1. fakültenin ilk günüydü. herkesten uzakta amfide bir yer buldum kendime. oturdum, not tutmaya başladım. arkamdan biri çok susadım şu ders bitse artık diye kendi kendine söylenmeye başladı. uflamalar puflamalar. açılmamış pet şişeyi verdim, şaşırdı güldük falan, akşamına seviştik, sonra arkadaş olduk.

    he bi' de dsfsygfjs.
  2. hazirlik sinifinin ilk gunu. daha kimse sinifini falan bilmiyor (bahsi gecen ilkokuldan sonra okunan hazirlik sinifidir). sirada yanimda biri duruyor, gozluklu, saclari kisacik, surat bir guzel bir guzel. icimden diyorum "ne guzel cocuk". sonra onume bakip, konusan muduru dinlemeye devam ediyorum. arada da caktirmadan buna bakiyorum. yaklasik bi 10-15 dakika bu boyle devam ediyor, taa ki gunesten yanan kafami one egene kadar. bir bakiyorum altinda pileli gri okul etegi var. buyuk sok: kiz bu!

    sonra ayni sinifa dustuk, en yakin arkadasimdir kendisi, tam 21 senedir.
  3. ilkokul 6. sınıftayız. öğretmenin not defteri için fotoğraf çekimi var. biz listede arka arkaya olduğumuz için birlikte bekliyoruz. saçlarımı gözlerim kaybolacak derece sıkıca toplamışım. tek bir tel bile çıkmış olamaz, kabul edemem. sıra bana geldi ve heyecanla dönüp 'saçım düzgün mü? saç çıkmış mı? ' diye sordum. karşımda hiç gülümsemeyen, saçları darmadağınık, yakası kaymış, delici gözleri olan bir kız. okulun başından beri bana kıl kaptığı her halinden belli. sorduğuma soracağıma tek bir kelime sarfetmeden, sadece o anki bakışlarıyla bile pişman olmuştum.
    ben uyuz, titiz, inek ve iyilik meleği diye geçinen biri, o ise asi, karamsar, kimseyle konuşmayıp hayatın sırrını küçük yaşlarda çözmüş minik bir şebo.
    nasıl oldu da 10 yıldır hala süregelen bu eşsiz dostluğa başlayabildik, birbirimizi nasıl yonttuk da bu günlere geldik hayret ediyorum.
    her yıl biraz daha iyi anlıyorum ki, annemden sonra benim için canını verecek yegane kişidir.
    canımdır.
  4. 5 ekim 2010 günü, öğleden sonra saatleridir. o an için normal ve önemsiz görünmüştür.günler haftalar aylar geçtikçe en yakın arkadaş olma sıfatına erişmiştir.
  5. lise birinci sınıfın ilk günüdür. ortaokulda basketbolcu geçinen ben, liseye gelince kendimi bi bok sanıp artiz artiz geziyorum etrafta. sınıfın bir köşesinde otururken, karşı köşede benim gibi basketbolcu geçinen ali'yi kesiyor gözlerim. aramızdaki farksa şu; ben basketbolcu geçinirken o hakikaten birkaç yıldır kulüplerde oynayan, geçmişi olan bir basketbolcudur. neyse. lisenin o ilk deli çağları, lise defteri'nin de etkisiyle, basketbol aşkıyla yanıyorum ben. takımlar kurulacak, street ball turnuvası yapılacak okulda. gidiyorum ali'nin yanına. diyalog şu:
    - basketbol oynuyor musun?
    - evet
    - o zaman takımdasın!

    bu olaydan sonra ali sevinir tabi, sınıfımda basketbolu bilen biri var, sırtım yere gelmeyecek diyerek. sonra maç günü gelir, bobby hayvan evladı gibi bocalar. ali düşünür, ''bu mu la amk?'' der içinden.

    ilerleyen dönemlerde, birkaç yıllık bir kesintiyle de olsa, ali bu hayatın temel taşı olacaktır. en vazgeçilmezi, zorda kalınca arananı, ihtiyaç anında ilk akla geleni.

    ve ali yalnızca ali değildir. isminin kelime anlamı; kardeşle, yoldaşla, tüm sıcak sıfatlarla eşdeğerdir. bu entry de ali'ye bir vefa borcudur.
  6. a-naber lan fred?
    f-iyidir amper... bak bu da fred. tanışıyor musunuz?
    a-yok tanışmadık. meraba.
    r-selam.
    a- fred senden bahsederdi de tanışamamıştık.
    r-kısmet...
    a- (kısmet mi? mübeccel teyze kaçmış la bunun içine) öyle...
    r- kanka ben eve gidiyorum, duşa girip maça bakıcam. gelin isterseniz...
    f- olur.

    bir takım geyikli muhabbetten sonra

    r- lan bu amper midir nedir... bir daha getirmeyin oolm benim evime.
    f- haydaa iyi çocuktur lan.
    r- ukalanın teki... uyuz oldum

    a-fred sen ankaralı mıy... anaa star wars!
    r- ne? nerede?
    a- tv'de lan!!!
    r-otur otur otur izleyelim...
    f- e maç?
    r ve a - sittiret ne maçı? star wars var.

en yakın arkadaşla tanışma anı hakkında bilgi verin