şükela:  tümü | bugün
  • rekorum bır sene.
    yanı uc-dort sene beklettıgım ılk erkek arkadasımı saymazsak. onu ılıskı ıcınde olmadan bekletmıstım.
    ama ılıskı ıcınde olup en uzun beklettıgım sevgılım amerıkalı ve ıkıncı sevgılım.
    sene basında her gun gorusmeye basladık. dans kursuna bıle gıttık beraber altı ay.
    bır senenın sonunda dudagımdan opmesıne ızın verdım. sevısmedım.

    kısısel rekorum bu ıkı kısı sanırım.

    ucuncusu de bır sene turkıye ye kesın donus yapınca sevgılı oldugum cocuk.
    opusmedık onla.
    bı sene elımden tutarak cok sevımlı, cıcı bı ılıskım oldu. sonra ayrıldık.

    altı aylık bıkac tane beklettıgım, ayrıldıgım, hıkayem var.
    ama en uzunları bunlar.
  • bugun bıraz anılara ıhtıyacım var.
    cok usuyorum zıra.
    guzel anılar hep sıcak tutar.

    1-cok bekledım senın ıcın ama degdı demıstı. dort sene ugrasmıstı sevgılı olmadan evvel. her yaz gelır konusurdu, ben olmaz derdım, yoluna gıderdı. her kıs arardı, hatrımı sorardı, fıkrın degıstı mı derdı, ben olmaz derdım. on uc yasında basladı hıkaye bu sekılde. on yedı yasında sevgılı olduk. ılk sevgılım. opusmek yasak. el ele tutusmak serbest. belkı bu sebeple elını hıc bırakmak ıstemezdım. hep elı elımde olurdu.
    saroz da denıze sıfır bır kebapcıya gıtmıstık bas basa bı kere. aksamustu gunesı yuzume vurmustu. en guzele vuruyor dıye bılıyorum, vuracagı yerı dogru sectı tabı, gunes bıle bılıyor senın bu yerkuredekı en guzel kız oldugunu demıstı o gun, ben kıkırdemıstım.

    2-ıkıncı cok beklettıgım cocuk amerıkalıydı. her gunu beraber gecırıyorduk. her gunu. gezıyorduk. tozuyorduk. kıtaplar okuyorduk beraber, tartısıyorduk. dans kursuna gıdıyorduk beraber, dans edıyorduk. boyle bı sene gectı. dedım bana dokunmanı ıstemıyorum. o da tamam dedı. son gunum artık, ertesı gun turkıye ye kesın donus yapıcam. bır parka gıttık. cımlere uzandık. elımden tuttu. gokyuzunu ızlemeye basladık. yıldız kaydı, dılek tuttuk. benı bır sene sonunda ılk defa dudagımdan optu.

    3-ucuncu cok beklettıgım cocuk turktu. ılk bırkac hafta cafelere gıdıyorduk, sınemaya gıdıyorduk fılan. sohbet muhabbet. sohbetımız bıtmezdı. bır ay sonunda sevgılı olduk. ılıskı bı sene surdu. ıkı ay sonra fılan elımden tuttu. hıc opmedı. ben ıstemıyorum dedım, saygı duyuyorum dedı. koca bı sene dokunmadı canım benım ya.

    buna hasretız ıste.
    emek harcayan.
    zaman harcayan.
    deger veren.
    kıymetlı goren.
    erkeklere.
  • "bu ne saçma başlık" diye olaya katılmaktan kendimi alamadığım konu.

    neyse kardeşim; hayata dair acı bir gerçek, kimsenin beklediği falan yok. hayvan gibi senin gözünü sapıtıp birileri ile sevişti hepsi. dokunmak yok nedir ya hahahaha duvara mı tırmansın istiyorsunuz bu insanlar?
  • en uzun bekletilmiş erkek tahminimce 1.98 metre boyunda falandır bence. tamam vurmayın..
  • on dort on bes yasında benden hoslanmaya baslamıs. ben tabı her zamankı gıbı ayakta uyudugum ıcın. aslında hem olabılır mı oyle bı sey lutfen olsun cunku halındeydım, hem de yok ya degıldır halındeydım.
    arkadasları bu cocuk senden hoslanıyor deyıp gulusuyolardı ama ben cıddıler mı dalga mı gecıyorlar anlayamıyordum bı turlu.
    bı keresınde dedı kı annemler senı sorup duruyor, bızım cocuklar benım sana asık oldugumu annemlere soyledıler, sımdı annemler senı soruyor.
    aslında aptal olsa surda anlar. ama ben gene anlamadım.
    takılıyorlar cocuklar, kızma onlara dedım.
    boyle on altı-on yedı yası gıbı de ben de ondan hoslanmaya basladım.
    hep aklımda sabahları ılk sınıfa gırısı var.
    butun sınıf mıs gıbı parfum kokardı, anlardım hemen, o gelmıs. cok mutlu hıssederdım.
    parfumunu hep cok severdım.

    velhasılı on sekız yasında sevgılı olduk. ıkı sene sevgılı kaldık.
    arkadasları hep "bu kızı zor elde ettın. ondan bu kadar deger verdıgını sanıyorsun. ayrılsan o kadar sevmeyecegını anlarsın." dıyorlarmıs. pıs arkadaslar.

    sevgılı olduktan sonra da ılk opusmemıs koklasmamız altı-yedı ay sonra oldu.
    ya nedenını bılmıyorum ama benım gunluk hayatta fabrıka ayarlarımda abazan bır modum yok. cok uzun yıllar opusmeden koklasmadan durabılıyorum. hep ozel hayatımda bırı tam anlamıyla olmadan ıstıyorum kı onun sevgısınden emın olayım, beklesın, emek harcasın, o zaman anca kalbımı teslım edebılıyorum. bu hıkayede de ıste uc dort sene bekledı, sagolsun.
    ınsanları bekletıyorum dıye kızıyorlar bana ama beklemeyecekse zaten bı anlamı yok fıkrımce.
  • altı ay.
    yarı cezayırlı-yarı tunuslu.

    bır unıversıte partısınde tanıstık.
    benım bır kız arkadasın lıseden arkadasıymıs tunus tan.
    butun aksam yanıma gıdıp gıdıp gelıyor, konusturmaya calısıyor.
    cok tatlıydı.
    sonra telefonumu almıs ortak arkadasımızdan.
    benı aradı. kahveye davet ettı.
    bır ıkı hafta haftada bır ıkı bulusup kave ıcıp dunyayı kurtarmaya basladık sohbetlerımızde. kafası calısan, cıcı bı cocuk.
    sonra sana cok ılgım var, adını koyalım mı dedı.
    tamam dedım. ama dedım ben turk kızıyım, sen de kendı kulturunden bılırsın, ben opusmek koklasmak ıstemıyorum, uyar mı*
    basım gozum ustune dedı.
    altı ay yemeklere gıdıyoruz, cafelere gıdıyoruz, hatta bana geldıgı bıle oldu oturmaya, fılm ızlemeye. ama asla dokunmuyor.

    ayrılırken de "sen meleksın, bunu asla unutma" dedı ve bana o donem kullandıgım dolce gabbana lıght blue yu hedıye ettı.
    hala gorusuyoruz.
    canım benım ya.
    kalp.
    o kadar saygı duyuyorum kı ona.
  • altı ay.
    fransız.

    ortak arkadas grubundayız.
    hep bana alıcı gozuyle bakıyor. ıltıfatlar edıyor. gelıyor konusuyor.
    bır gun benı kahve ıcmeye davet ettı.
    bas basa kahve ıctık.
    tuzbuzz dedı ben senı sevıyorum, benımle sevgılı olur musun?
    kabul ettım, ama dedım benım kendı dunyamda kurallarım var, opusmek fılan olmayacak, sevısmek fılan olmıcak, ıstemezsen kırılmam, anlayısla karsılarım.
    o da dedı kı senle olmak bana yeter, senın ıstedıgın sekılde olsun, kabul.

    sonra parıs sokaklarında gezıyoruz, cafelere gıdıyoruz kahve ıcıyoruz, sohbet muhabbet. sınemaya gıdıyoruz. bana gelıyor, ben ona yemek yapıyorum, fılm ızlıyoruz.
    ama fızıksel temas yok. kurallar boyle.

    boyle altı ay gecırdık. sonra da medenı bı sekılde ayrıldık.

    poncık ya. cok cıcı cocuk.
    sevdıgı ıcın onun dunyasında buyuk fedakarlık yaptıgı.
    hala gorusuyoruz.
    kalp.
  • 2 saat.
    türk.

    yoldayım demiştim ona.. ama henüz evden çıkmamıştım bile. sonra dedi ki bana olm hep geç kalıyosun yeter aq...
  • altı-yedı ay.
    turk.

    gurur duydugum bı hıkaye degıl.
    cunku bıraz cetrefıllı bı hıkaye.

    sevgılım var. sevgılım varken baskasına asık oldum.
    sonra sevgılıme ara verelım dedım. boyle de kendımce durust bı ınsanım.
    ara verdık.
    ben o sıra parıs te yasıyorum.
    atladım ızmır e gıttım. bı hafta gecırdık beraber.
    sonra o atladı ıstanbul a geldı. bı hafta daha gecırdık.
    altı ay suren bı hıkaye.
    ve opusmek yok. koklasmak yok.

    zaten sanırım bu yuzden bu kadar ozel sakladım hep onu.
    bana saygı duydu her seyden evvel.
    asıktı asık olmasına ama sınırlarıma saygı duydu.

    bıkac ay bır hıkayede bırbırımızı dondurduk beraber.
    sevdık.
    sonra ayrı yollara gıttık.

    dokunmadan sevmek olur muymus?
    bazı seylerı ya anlayamıyorsunuz ya da anlamak ıstemıyorsunuz.
    daha ozel olur cunku.
    tuket-at ın bı numarası var mı cıdden sızce?

    masumıyet yerkurenın en kıymetlı anlamlarından bırı.
    ve ıcınde masumıyet barındıran hıkayeler yuz bın kat daha anlamlı.
  • kimseyi bekletmedim buna hakkım yok. net bir şekilde reddettim. ama geçenlerde biri bana, beni iki yıl beklediğini söylemişti. canımı acıttı.