadığı için bursa’ya sevk edilirken ambulansta öldü. çünkü o hastaneye teçhizat alınması için kullanılması gereken paraları çaldılar. onlar babalarının nüfuzuyla çalarken biz babamızı mezara koyduk. işte cezaevlerinde yatanlar değil bunlardır gerçek hırsızlar! sadece para pul mevzusu da değil konu. türkiye’nin ruhunu çaldılar. ruh hırsızları! hatıra hırsızları! at hırsızları! kuş hırsızları! amına kodumun hırsızları! üçüncü köprünün adını da bilal erdoğan köprüsü koyun"

    http://zeyneptutuncu.com/…r-de-emrahdan-dinleyelim/
    https://pbs.twimg.com/…ia/bfvzylzcqaahuu7.png:large
    https://fbcdn-sphotos-e-a.akamaihd.net/…96849_n.jpg

    edit: anlam ve sonuncu link.
    dipnot: bir arkadaş mesaj atmış "yazıya buyurmuş diye girince alıntıladığınız yazıyı veya yazarı eleştiriyormuşsunuz gibi bir hava doğuyor" şeklinde. yorum yapma gereği bile hissetmediğim için doğrudan buyurmuş dedim bıraktım. cümleler zaten yapacağını yapıyor yeterince o yüzden herhangi bir yorum yapma gereği bile hissetmedim. ama illa bir yorum yapacaksam "hunharca" demem yeterli olurdu sanırım.
  • bugün gördüğüm bir röportajında şöyle demiş:

    " - kitapta yer alan metinlerin ortak bir teması yok; adı gibi paramparça... ama ortak bir duygusu var, o da melankoli. neden?

    " + kitap olsun diye yazılmadıkları için parça parçalar. her parça kendini ayakta tutmaya çalışıyor. diğerlerine de destek olmaya çalışıyor biraz. ben tabii bunu bilerek yapmadım, az önce bahsettiğim şartlardan ötürü böyle oldu. ortak duyguya gelince onu tek sözcükle özetleyip melankoli diyebilir miyiz emin değilim. melankoli güzel bir sözcük, güzel bir tınısı var ama sözcüklere o kadar güvenmiyorum.

    " - siz melankolik misiniz?
    " + ben beşiktaşlıyım. "
  • 'uyuşturucu kanımdan temizlendi, artık teslim olabilirim.'
  • bu adam canlı yayında "ne demek kardeşim prime time'a başörtülü koyamassın, günümüz gerçeğiyse koyacağım, istemiyosan sen kırp dizinin o bölümlerini" demiş adam.

    dindar insanların hakkını da savunmasını bilir yani. akepeli arkadaşlar söylenmeden önce düşünsün kendileri 10 yıldır kaç kere başörtüsü hakkını bu şekilde savunmuşlar?

    pis tırsaklar.
  • senarist değil senaris.