şükela:  tümü | bugün
3006 entry daha
  • diken'in haberine göre yoğun bakımda olan anne de vefat etmiştir. artık üç kişinin katili durumundadır. ancak diken'in haber verme biçimine bakınca insan utanmıyor değil. sanki kazayı babam yapmış gibi anlatıyor.
  • maalesef kendisi ile empati kuramadığım şahıs. giden aile ile empati kurabiliyorum ancak, biz de üç kişilik bir aileyiz, biz de arabaya biniyoruz, hiçbir kuralı çiğnemeden gidiyoruz ama yanımızdan sıklıkla kuralsız ruh hastaları geçiyor, rüzgar gibi. o zaman içim titriyor, ya bunlardan birinin bir an eli titrerse, ya bize bir şey olursa diye?
  • kaza öncesi bukowski düçarlığı ile sözlükte ilahlaştırılan, kaza sonrası rezil ilan edilen adam. sözlükçülerin omurga röntgeni adeta.
  • arkadaş ne kinmiş ya, yok başlığı diri tutalımmış, yok asıl derdi yeni olmuş, arabasıymış, parasıymış kim okurmuş. saatlerce düşünüp yazdığı entrisiyle fav kasan mı ararsın yoksa ülkenin tüm derdinde 3 maymun olup burada ahlakçılık yapan mı. toplumsal ahlakı bu kadar önemsiyordunuz madem neden şimdiye kadar hiç kilisede göremedim sizi. sistem muhasebesi tek bu olay üzerinden yapılmıyor arkadaşlar, uzuna bir kere katil diyememiş adamlar çıkmış burada avukat olmuş, kriminalci kesilmiş.
    trafik kazasında hayatını kaybedenlere rahmet diliyorum, suçu neyse emrah serbes de herkes gibi cezasını görsün. hiç eşekten düşmemiş biriyseniz hemen kliniğe gitmesini ya da yurt dışına kaçma imkanını neden kullanmadığını önemsemeye bilirsiniz. ben düştüm. açıklamalarında yazarın yardım aldığını düşünmüyorum aksine tersine sonunda t yok gibi reel hayattan kopuk (ser. baş - bes. bağlı ya da tutuklu) serbes t değilim gibi geçen bir radyo programında söylemişti. bu açıklamaların soyadımı doğru yazın ha anlamına çeken, olayı linç haline sokmak isteyenlere karşı 'normal' sağlıklı bir kafadan çıkmadığı açık. ağır ilaçlar kullandığı söyleniyor bakalım zamanla her şey ortaya çıkar.
    ölümlü bir kazanın ardından bu tür ayrıntılara takılmayı, okumayı, yazmayı kendi açımdan da insani bulmuyordum ama topluma uyum sağlamak için içtiğim onca ilaç boşa gitmesin istedim. hiç kimse melek değil, herkesin hatası, suçu var. evet emrah serbes yalnız değildir, hem de hiç olmadığı kadar.
  • emrah serbes ve kendisini yalnız bırakmayan tinerci tayfası ile aksaray'da turiste saldıran esnaf ne kadar birbirine benziyor ya.

    sadece biraz daha kitap okumuş, maça gitmiş, mektup yazarak artislik yapmayı öğrenmiş versiyonları.
  • duyar kasan arkadaşlara sormak lazım.
    evde içinde anneniz, babanız ve kardeşiniz olan bir arabanın varması için beklerken üçünün de 200 km hızla gelen bir araba ve sürücüsünün kafasının ne durumda olduğunu asla bilmediğiniz ve bilemeyeceğiniz bir şekilde direksiyon kullanırken öldüğünü öğrendiğinizi düşünün..

    emrah s. denen herifin biçtiği aileden geriye böyle biri kaldı.
    bir günde tüm ailesinden oldu.

    duyar kasmaya devam.
  • ermişler, azizler, melekler ve peygamberlerden mütevellit ekşi sözlüğe hoşgeldiniz, o sözlük ki içi tek bir hata yapmamış dümbüklerle doludur, hepsi o gece ne yaşandığını, böyle bir durumu yaşayan bir adamın neler yapabileceğini, nasıl davranacağını, o gece orada olanlardan daha çok bilmektedir, zaten bu durumlara ilişkin herşey bunların kitaplarında yazmaktadır, o kitabın dışında bir davranış şekli zinhar düşünülemez.
    üç tane can gitmiştir, bunu dünyada en son isteyecek adamlardan biri de gencecik yaşında, yeteneğinin zirvesinde hapse düşmüştür, adam özür dilemeye çalışıyor o an, o kafa, o şartlar ve o vicdan azabı altında kendince, kafası kopuk belki, toparlayamıyor belli ki, "yere batsın emrah serbes" diyor, lincini siktiklerim burada bir haftadır bunun remiksiyle dans edip, dalga geçip, hemen arkasından "giden canlara başsağlığı dilerim" diye entryler girip, ahkam kesmekte...
    ha bi de diğer bir kin grubu var; "unutulacaksın lan, ohh sana, unutulacaksın oğğluum" diye kendini duvardan duvara vurup sikmekte...onun derdi, üç kişinin öldüğü kaza değil çünkü, o belli ki adamın duruşuna ve başarısına takık...unutulmayacak ulan, adama bugün bişey olsa arkasında birsürü eser bırakmış olacak, sen ne bok yedin lincini kustuğun sikimsonik entrylerinden başka acaba..

    diğer bir mal buyurmuş ki; "buna tepki gösterin ki, bi daha kimse yapmasın"
    evet dostum bravo, bu topraklarda hep işe yaramıştır çünkü, o yüzden bak özgecan'dan sonra onun yaşadıklarını yaşayan hiçbir kadın kalmadı, bak hiçbir çocuk tecavüzü filan da yaşanmıyor buralarda, hep bizim toplumsal olaylardaki muhteşem linçlerimiz sayesinde...
    geçmişte yakınlarını böyle kazalarda kaybeden arkadaşların verdiği tepkiye kimsenin diyecek birşeyi olamaz velakin bazılarının entrylerine bakıyorum, istiyorlar ki adam o kazalardan da yargılansın, işlenen ne kadar bok varsa hepsini bu adamın üstünden arındıralım.

    sınanmadığınız herşeyin master yoda'sı sizsiniz di mi ikiyüzlüler sürüsü...emrah serbes suçludur, cezası da neyse çekecek ama, bu sapkınlık derecesindeki linciniz mide bulandırıyor, günlerdir ciğerim yandı resmen şuraya yazılanlardan, bu kadar kin dolu pislikçe yazılarınızı okumaktan... gidin az ötede çalın tamtamlarınızı, remixlerinizi de alın götünüze sokun, akabinde taziye diler, yüce insan mertebesine erişirsiniz nasıl olsa...
  • allah allah ya, adamı eleştirmek için alkollü araç kullanıp üç kişiyi öldürmemiz ve kitap yazmış olmamız gerekiyormuş. zihniyeti kes. hakikaten beyni sulanmış bir hayran kitlesi yapmış kendine.

    öncelikle bu yaptığının yanlış olduğunu bilmeyenin ve defaatle yapmakta sakınca görmeyenin yazarlığı da batsın özrü de batsın. ee yazar ama sanatçı adam olabilir bunlar demeyeceğiz herhalde. ikincisi şeytani planlar yapmak gibi kafalar nasıl kopukmuş onu da anlat.

    salak arkadaşında kemer izi bulunmamış. bu da %90 demek oluyor ki 112'yi aramak yerine bu salağı çağırıp aracın arka lambası çalışmıyordu de diye mide bulandırıcı hesaplara girişmiş. bu şeytani işlere girmeseydi bugün belki ahmet'in annesi yaşıyor olacaktı.

    evet ya ne kafalar ne kafalar tam kopuk.
  • bu olay dönüm noktası olsun, cumhuriyetin ilk yıllarındaki efendiliğe geri dönelim. efendiliği övelim. anadolu'nun alameti farikası mütevaziliği övelim. yüz vermeyelim bunlara. azalarak bitsin artık bu yeraltı, dövüş kulübü jargonuyla harmanlanmış arabesk furya. varoluşçuluğu hepimiz çok sevdik, oğuz atay'ı hayranlıkla okuduk. ama adam doğru düzgün övgü bile almadan göçtü gitti bu dünyadan. onun ekmeğini bu kekolar yiyor. hakan gündaylar bilmem neler. oğuz atay'ın kendisi dahil herşeyle alay eden ince zekasından kırıntı bile yok üstelik bunlarda. tv dizisi repliği gibi edebiyat yapıyorlar. hep büyük laflar, hep beylik cümleler.

    adamı linç ediyormuşuz diye kızanlar var bir de. neymiş bizim de başımıza gelebilirmiş. ulan adam alkollü yola çıkmayın, hız yapmayın, dikkat edin demiyor da; sizin de başınıza gelir linç etmeyin diyor. özgüven zararlılıdır, biraz gücünü aştı mı felakete sebep olur demiyor da bik bik bu salağı koruyorlar.

    adam bir ailenin yok oluşuna sebep olmuş, kaçmış yerine arkadaşını içeri göndermiş, içinde vicdan azabı çektiğini yazan, baştan aşağı ego kokan bir itiraf mektubu yayınlamış twitterdan , biz de hiç konuşmayalım, eleştirmeyelim. olur öyle şeyler diyelim geçelim. sanki survivor yarışmasında tavırlarını eleştiriyoruz.

    bu adam suçsuz olsa bile ben sırf o jandarma götürürkenki tavırlarından linç ederim bunu, sırf o hareketlerinden. kelimeleri pişman olduğunu, vicdan azabı çektiğini söylüyor ama vücut dili yaptığıyla gurur duyuyor sanki. ses tonu bi daha olsa bi daha yaparım tonu. pişman insan utanır, kameraları görünce çekinir, kimsenin yüzüne bakamaz, sesini çıkarmaktan utanır. bu ahmak konuşma metni hazırlamış kendine, sanki nobel ödülü alıyor. insanlar ölmüş hala artistlik peşinde. kendine öyle bir koruma kalkanı edinmiş ki ne yapsa egosuna hizmet ediyor. o kadar diplerde yaşıyorsan, adrenalin yaşamak istiyorsan atla uçurumdan aşağı kendi canını riske at, hayatta kalırsan ne ala. ama senin yersiz özgüvenin başka hayatlara mal oldu.

    neyse biz bence yıldık emrah serbeslerden. hepimizi içine çeken bir çağdı bu. hepimiz etkilendik. bu olay şuan için varabileceği son nokta oldu. hepimiz yıldık bu kaba saba bireysellikten. cumhuriyetin ilk yıllarındaki efendiliğe, zerafete dönelim. edebiyat da dönsün, sinema da. herkes birbirine örnek oluyor bu dünyada. herkes bir nesil aktarıyor. herkes sorumlu.
  • kendisinin bir lafı vardı "türkiye'de ölmek bedava yaşamak ise pahalı" diye. buna bir çok örnek vermişti. bu örneklere alkollü ve aşırı hızdan dolayı bedava ölmeyi de kendisi eklemiştir. hayat böyle işte, tuzu kuruyken duyarlı olmak kolaydı.
66 entry daha