şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: felaket)
  • filistinli'lerin israil'in kurulduğu 15 mayıs 1948 tarihine verdikleri isim. filistin kaynaklarına göre 750.000 filistinli'nin bir günde mülteci statüsüne geçtiği gün olup kelime anlamı felaketmiş.
  • kelime anlamı: katastrof. israillilerin bayramı, filistinlilerin ise felaket günü olan bu gün, gregoryen takvim ve islami takvim arasındaki fark yüzünden fiili olarak her 19 yılda bir aynı güne denk gelmektedir. ancak tabii ki de, her sene gregoryen takvime göre 15 mayıs'ta batı seria ve gazze şeridi uyumaz, uyutmaz.
  • 1)filistinlilerin büyük felaket diye andığı yahudi devletinin kuruluş günü.
    2)1948 filistinden çıkış için de aynı terim kullanılmaktadır.
    3) 1920 yılı için araplar bu tabiri kullanır.

    felaket anlamındadır. george antonius'un the arab awakening adlı 1938 basımlı eserinde ilk kez kullanılmıştır. o zamanki kullanılış amacı ingiliz ve fransız himayesini anlatmaktadır.

    filistin takviminde 15 mayıs nakba günüdür.
    *
  • nakba, filistin'de her sene gregoryen takvimine göre 15 mayıs'ta, yom haatzmaut'un (14 mayıs 1948) ertesi günü olarak anılıyor.
    yom haatzmaut ibrani takvimine göre kutlandığı için, nakba, her 19 senede bir yom haatzmaut 'la çakışıyor.
    anlamı "felaket günü" demektir.
  • hakkında söylenecek şeyler var. ama nereden başlasam, bilemedim. aslında her şey tanrıların çıldırmış olmasıyla başladı. ankara denen şehr-i perişanda halihazırda günlerdir güneş yüzüne hasretken, bir de günün en olmadık anında hava kararınca istemsiz olarak gözlerimi yumdum. e biyolojik saat bu, laf anlamıyor. belye noçi? işte tam o anda iş hayatının tüm stres ve gürültüsünden uzaktaymış gibi hissederken kulağımda bu eser çalmaya başladı. uyudum mu bilmiyorum, ama rüya gördüğümden eminim. kocaman adam olmuşum, bir de kızım var. ama ben hep oğlum olsun istedim? hah, mizojini. simsiyah, dümdüz saçları var. iki yaşında filan, üzerinde pembe bir pijama var. gözlerini göremiyorum. zaten sevdiğim kadınların gözlerini, aha cezmi geldi dur. çıplak ayaklarıyla tüylü bir halıya basarak arkamdan geliyor. dönüp bakmıyorum, sonra birden kendimi arabada buluyorum. dikiz aynasında yüzü beliriyor. zaten hep aynadan geriye bakarım. ne o geçmişimde unutumadığım bir şeyler mi var? arabada da şarkı çalmaya başlıyor. birden kızım soruları sıralamaya başlıyor:

    - baba, bomba ne demek?
    - baba, savaş ne demek?

    birden arabanın etrafını ağlayan çocuklar sarıyor. bir tanesi yüzünü benim tarafımdaki cama dayamış, sümükleri akmış. ama konsepti kaçırmış, fotoğrafını çeken yok. siyah beyaz bir karede büyük şehrin varoşlarında burnunda sümüğüyle duran akranından hiç bir farkı yok. hah-hah-ha, bu tanrıların da hiç sanat anlayışı yok! kızım da ağlamaya başlıyor bir yandan da durmadan "baba korkuyorum" diyor. kafamı çevirip arkaya bakmaya korkuyorum, tamam, geçmişimde dönmek istemediğim şeyler var. ön camdan şehre düşen bombaları seyrediyorum. gökyüzü kan kırmızı. ne demişti şair, kızıl havaları seyret ki savaş çıkmakta. "ben de korkuyorum" diyemiyorum. zaten neden korktuğumu da bilmiyorum. kızıma dönüp ona bu dünyada babasından kalacak en büyük mirasın korkmak olduğunu söylüyorum. anlamıyor, gözlerini kısmış yüzüme bakıyor. sanırım artık ağlamayı da kesmiş. o susmuş, ben uyanmış, kim gitmiş kim kalmış.

    sonra bütün günü bir gün baba olursam çocuklarıma savaşı nasıl anlatacağımı düşünerek geçirdim. bayram da yaklaşırken, aklıma çocukları getirdi. uzak bir ülkede, bir sokak ötede, bir hayat gerideki çocukları. biz; savaş deyince camları saddam bantlarıyla kaplanmış, yağmur yağdığında su basan sığınaklarda kimyasal silahlardan korunmayı umut eden; tatbikat diye sığınakta depolanmış çikolataları yiyerek savaşı tanımış bir nesilin çocuklarıyız. bütün çocuklar için savaş öyle değilmiş, geç öğrendik. sonra da şarkının aklıma getirdiği çocukları unutmaya çalışarak devam ettim. ah be, hayat o kadar zor mu?
  • "birinin cenneti diğerinin cehennemidir."
  • türkçe'de zaman zaman nakba şeklinde de kullanılan "nekbe", arapça bir kelimedir. "felaket" anlamına gelir. bu kelime, filistinliler için trajedik bir anlam ifade eder.

    şöyle ki, israil'in ingiltere'den bağımsızlığını ilan ettiği 14 mayıs 1948 günü, mısır, suriye, ürdün, lübnan ve ırak, israil'e savaş ilanında bulundu, savaşı kazanan israil, topraklarını daha da genişletti.

    ancak gerek savaş öncesinde gerekse savaş esnasında yüzbinlerce filistinli yaşadıkları bölgelerden çıkarılmış olduklarından, büyük bir trajedi yaşandı.

    filistinliler bu trajediye "nekbe" adını verirler. 1998 yılından bu yana da, 15 mayıs gününü (nekbe günü) bu acı olayı anma günü haline getirmişlerdir. spesifik olarak 15 mayıs gününün seçilmiş olması, 14 mayıs'ın (1948) israil'in bağımsızlığını ilan ettiği gün olmasından ileri gelir.

    konu hakkında daha detaylı bilgi alınabilecek linkler:
    http://en.wikipedia.org/wiki/nakba_day
    http://en.wikipedia.org/…ki/1948_palestinian_exodus
    http://www.haaretz.com/…-a-63-year-process-1.362433
    http://www.zaman.com.tr/…yazino=1136041&title=nekbe

    ana tema:
    (bkz: islam/@derinsular)
  • yaşananları canlı şahitlerinin dilinden anlatan, ali ebu zerr'in yayına hazırladığı nakba eyewitnesses adlı güzel bir eser vardır. internetten de indirilebiliyor filan ama linkini bulamadım şimdi. bulunca eklerim.

    edit: kitap linki.

    http://www.zajel.org/youth/publications/book.pdf
  • büyük felaket. 14 mayıs tarihi israil'in kuruluş deklarasyonunun yayınlanmasının 61. yıldönümüdür.
    filistinliler bu olayı '' nekbe '' (büyük felaket) olarak adlandırıyor ve yıldönümünü anarak işgal gerçeğini dünyaya tanıtmaya çalışıyorlar.