şükela:  tümü | bugün
  • cogumuz icin gecerli olan ince sizi . her ne kadar para " hic onemli degil " desek de, kazin ayagi bi bambaska. hani insan soyle tek basina yasiyor sayildigi yillarda ( evlilik, ev dizme, beyaz esya, virt zirt) kontrati altina girmeden once, gonlunce kafasindakileri yasamak istediginde, parasizligin cektigi imkansizlik setinin ic karartan durumlaridir anlatmak istedigim. okul yillarinda yeterince evdekilere yuk oldugumuzda, sirtimiza cantamizi alip, gezip tozma, ara sira da olsun nerde aksam orda sabah boslugunda yasayamama eksikliginin omru billah icimizde biraktigi uktelerdir demek istedigim. aslinda cogu zaman en guzel yillar degil de hayatin tamami metelige kursun atarak geciyor da, o kanimizin kaynadigi karagozlu yillarin ne olup bittigini anliyamadan silinip gitmesi de bir baska koyuyor insana. (bkz: parasizlik)
  • (bkz: ukte)
  • insanın en verimli,en dinamik yıllarında kendinden feragat ederek bir $eyleri ertelemesidir..
    en guzel yıllarında -ki bu genclik yılları oluyor- parasızlık ile tanı$an bir genc cevresinde durumu iyi olanlara gıpta ile bakar,bir $eyleri eksiktir ve her daim eksik olacaktır..
    i$te bu erteleme ve eksiklik ileride ufak,belkide ciddi psikolojik sorunlara yol acabilmektedir..
    du$unur genc beyin..sırf aynı ya$ta oldugu insanların $u anki durumuna bile yeti$ebilmek icin 10 yıl fazladan calı$malıdır..
    yani parasızlık yuzunden hayata 1-0 yenik ba$lamı$tır..
  • tersinden daha iyidir. emin olun

    (bkz: en kötü yılların parasızlık içinde geçmesi)
  • katiyen dert edilmemesi gereken bir meseledir. biliyorum, şimdi haminneler gibi konuştuğumu, klişeleri tekrarladığımı söyleyeceksin ama seni temin ederim ki imrenme, eksiklik duygusu ve hatta parasızlık kaynaklı psikolojik sorunlar aşılamayacak şeyler değildir (bkz: eskit oğlum yine alırız). "para hiç önemli değildir" diyemem tabii ki. söylemek istediğim şey şu: para her şey demek değildir ya da parasızlık dünyanın sonu değildir. yeter ki aza kanaat etmeyi öğrensin kişi. laf aramızda dörtyüz dolarlık ayakkabıyı iki defa düşünmeden alabildiğim bugün; yirmi sene önce sevdiğimle istanbul'a kaçıp, bütün bir günü, sadece ama sadece bakkaldan aldığımız ceyrek ekmek arasi helvayla geçirdiğimiz, eminönü'nde balık ekmek yiyenleri yalnızca seyredebildiğimiz günlerin tadı var mı ağzımda? nerdeee? "hayatta en mutlu olduğun dönem hangisidir?" deseler, işten atıldığım ve bugünün parasıyla 8 liralık su faturamı bile ödeyemediğim dönemi hatırlarım (bkz: yeni başlayanlar için işsizlik/@compadrito). mazoşistlikten değil canım, hiç bir yerim ağrımadığı ve günümün yirmidört saatini henüz okula başlamamış oğlumla, nur içinde yatasıca annemle geçirebildiğim için.
    kanın deli akıyo, için içine sığmıyo, gezmek, eğlenmek, yemek içmek istiyorsun değil mi? kendini okumaya ver canım kardeşim. "kitap alacak para yok" deme bana. etrafındaki kütüphaneleri keşfet. sana dünyanın kapısını orası açar işte.

    hayata değil 1-0, 10-0 da yenik başlasan, cem karaca'nın dediği gibi "aklına ve yüreğine güven" dostum. sabret, şükret ve çalış. her gecenin bir sabahı vardır.
  • burada kastedilen en güzel yıllar öğrencilik dönemine tekabül eder bence.hayta,uçarı,ele avuca sığılmayan yıllardır okul yılları.o zamanlar harçlık ya da ufak tefek i$lerle kazanılan para ile camel içilirdi.ya$am kalitesinin artmasıyla sigara kalitesinin dü$mesi okuldan sıyrılıp adamakıllı * düzenli bir i$e dahil olmakla ba$ladı.özgürlüğümüzü satip,ruhumuzu kiralayıp para kazanmaya ba$ladıktan sonra gecirilen en güzel yılların hesapsız,kitapsız ve parasız ama mutlu olunan öğrencilik dönemine ait olduğu anla$ıldı.parasızdık,geçirdik zamanı istemeden,farkına varmadan.paralıyız ama zor geçiyor zaman.
  • en güzel yıl, en güzel an diye bir şey yoktur efendim. insanın en güzel yılı yaşadığı anın içinde olduğu yıldır, para pul bunlar geçicidir. sağlık olmadan hiçbir işe yaramaz çünkü.
  • kişisel bir yorumdur olsa olsa... en güzel yılların hangi yıllar olduğu kişiden kişiye göre farklılık gösterir zira...
    üstelik de parasızlıktan öte hayata bakış önemlidir, hayattan yaşamaktan keyif alanlar için para daima ikinci planda kalır, önemsizdir diyemem tüm hayatlarını para üzerine kuranların olduğu bir dünyada gerçekci olmakta fayda var...
    farkındalık sahibi, vicdan sahibi, yürek ve akıl sahibi insanlar için yaşamak her geçen gün zorlaşırken asıl sorun yaratan,acı olan ahlakın ve insanlığın yitimine tanık olmaktır...
    en güzel yılların parasız ya da az parayla geçmesinde hiçbi sakınca yoktur üstelik de; insanın ailesi, yakın arkadasları, sağlığı ve yaşama sevinci yanında olduktan sonra...
  • en kısasından kırk beş sene didinip durmuşsun. bu senelerin büyük bir kısmını da almanya'da bir balık fabrikasında sekiz saat, işeme ve yemek molası hariç, yeri geldiğinde mahlukatların bağırsaklarına bulanmış bir halde, yeri geldiğinde paketleme bölümünde kendini paralamışsın. o sıralarda bir öğrenirsin ki türkiye'de bıraktığın karın çocuklarını ablana bırakıp kaçmış. apar topar türkiye'ye dönersin, emekli olamadan. onca senelik emek boşa gider. yaş gelmiş elliye. o saatten sonra iş bulamazsın. yanında getirdiğin birikimi kullanarak kahve açarsın; ortağın iki defa dükkanı boşaltarak kaçar. zamanında abi bize para, diye etrafında koşuşturan kardeşlerin yok olmuştur ortalıktan. tek başına kalakalırsın. oğlun başka bir ülkede, kızın başka memlekette nikahsız bir adamla yaşamakta. oh be deyip torun sevmek istediğin yıllarda, senelerin acısını çıkartmak istediğin zamanlarda, en güzel yıllarım olacak diye beklediğin dönemde, beş parasız huzurevine atarsın kapağı ve ölümü beklersin.

    genç olsak taşı sıkar suyunu çıkarırdık, dedi naim dayım geçenlerde; ah bir genç olsak...