şükela:  tümü | bugün
7 entry daha
  • dün kenya, masai halkının gösterildiği bölümü izledim. açıkçası ben içinde bulunduğu şartlara çok şükreden bir insan değilimdir. genellikle yaşadığım ülkede yapılan haksızlık, yolsuzluk, iş bilmezlik gibi nedenlerden dolayı kötümser, eleştirel bir tavrım vardır. ama dünkü bölümdeki çocukların halini izlerken oturduğum geniş daire, izlediğim son model tv, uzandığım rahat koltuk, çayım, kuruyemişim, meyvem... o kadar lüks geldi ki gözüme...

    çamur ve gübreden yaptıkları tek odalı evlerden çıkan çocuklar, kimisi bir saat, kimisi 3 saat yol yürüyerek okula varıyorlar. peki bu yolda neler var? filler, leoparlar, yılanlar, maymunlar ve daha niceleri. yürürken karnı acıkan çocuklar etraftaki meyve ağaçlarında mola veriyorlar. yol üzerindeki tek su kaynağından su içmeden asla geçmiyorlar. çünkü okulda su içme şansları yok ve eve dönüş yoluna kadar içtikleri su onları idare edecek.

    kimisi üç saat yolculuğun sonunda üçüncü derste ancak okula varmış oluyor. o kadar zahmetli yoldan sonra bir de geç kaldığı için öğretmen tarafından eline sopayla vuruluyor; sanki bu şartları o çocuk istemiş gibi.

    okulun ücreti aylık 1 euro. eğer yatılı kalınacaksa 6.5 euro. bu para bir aile için çok büyük bir para. bu parayı verebilmek için hayvanlarını satmak zorunda kalıyor aileler. yani tek geçim kaynaklarını. yatılı kalan öğrenciler öğlen çıkan fasulye tarzı bakliyat haşlamasını yiyor. yatılı olmayan öğrenciler ise akşama kadar aç durmak zorunda. bir öğrenci, diğer arkadaşları yemek yerken hafif mahçup bir tavırla "keşke ben de öğle yemeği yiyebilsem." diyor.

    ayaklarında yıllardır büyük ihtimalle elden ele değişmiş ayakkabılar var. oyuncakları taş, sopa, belki şişe kapağı. en büyük hayalleri davar sahibi olmak; kızların ise küçük yaşta evlendirilmemek. bir öğrenci derste en sevdiği şeyin gazoz kapaklarıyla sayı saymak olduğunu söylüyor. ders namına gördükleri şeyler çok iç açıcı değil. yine de %20 gibi bir azınlıkta oldukları için şanslılar.

    belgeseli izlerken şunu düşündüm: bu çocuklar büyüyüp dünyada söz sahibi olan insanlar oluyorlar. belki önemli bir atlet, silikon vadisinde mühendis veya cern'de bilim insanı. belki milyonda biri bunu başarıyor ama yapıyor işte! önceden gabon'dan, mali'den çıkıp da avrupa'da top koşturmayı başaran oyunculara saygı duyardım ama şimdi saygının üstünde bir hayranlık duyuyorum. hepsinin yaptığı iş birer başarı hikayesi.