şükela:  tümü | bugün
  • yazarların okudugu 17890929 siirden en sevdikleridir....

    yaşamak şakaya gelmez,
    büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
    bir sincap gibi mesela,
    yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
    yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
    yaşamayı ciddiye alacaksın,
    yani o derecede, öylesine ki,
    mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
    yahut kocaman gözlüklerin,
    beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
    insanlar için ölebileceksin,
    hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
    hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
    hem de en güzel en gerçek şeyin
    yaşamak olduğunu bildiğin halde.
    yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
    yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
    hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
    ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
    yaşamak yanı ağır bastığından.
    nazım hikmet
  • üvercinka-cemal süreya. şiir kültürüm var az çok fakat üvercinka'dan geçemiyorum. uzun boyunlu olduğumdandır belki.
    (not: boyum uzun değil,boynum uzun)
  • tanim: her okunduğunda aynı zevk ve ahengi yaşatan şiirdir.
    sümbülzade vehbi'nin şu şiiridir efendim:

    azm-ü hamam edelim,sürtüştürem ben sana,
    kese ile sabunu,rahat etsin cism-ü can..
    lal-ı şarab içirem ve ıslatıp geçirem,
    parmağına yüzüğü,hatem-i zer drahşan..
    ***
    eğil eğil sokayım,iki tutam az mıdır?
    lale ile sümbülü kahkülüne nevcivan..
    ***
    diz çökerek önüne ılık ılık akıtam,
    bir gümüş ibrik ile destine ab-ı revan..
    ***
    salınarak giderken arkandan ben sokam,
    ard eteğin beline,olmasın çamur aman..
    ***
    kulaklarından tutam,dibine kadar sokam,
    sahtiyandan çizmeyi,olasın yola revan..
    ***
    öyle bir sokayım ki,kalmasın dışarda hiç,
    düşmanın bağrına,hançerimi nagehan..
    ***
    eğer arzu edersen ben ağzına vereyim,
    yeterki sen kulundan lokum iste her zaman..
    ***
    herkeze vermektesin,birde bana versene
    avuç avuç altını,olsun kulun şaduman..
    ***
    sen her zaman gelesin,ben vehbi'ye veresin,
    esselamun aleyküm ve aleykümüsselam...
  • “yaşamında en zor işin, kendi yolunu yürümek olacak
    – ve, ilişkin olan, önem ve değer verdiğin kişilere, bunu anlatmak:
    yaşamının, yaşadığın kadarıyla, yalnızca senin yaşamın olduğunu: aynı şeyin
    onlar için de geçerli olduğunu; ilişkide olmanın da,
    bu temel gerekliliği engellemediğini,
    engellememesi gerektiğini…
    ama, anlatamayacaksın ki…

    – çünkü , daha kendin bile gereğince
    anlamamış olacaksın bunu…

    ancak arada bir gerçekten yaşayacaksın:
    duygusal olarak “unutulmaz bir an” denen
    yaşam aralıklarından birinde, tam kendin olarak,
    tam kendisiyle yüzyüze geldiğin bir başka kişiyle
    birlikte, birşey yaşadığında(bir sevinç, bir acı…)
    – o zaman gerçekten yaşarsın.
    ama bu “an”ları son derece seyrek yaşarsın
    (kimi insanlar-çoğunluk?- bunları hiç yaşamaz belki); son derece de kısa…
    gene de, bunların sağladığı anlam yoğunluğu, yaşamının bütün geriye kalan çölünü yeşertmeye yetecek.”

    oruç aruoba
  • *

    aşk başlamadan güzel
    kalplerde heyecan,
    bakışlarda korku olduğu zaman güzel
    birbirimize sezdirmemek için çırpınış
    başkaları görmesin diye çabalayış

    gözlerim gözlerinin mavisine değdiği zaman
    aşk başlamadan güzel

    (bkz: ümit yaşar oğuzcan)
  • bu sıra beni en güzel bu dizeler anlatıyor;

    seni düşündüğüm zaman
    içimde bir çocuk bahçesinin kapıları açılıyor
    dünyanın bütün çocukları doluyor içeri

    seni düşündüğüm zaman
    ilkbahar gibi bir şey oluyor
    anlatılmaz bir sevinç kaplıyor her şeyi

    elimdeki kalem
    parmaklarımda şakıyan
    bir kuşa dönüşüyor
    masam bir güneş denizinde yüzüyor

    seni düşündüğüm zaman
    yalnızlık çeken sözcükler
    kolkola giriyor birden

    seni düşündüğüm zaman
    bir bulut oluyorum
    uçmaktan başka bir şey bilmeyen.

    ataol behramoğlu.
  • (bkz: uy havar)*

    "ve sen daha demincek
    yıllarda geçse demincek
    bıcaklanmış dal gibi ayrı düştüğüm"
  • masamıza leyla gelsin ta ürdünden ama istesek gelir
    bize ince parmaklarını şaklatarak nizar kabbaniden bahseder
    istesek olur böyle şeyler biz ona türkçe çaylar ısmarlarız
    kuranda peygamberin bile azarlandığı ayetler vardır, onu deriz
    başka şeyler de vardır
    doğuda her yüz kilometrede bir
    zalimle mazlumun değişmesi dengesi
    biz ey dünya yorgunları diyelim çay içmeye başlayalım

    çay içeriz bir halk dengelenir yumruğumuzdaki kuvvetle
    babaların bıyıklarına ilişen siyaset dersi
    annelerin ideolojileri yoktur merhametleri vardır
    ben o merhameti kimsede görmedim kitaptaki meryemi saymazsak
    en esaslı küfrü orta ikide bir kızdan yedim o bana âşıktı
    yazmaktan başka neye yararsın allahın belası, demişti

    bir şeye yaradığım hissi evlenirsem bir gün olacak
    imparatorluklar çağından beridir yasak bir sevmektir devlet halk ilişkisi
    gecenin dördünde şiirden daha değerli işler vardır
    biz ey dünya yorgunları diyelim çay içmeye başlarken
    sevgilimizle saatler süren telefon konuşmaları yapalım
    sırrı abinin kızı bize de şiir yazsın
    bu annesiz evleri değiştirelim aniden

    ben bir mektuba başlamışsam gerisini sen getir
    yarım mektupların verdiği esenlikle öperim alnından
    bankalar kapanır, faizler düşer, bir bakarsın iyileşir dünya bundan
    bana mektup yaz, boş bırakma, ihtiyarlamazsam orta dünya bizimdir

    orta dünya ilmihali, mustafa akar.
  • ben cok siir okurum. edip, turgut, nilgun, didem, cemal, umit yasar, atilla ilhan, birhan, ozge, haydar ergulen vs vs.

    ama en sevdigim siir sudur:

    hoşgeldin kadınım benim, hoşgeldin
    yorulmuşsundur,
    nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını...
    ne gül suyum ne gümüş leğenim var...

    susamışsındır
    buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim

    acıkmışsındır
    sana beyaz keten keten örtülü sofralar kuramam
    memleket gibi esir ve yoksuldur odam

    hoşgeldin kadınım benim, hoşgeldin
    ayağını bastın odama,
    kırk yıllık beton çayır çimen şimdi

    güldün,
    güller açtı penceremin demirlerinde

    ağladın
    avuçlarıma döküldü inciler

    gönlüm gibi zengin,
    hürriyet gibi aydınlık oldu odam

    hoşgeldin kadınım benim, hoşgeldin
    nazım hikmet
  • yıllar once yabancı saırlerden bır sıır antalojısınden duvarcının askı dıye bır sıır okumustum.

    ozetle soyleydı.

    ben eczacı kıza asık bır duvar ustası
    gunes yuzume vuruyor
    tuglaları yanlıs yere koyuyorsam bıl kı senı dusunuyorum.

    bu bence aşka daır cok bılındık bır hal.
    ask gelınce akıl gıdıyor.
    bır aptallasıyorsun. sıgaranı tersınden yakıyorsun, sokakta kayboluyorsun, arabayla gıderken sapacagın sokagı kacırıyorsun, dort kere yedıyı carpamıyorsun.
    benı bazen acayıp aptallastıran, acayıp şapşallastıran bır yuzu oluyor.
    emınım bı tek ben degılım bunu yasayan.