şükela:  tümü | bugün
  • yurtdışına çıkabilmek için belki de tanıdık bir el arayan ama bulamayan insandır.
  • kıbrıs'a gittikten sonra yaşama olan inancını kaybetmemesi için daha büyük şeyler hayal etmelidir.
  • sevgilisi yurt dışında yaşayan, artık özlemekten yorulan; sevdiceğiyle beraber olmak, o anlattığı yerleri beraber gezmek, tanıdığı insanları tanımak isteyen bir insan da olabilir.

    bunun zamanın ötesine gitmesini bana olan hayranlığınızdan dolayı ülke dışına çıkmamı istememenize bağlıyorum. merak etmeyin yahu oralara gidince bırakacak değilim ya sözlüğü kuzum, ah hah hah hayy... hadi üstümüze rahat bir şeyler giyelim...
  • (bkz: seniha)
    (bkz: kiralık konak)
  • bendim bu. beceremeyince yurt dışına çıktım. eve. daha iyi böyle. sağlık olsun.
  • en büyük hayali yurtdışından dönmemek olan insan'ın bir level altıdır bu kişi.

    sanırlar ki ırmaklarından bal akan, hurilerin kol gezdiği diyarlardır lakin pek yanılırlar.

    bir de 5 ay askerlik yapmamak için 36 ay yurtdışında çalışan veya çalışıyor görünen tipler var ki onlar tam sopalıktır. bunların da bir kısmının memlekete dönemediği görülmüştür.
  • - abi, beni yanına aldır.
    + ahahah ne oldu lan? ne yaptın yine?
    - bir şey olduğu yok, sevmiyorum burayı, yanına aldır beni.
    + lan siktir git işim var.

    5 dakika sonra:

    - biz kardeş değil miyiz lan!
    + ne yapıcaksın oğlum burada.
    - bilmiyorum, çalışırım belki.
    + hadi abicim görüşürüz.

    hemen sonra:

    - (ağlmaklı bir ses tonu ile) abi... abi çok önemli bilmiyorsun.
    + ahahha ne önemli lan?
    - abi benim ideallerim var!
    + senin idealin amele olmak mı lan dümbük. bir daha ararsan gelir ağzına sıçarım senin.

    (bkz: based on a true story)
  • yaklaşık 10 dakikadır hangi başlığa yazsam diye düşüne düşüne en maktıklısı bu geldi. dertliyim arkadaş, sinirliyim, uyuz oluyorum çok kızıyorum. bakınız çok fazla milliyetçi falan da değilim, hatta dinlediğim müzik olsun, okuduğum kitap, takip ettiğim yayın olsun düz bir insan beni batıcı olarak bile nitelendirebilir. ama yok efendim pink floyd dinlediğim kadar erkan oğur da dinlerim, sushi kültürüm de vardır her fırsatta ezogeline lahmacun da batırırım. kendi kafama göre bir sentezim var yani, mutlu mesut yaşıyorum. ayrıca bir avrupa ülkesinde doktora yapıyorum, üniversitede asistan olarak da çalışıyorum. eve gelince de salçacık ile bulgur pilavımı yapıyor yanına da yeşil mercimek yapıyorum. her allahın günü de türkiye'yi bok gibi özlüyorum bir yandan, bir yandan da burada halim vaktim, keyfim yerinde. ama öyle ahım şahım matah bir durum da yok yani. yer dışında hiçbir şey değişmiyor gavuristanda.

    bakınız ben neye kızdım. yahu bakıyorum etrafa senelerdir, bir yurtdışı merakıdır, bir türkiye kötülemedir gidiyor efendim. özellikle bunu üniversiteli ve üniversiteden birkaç yıl önce mezun olmuş gençlerde görüyorum. yurtdışına çıkacaklar da, facebook'a boy boy fotoğraflar koyacaklar. ulan aşırı destekliyorum yurtdışına çıkılmasını, herkes çıksın. ufuklar açılsın, müzeler gezilsin,kaynaşılsın, küreselleşilsin. ama ulan yurtdışında bir milletten insan görmedim ki başka bir ülkeye kendi ülkesinden kaçmak için gitsin, ya da ülkesini kötülesin.

    ben yurtdışında ne olduğunu burada şu an açıklıyorum: yurtdışında bok var!

    ama beni her şeyden çok kızdıran da yurtdışına çıkma bahaneleri. paşama sanki microsoft'tan teklif gelmiş, manhattan'da dairesi hazır da, g8 ülkelerinden gelen onlarca teklif arasından onu tercih edecekmiş gibi bir afralar bir tafralar...

    ulan dedikleri şeyler de şunlar:

    "birkaç aylığına yurtdışına çıkacağım"
    "çok sıkıldım türkiye'den kaçacağım"
    hatta "sonunda gidiyorum buralardan"
    ve hatta "ay sonunda kurtuluyorum bu geri zekalı ülkeden"

    nereye gidiyorlar bu insanlar?

    1- dil okuluna
    2- erasmus'a
    3- interrail'a
    4- x ülkesindeki arkadaşının yanına

    lan bunların hangisi senin kendi ülkene bok atacak kadar hayatını değiştirecek kesin çözüm? bir düşünsene be aptal çocuğum sen bu gidiş sebeplerinin en uzun sürelisinde bile 1 sene içinde türkiye'ye dönmek durumundasın. sorma mısın kendine bre "yahu ben bu sözlerle kürkçü dükkanına dönecek bir tilki mi yaratmaktayım?" ne olacak bir sene sonra türkiye'ye döndüğünde? görmüş geçirmiş, hayatının anlamını mı anlamış olacaksın?

    1- dil okulu: kiminle konuşsam ingiltere'ye dil okuluna gidiyor. ne öğrenilmez ingilizceymiş be kardeşim. 10000pound veriyor okula, bir de dünyanın en pahalı ülkelerinden birinde yaşama parası. sokakta mı buluyosun be o parayı? 5 sene para biriktiriyor, anne babasından da üç beş kuruş alıp dooooğru ingiltereye. 6 ayda ingilizce'yi öğreniyor, ielts'ten 8,5 çakıyor sanki, hop türkiye'ye geri. bir de bu ingiltere'ye dil okuluna gidenler zaten ingilizce biliyor oluyor genelde.

    soruyorum: ne yapacaksın şimdi? 2 cevap var genelde:
    1- şimdi düşünmüyorum bunu (tey tey. biz de adam oldu sanıyoruz)
    2- tekrar buraya (neresiyse artık) dönmeye çalışacağım. (zıpla aslanım zıpla uçacaksın)

    2- erasmus: erasmus'u destekliyorum. çok iyi bir proje. ama hakkıyla gidip gel, ya da ne için gidiyorsan biraz mütevazi ol ulan. nedir o erasmus'a gidince sanki harvard'a burslu kabul olmuş havaları yahu? yok benim arkadaşım jack yok benim zenci dostum mattciğim. yahu görmemiş hayvan! zenci arkadaşın, yabancı arkadaşın olunca ne oluyor. neden boy boy fotoğraflarını döşüyorsun feysbukuna. sanki gerçek arkadaşlar onlarmış da türkiye'de hiç arkadaş edinememiş paşam.

    ulan onca yıldır belki de yüzlerce yabancı arkadaşım oldu. kimisi çok iyi arkadaşlar, kardeş gibiyiz. ama genel olarak da içmekten sıçmaktan öteye geçilmiyor yani. nereye gittiysem, nerede kaldıysam böyle. türkiye'de daha iyi demiyorum ama diyorum ki türkiye'de neyse yurtdışında da o yani, kimisi iyi ama genelde kafa dengi insan bulunmuyor. sen ilk bulduğun zenciyi zenci arkadaşım var diye hayatına katıyorsan, kusura bakma ama insanlara aksesuar muamelesinden başka bir şey yapmıyorsundur.

    3- interrail: bakın yüksek lisansta, türkiye'de şöyle bir konuşma geçti sınıfta. ben asistan bir arkadaşımla konuşuyorum ders arasında. işte gre şöyle, amerika'da burs imkanları bilmem ne. bir kız atladı:
    "ay ben de çok sıkıldım, yazın interrail yapacağım valla kaçmak istiyorum" türkiyenin en iyi üniversitelerinden biri bu ve yüksek lisans öğrencisi bunu diyen.

    interrail'e de karşı değilim de roma'da 2 gün kaldım, floransa'da 1 gün,yok italya'dan yunanistan'a gemiyle geçtik. toplam 28 günün 10 günü yolda, uykusuz ve pis geçiyor. bir de sonunda çok büyük bir çılgınlık yapmış gibi geri dönüyor arkadaşımız. sanarsın güney amerika'yı motosikletle dolaştı, sanarsın sibirya ekspresiyle yolculuk etti, sanarsın tibette kaldı 10 sene kafayı kazıyıp. bayağa evcilik oynamak gibi bir şey aslında yaptığın interrailde.

    4- arkadaşa kalmaya gitmek: bir ülkeyi en iyi tanıma yolu budur aslında. bir arkadaşında kalıp bir günlük, iki günlük geziler yapmak. eve gelip yıkanmak, temiz kıyafet almak falan. ama yine gencimiz "yurtdışına takılmaya gidiyorum" ukalalığıyla yergilerime hedef oluyor.

    tekrarlıyorum: yurtdışında bok var.

    ben de memnun değildim ve değilim türkiye'nin durumundan. ben de türkiye'deki iktidardan hiçbir zaman memnun olmadım, hala da değilim, muhtemelen hiç de olmayacağım. evet türkiye bazı konularda bombok geride ve bazı şeyler oluyor ki içim acıyor, kızıyorum, küfür ediyorum. ama gel bir de bu taraftan bak yahu. cidden burada öyle şeyler oluyor ki dumur olup kalıyorsun "yahu cidden bu herifler (yabancılar) bazı şeyleri hiçbir zaman anlayamayacaklar, ne kadar öküzce" falan diyorsun.

    kısaca yurtdışı önemli bir deneyim. olması gerekiyor, insanın ufkunu çok açıyor. ama kendi ülkeni itin götüne sokmadıkça ve yurtdışına çıkmayı da böyle övünülecek bir şeymiş gibi görmedikten sonra. sakin sakin, mütevazi mütevazi yaşa işte. nedir bu görgüsüzlük be!

    ben yorlamam bu kadardır. bu bayan şu şekil giyinir, ben bu şekil giyinirim. çok güzel oldu çok da iyi güzel oldu tamam mı?
  • yazmaya doyamadım yahu. ne dertliymişim. bir entry daha gireyim:

    http://iktisadiyat.com/2011/01/07/2181/