şükela:  tümü | bugün soru sor
  • --- spoiler ---

    refah düzeyini -akademisyenler içinde en işe yaramazları olan ekonomistler- kişi başına senelik milli gelir olarak ölçerler. arjantin de 8bin dolar. türkiye de 3bin dolar gibi. halbuki insan için refahın anlamı çok başka türlüdür

    kişi başına seks
    kişi başına kitap
    kişi başına doğa gibi.

    kişi başına sekste afrikalılar, kültürde belki ruslar, belki isveçliler, doğada kanadalılar en zengin toplumlardır. oysa çok paralı körfez arapları başka herşeyin fakiridirler. para nedir ki?

    elinin kiri. köpeğe atsan yemez.

    --- spoiler ---
  • ... "erkeğin orospusuna çapkın, kadının çapkınına orospu denen bir toplumda yaşıyoruz." tespitini yapmış olup da benden aferim alan yazar kişi.
  • kadına tanrıça gibi tapmayın, size değer vermez. ona tabağınızdaki yiyecek muamelesi yapın. o zaman peşinizden koşar gibisinden bir tavsiyede bulunmuştu kitabında.
    bunca yıllık acı tecrübelerim sonucu kendim de öğrendiğim bir hakikattir. büyük adammış. kadınlardan anlıyor.
  • " on iki yaşım
    hayatımın en güzel yaşıydı.
    her gün balık tutuyordum ve mastürbasyon yapıyordum.
    adalar, güneş ve deniz.
    keyifli bir sanat
    ve kadınsız bir doyum.

    insan başka ne isteyebilir?"
  • dayak karsiti hatunlara "keske bir tokat yiyecek kadar sevilseniz ve keske tokat atabilecek kadar disilesebilseniz" gibi ilginc mesajlar veren yazar.
  • ekim ayında mail boxıma gelen bir forward mailde yazarı oldugunu dreamania tarafından daha yeni öğrenmiş oldugum ve sizinle de paylaşmak istedigim emre yilmaz in $eytanin fisildadiklari adlı kitabından bir alıntı.

    basindan büyük bir ask geçmemis her kadin için bu bir eksikliktir;
    basindan büyük bir ask geçmis her erkek için ise bu bir fazlaliktir.

    erkegin hayatinda belki bir aska yer vardir.
    kadinin ise askinda belki bir hayata...

    erkekler deli gibi asik olurlar, zamanla akillanirlar.
    kadinlar ise akilli gibi asik olurlar, zamanla delirirler.
    ask, kadini ve erkegi farkli etkiler.

    asik olan kadinin gözünde baska hiçbir seyin degeri kalmaz.
    asik olan erkegin gözünde ise her sey yeniden degerlenir.
    cünkü asik kadin "nasil olsa bitecek" sezgisi ile hareket eder..
    asik erkek ise "nasil olsa sonsuza dek sürecek" yanilgisiyla...

    asik kadinlar bu yüzden hep endiseli ve huzursuzdurlar;
    asik erkekler ise melekler gibi dingin ve aptallar gibi bön.

    asik olmak erkege yakisir. kadina asla.
    kadina yakisan sadece asktir.

    asksiz bir erkek kendini kölesiz bir efendi gibi hisseder,
    asksiz bir kadin ise efendisiz bir köle.

    kadin ne ister? ne mi ister? hepsini ister. ve ayni anda.
    peki erkekler ne ister?
    hem sevgili karilari hem de haremleri olsun isterler.

    peki neden korkarlar? hem karisiz hem de haremsiz kalmaktan korkarlar.
    kadin erkeginin kendisine kul köle olmasini ister; olunca da ondan nefret eder.
    erkek ise kadinin kendisine köle olmasini istemez; olunca da onu sever.

    bir erkek kadindan biktigi için onu terk eder;
    bir kadin ise erkeginden sikildigi için.
    arada çok önemli bir fark var.

    bir erkek doydugu için kadinindan bikar.
    bir kadin ise doyamadigi için erkeginden sikilir.

    erkek kadinin fiziksel görüntüsüyle; kadin ise erkegin sehvetiyle tahrik olur.
    onun için kadinlar karsilarindakini anlarlar; erkekler ise sadece görünen dünyayi.

    kadin terk edildigi ve aldatildigi zamanlarda, bir de bosanirken hiç tereddüt etmez. kararli, suurlu ve son derece akilli biçimde bütün strateji ve nokta hücumu taktikleriyle delirir.

    delilik, kadinlarin aklidir. ve sadece bu özellikleri bile, onlarin erkeklerden daha üstün kabul edilmeleri için yeterli bir sebeptir.

    kadinlar, sezgileriyle her seyi bilirler.
    erkekler ise akillariyla hiçbir seyi bilemezler.

    kadinlar her seyi görürler. göremediklerini duyarlar.duyamadiklarini ise sezerler.
    disilik yalniz algi kapilarini degil, bütün telepati, sezgi, altinci his ve üçüncü göz kapilarini açan lsd, mescaline, psilosibin kadar güçlü bir iksirdir.

    kadinlarin sezgileri o kadar olaganüstüdür ki, onlari erkeklerden çok daha üstün saymamak için hiçbir neden yok.

    sezgi de neymis mi dediniz?

    aklin eli, kolu, gözü, kulagi ve burnudur. aklin dürbünü, pusulasi ve radaridir. sahini ve tazisidir.
    kapani, tuzagi ve oltasidir.
    sezgi en kurnaz avcidir. sezgi olmasa ne bilim ne felsefe ne sanat olurdu.

    akil mi? akil sezginin usagidir. o kadar..
    sezgileri yerine bilgileri ile hareket eden bilgiç kadinlar kadar itici yaratiklar düsünemem. akillilari ve kültürlüleri ise itici degillerdir ama sikici olurlar çogu zaman.

    kadina en çok yarayan ne akil, ne bilgi, ne de kültürdür.
    ince ve suh bir zekadir...

    emre yilmaz
  • ne desem az...

    ol ol ol
    kaybedersin
    yap yap yap
    kazanirsin
  • genç bir işadamına kitabında kadın aldatma üzerine kadın modelleri ve boşanmanın maddi hesapları üzerine güzel bir bölümü vardır

    "karını seçerken "bu benden nasıl boşanır?" sorusunu düşündüğün gibi, "bu beni nasıl aldatır?" sorusunu da düşün. gider sokaktan geçene mi verir (bu iyisi), yoksa en yakın arkadaşıma mı verir? (bu kötüsü), yoksa senin gibi sadece yurt dışında mı yapar?(bu en iyisi)

    kadın vardır;sevgilisini her gece birlikte paylaştığınız evlilik yatağınıza sokar ki; böyle bir karıya orospu demek orospulara ağır hakaret olur. yere yatırıp odunla enine boyuna vurarak dövmek lazımdır.

    kadın vardır; yattığı herifi birlikte verdiğiniz davete çağırır ve sen hariç herkesin durumu bildiğini bilir. dövmeğe bile deymez. böyle bir kadına karım dediğin için asıl odunla dövülmesi gereken sensin.

    kadın vardır; "artık yatakta senden sıkılmaya başladım, seni aldatabilirim" der. böyle bir kadın alnından öpülür. hatta insanın aşkı yeniden kabarır." (sf 203)
  • " - bir milyon dolara benimle yatar mısınız hanımefendi?
    - ne münasebet! siz beni ne sanıyorsunuz?
    - kaltak! elli dolara bir düzerim seni kasımpaşa'dan bağırdığını duyarlar.
    - pis herif, ne zaman? "
  • bir hedonist bu adam. bunu herkes anlami$tir herhalde en populer kitabini okuyan. bence hicbir yenilik getirememi$tir; 2500 yildir bilinenleri (epikuros'tan sonra) dile yeni eklenen "kapitalizm", "liberalizm", "ecstasy" ve benzeri kelimelerle farkli cumleler kurarak tekrarlami$tir. portakal bahceleri ve dost meclisleri.. bunun altinda ozentiligi mi yatar yoksa temellendiremedigi her du$uncede bir acil ciki$ olarak kullandigi "bilincalti" temasi mi, bunu ben bilemem.

    bize -ne talihsiz bir ku$agiz ki- denemelerin sorgulanamayacagi soylenildi durdu tum egitim hayatimiz boyunca. "deneme yazan ki$i fikrini yazar gecer, kanitlamak, dogrula$tirmak icin parmagini bile kaldirmak zorunda degildir." ama biz salak gibi bu cumleyi kicimizdan "deneme yazan ki$inin fikirleri benimsenmek icin en uygun olanlardir." $eklinde anladigimiz ve "bilincaltimiza" oturttugumuz icin, $eytanin fisildadiklari gibi vasat alti bir kitap olay yaratiyor i$te. bunda yazarin bir sucu yok elbette, adam oturmu$ yazmi$, kim ne diyebilir.

    $eytanin fisildadiklari: modern bir hedonistin agzindan son 2500 yil ve haliyle modifiye edilmi$ birkac fikir. olesiye genellemeler, sert duru$lar ve tum kitap boyunca kokusu burnunuzu yakan bir kibir.

    adam hakkinda ho$uma gitmi$ tek $ey de $udur: demin soz ettigim kitapta filozoflar ve sonu gelmeyen "tutarlilik" takintilariyla korkunc guzel bir $ekilde alay etmi$, durumun kendince sacmaligini kendince kanitlarla gostermeye cali$mi$. kitapta en mest oldugum $eyse, okurken tam "ee peki tutarsizlik da bir yerde tutarlilik degil mi dingil?" diye aklimdan gecirdigim esnada "tutarsiz ara sira tutarli olmali ki, mutlak tutarsizligin tutarliligina du$mesin. cunku mutlak tutarsiz, tutarli bir budaladir yine. eger felsefi bir paradokssa tutarsizlik, olcusu ne o zaman? tek kelime: kestirilemezlik. tutarsiz eger kestirilemezse tutarsizdir." satirlariyla kar$ila$mamdir. i$te sirf bu sayede bir miktar sevebildim kendisini. gene de, portakal bahceleri, dost meclisi.. cok kaba bir tabirle, "yalan bunlar!"