şükela:  tümü | bugün
  • toplumun geneline bir şekilde kabul ettirilmiş olan yalan...

    en iyi yönetim şeklinin demokrasi olduğuna kesinlikle inanmıyorum.

    en iyi yönetim şekli teknokrasidir; yani "işlerin" ehline bırakılması...

    oturduğum mahallenin muhtarının kim olduğunu bilmiyorum. mahalle muhtarlarının ne iş yaptığını da bilmiyorum (!). eskiden, bazen, ikametgah ilmühaberi almak için muhtarlara işim düşerdi; şimdilerde bu da yok... sorsan, mahallenin muhtarını kim seçti, diye; sen seçtin, derler... peh!

    yaşadığım şehrin belediye başkanı anadolu üniversitesi açıköğretim fakültesi işletme mezunuymuş. belediye hizmetleri alanında bir eğitimi olmadığı gibi, lise yıllarında da belli ki çalışkan/başarılı bir öğrencilik hayatı olmamış. sorsan; bu adamı da "ben" seçtim...

    başımızdaki vali, imam hatip lisesi mezunu... eğitim hayatına imam olma hedefiyle başlamış ve meslek hayatına bir belediyede memur olarak atılmış... ildeki her bir devlet kurumunun işleyişini, o kurumlarda çalışan herhangi bir memur kadar bilmemekle birlikte; sorsan, ili o yönetiyor... gerçi kendisini "benim" seçtiğimi söyleyen yok ama onu atayan iradeyi ülkenin başına "ben" getirmişim.

    yaşadığım şehrin milletvekillerine bakıyorum. şu ana kadar, meclis kürsüsünde veya medyada "benim" sorunlarıma tercüman olduklarına şahit olmadım... sorsan, bu adamları da "ben" seçmiş oluyorum; ama sanki kendilerini partilerinin genel başkanları seçmiş (!) gibi davranıyorlar. "ben"den çok "onları" dinliyorlar çünkü...

    yaşadığım ülkeyi yöneten adam, imam-hatip lisesi mezunu... üniversite hayatı, biraz karanlık: marmara üniversitesi iktisadi ve ticari bilimler fakültesi'nden mezun olduğunu gösteren bir diploma fotokopisi var ortada; sınıf arkadaşı olduğunu söyleyen bir tane de şahidi var sanırım... dış politikadan ekonomiye kadar her alanda mutlak söz sahibi... şu yardımcı doçentliği kaldırın, diyor mesela; hooop, bütün yardımcı doçentler bir anda "doktor öğretim üyesi" oluveriyor... teog nedir, bizim zamanımızda yoktu böyle şeyler, diyor; ortaöğretim sınav sistemi silbaştan...

    neden eğitim sistemini, eğitim alanında bilgi ve tecrübe sahibi insanlar düzenlemiyorlar?

    medya manipülasyonları ile "haberleri" nasıl duyması ve yorumlaması gerektiği kendisine dikte edilen bir halkın, özgürce seçim yaptığını kim iddia edebilir?

    her "seçim"de, kılıçdaroğlu denen sinik ile erdoğan denen hoyrat adam arasında bir tercihte bulunmak zorunda kalmam; gerçekten "seçmek" midir?

    geneli eğitimsiz ve vasıfsız olan bir halk kalabalığının yapacağı sözüm ona seçimi kutsamamı kimse benden beklemesin!

    demokrasinin hayırlı bir şey olduğunu düşünmüyorum!

    dini inanç ve etnisite üzerine kurulu bir siyasi söylemle oy toplamaya çalışmak, bu ülkeye kardan çok zarar getiriyor!

    dünya'daki büyük güçler, hep bir yeniliğin yarattığı rüzgar ile yükselebildi: teokrasiye karşı demokrasi ve laiklik anlayışı; klasik üretim anlayışına karşı sanayi devrimi; skolastik düşünceye karşı aklın, eleştirinin, bilimin ve teknolojinin öneminin kavranması toplumları hızla kalkındırdı...

    ülkemizi bir üst lige taşıyacak olan rüzgarın, "teknokrasi" olduğuna inanıyorum...

    gelin, "işi" ehline teslim edelim!
  • kesinlikle doğru bir tespit. her yönetim şeklinde parayı %10luk zengin kesim yiyor demokrasi ise insana bu %10 luk dilimden parayı kimin daha çok yiyeceğini seçme hakkı veriyor.
  • aristoteles siyasal yönetimi 6’ya ayırmış bunun üçünü iyi yönetim diğer üçününde iyi yönetimlerin bozulmasıyla ortaya çıkan kötü sistemler olarak tanımlamıştır.

    demokrasi, iyi bir yönetim şekli olan (bkz: polity)’nin bozulmasıyla ortaya çıkan kötü bir yönetim şekli olduğunu söylemiştir.

    aristoya göre iyi ve kötü yönetim şekilleri

    iyi yönetim şekilleri
    1)(bkz: monarşi)(krallık)
    2)(bkz: aristokrasi)
    3)polity

    kötü yönetim şekilleri(iyi yönetimlerin bozulmasıyla oluşanlar)
    1)(bkz: tiranlık)(diktatörlük benzeri)
    2)(bkz: oligarşi)
    3)(bkz: demokrasi)
  • katıldığım önerme. atatürk'ü canımdan çok severim ama demokrasi konusunda hatalı olduğunu düşünüyorum. yarı demokratik bir sistem iyi olabilirdi; uluslararası kriterlere göre kimin oy kullanabileceği belirlenebilirdi.

    gel gelelim, başlık sahibinin 'teknokrasi' fikrine de hiç mi katılmıyorum. tek açıdan düşünülmüş ve biraz ütopik bir fikir bu. çünkü siyaset bilimi, diğer bilimlere benzemez; çünkü diğerlerinde sadece formüller, kitaplar, teknikler, teoriler, pratikler vardır. siyasette ne vardır? insan. yani? yalan, riya, öldürme arzusu, menfaat, sahip olma hırsı, heva & heves... haliyle sen bir elon musk olabilirsin ama teknoloji bakanı olamazsın. çünkü senin ülkendeki teknoloji, başka devletlerin siyasi yapısına bağımlıdır. ülkeni teknolojide 1 numara yapacak olursun, rusya der ki "bilmem ne operasyonunda zırnık destek vermem", kuzey kore der ki "kafanda nükleer bomba patlatırım" falan.. öylece kalırsın. anlatabildim mi?

    bana kalırsa en iyi sistem: nasyonal sosyalizmdir; hakkıyla gelen diktatörlük, tam devlet kontrolü, militarist yapı, %100 ihracat, tam bağımsızlık. yöneticilerin uzman değil; zeki, soğukkanlı ve merhametsiz olmaları gereklidir.
  • demokrasi' de çoğunluk bir zaman sonra tiranlığa dönüşür.

    (bkz: demokratik kongo cumhuriyeti)

    içinde hem demokrasi hem cumhuriyet var al müsait tarafına sok bu kavramı işte!
  • demokrasi kesinlikle en iyi yonetim şekli değildir. demokrasi her toplumda işe yaramaz. demokrasi topal ve kördur güven olmaz zira ilk çıktığı antik yunan zamanında bile demokrasinin iyi ve kötü yanları her zaman tartışılmıştır.

    ksenephon demokrasi sistemini eleştirirken şuna vurgu yapar. halkın belirli hiziplere bölündüğü ve birliğin olmadığını öne sürerek çıkar peşinde koşmaktan başka iş yapmaz. aynı zamanda atina’da uygulanan doğrudan demokrasi sisteminin özelliklerini sert bir dille eleştirerek kura sistemi gibi özelliklerin yeteneksiz insanları başa getireceğini söyler.

    perikles 'in ise demokrasinin iyi bir yonetim sistemi olduğuna dair yaptığı açıklama da soyleydi.

    idare şeklimizin adı demokratia’dır. bu ad ona bir kaç kişiye değil, bütün yurttaşlara dayandığı için verilmiştir. yasalarımız kişisel işlerde herkese aynı hakkı veriyor; devlet işlerinde herkesin alabileceği yer şu veya bu soydan oluşuna değil, gösterdiği yüksek yetenekle kazandığı üne göredir. yurda iyiliği dokunabilecek bir yurttaşın şerefli bir yer kazanmasına da fakirliği, alçak bir sınıftan oluşu engel değildir.

    şimdi binlerce yıl geçmesine rağmen demokrasi altında dönecek tartışmaların degismeyecegini görürsünüz. milletler demokrasiyi antik yunan kökenlerine bağlı olarak ufak tefek değişikliklerle kendilerine göre uyarlamislardir.

    demokrasi çok değişken bir kavramdır. literaturde en adaletli en olgun ve gelişmiş hemfikir sonuca varan yönetim sistemi olarak gözükebilir ama arka planda detaylara inildiğinde her toplumun demokrasiyle mutlu olmadığı aşikardır çünkü artık demokrasi günümüzde halkın yönetimi şekillendirmesi değilde yönetimin halkı şekillendirmesiyle gerçekleşiyor. yani aslında demokraside mutlak kudret halkta gibi gözükürken tam tersi oluyor halk iradesiyle seçim yaptığını düşünürken kendisine sunulan kısıtlı kötü bir kaç opsiyon arasindan yapmak durumunda kalarak aslında demokrasinin özü olan seçim iradesini sadece fonksiyonel olarak gerçekleştirmiş oluyor. bir kaç kotu opsiyon arasında seçim yapmak asla ve asla tam anlamıyla demokrasi olmuyor. bu kısıtlı opsiyonlar bir noktadan sonra demokrasiyi kitleyerek aynı döngüden başka birşeye dönüşmuyor halk demokrasi hakkını kullanarak seçtiğini zannediyor ama aslinda demokrasiyi hakimiyeti altına almış secileceklerin halkı diledikleri gibi şekillendirmesiden baska birşey olmuyor. yani demokrasi gucluyu daha güçlü zayıfı daha zayıf yapıyor.
  • demokrasi yönetim şekli olmadığından doğrudur
  • uygulanabilirliği olsaydı en güzel yönetim şekli meritokrasidir kanımca.

    ancak nasıl bir yönetim şekli olursa olsun, toplumun bir kısmı iki yüzlü ve çıkarcı olduğu sürece hiçbir yönetim şeklinde huzur yoktur.
  • bize bunu nasıl yedirmişler hala anlamış değilim. seçilmişler değil bildiğin atanmışlar gibi davranan yöneticileri gördükçe demokrasi denen yönetimin koca bir balon olduğunu düşünüyorum. lan bir defa vekil olarak seçtiğimiz adamı/kadını tanımıyoruz ya da bize sormuyorlar bile. e o zaman bizi nasıl temsil edecek? bu demokrasi ile bir nevi yönetici sınıfı oluşturuluyor, halktan bihaber bir sınıf. kısaca ya bizde farklı işliyor bu sistem ya da iyi kandırılmışız. milletim beni affetsin, kandırılmışız!*
  • demokrasi hiçbir zaman çoğunluktaki aptalların azınlıktaki akıllıları yönetmesi olmayacak.
    eğer bu ülkede bu kadar aksaklık, bu kadar yolsuzluk varsa; sorunu demokraside değil, cehalette aramak gerekir.
    dolayısıyla ne yazık ki iyi olmayan demokrasi değil, toplumun cehaletidir.