şükela:  tümü | bugün
  • iç parçalayan cinsten bir müzik.
  • çocukluğun sadece pazar günleri yıkanılan zamanları, banyodan çıkıp sobanın başına sinmiş , kemal sunalın gülerken ağladığımız , ağlarken kahkaha attığımız filmlerini izlerdik. bu müzik bana biraz sobanın üzerinde kavrulan kestane kokusunu , biraz sobanın sıcağını , mis gibi insanlığımızı , ailenin birlikteliğini ve saçlarına ak düşmemiş annemi , babamı hatırlattın , güzel olan ne varsa elimizden giden onları hatırlattı....? (alıntı)
  • insanın içine işleyen bir müzik.

    filmin sonunda çiçekçi kızın şaban'ı tanıdığı sahne ile bu fon müziği birleşince insanın gözlerini doldurabiliyor.
  • parliament night blu ray'in de dediği üzere müzik oğuz abadan'a aittir. cahit oben'e atfedilme sebebi meçhul. zaten, cahit oben canım kardeşim film müziğini besteledikten sonra kendisine yöneltilen film müziği besteleme tekliflerinin hiçbirini kabul etmemiştir.
  • dünyanın en hüzünlü müziği olabilir. filmin etkisi de büyük tabii ki.

    bir kez daha dinlemek isteyenler, hüzünlerine hüzün katmak isteyen melankolikler için;

    dinle
  • şu yorumu ile önce insanı bir düşündüren ara ara duygusallaştıran sonra da hafif bir tebessüm ettiriren, en sonunda da bir umutla bırakan, işte öyle bir şarkı...
  • https://www.youtube.com/watch?v=2oicpkql6me

    yorum :

    aykan aykan
    2 years ago
    """""""""gitti dimi o neşeli dertsiz çocukluk yıllarımız?""""""

    evet gitti.

    - erikliymiş, damlaymış falan yoktu. hatta şebeke bile kesikti. cami su vardı. bidonlarla taşırdık.

    - sokaktan araba geçecek olursa bizim maçın önemli pozisyonunun geçmesini beklerdi. şimdi sokakta yürüyemezsin araçtan.

    - popeyes mekdanılds falan yoktu, anne salça-ekmeği vardı.

    - ios mios yoktu, delikanlı gibi dışarda çamurların içinde maç yapmak vardı. dünyanın en dandik topları, devlet hazinesi gibi korunur saklanırdı.

    - 2,5 ltlik kola şişesi boşalınca, buz tutturup, pazara gidip, buzu haşlayıp haşlayıp su satmak vardı. "buuuuaaazzz giibbbiiiaaa soooğğuuukkkk suuuuuaaa"

    - kazanılan parayla max alabildiğimiz yıllardı. magnum yiyen bir çocuk varmış efsanesiyle bir gün magnum yemenin hayalinin kurulduğu yıllar....

    sözün kısası; alışamadım beyim ben bu milenyuma. fakirlik, sefillik içindeki seksenlerimi ve doksanlarımı geri verin. mutlu olduğum zamanları....