şükela:  tümü | bugün
  • bu kitapla başlayan serideki mevcut kitaplar yazılma sırasına göre aşağıdaki gibidir:

    1. ender's game (1985)
    2. speaker for the dead (1986)
    3. xenocide (1991)
    4. children of the mind (1996)
    5. ender's shadow (1999)
    6. shadow of the hegemon (2001)
    7. shadow puppets
    8. first meetings (2002)
    9. shadow of the giant (2005)
    10. a war of gifts an ender story (2007)
    11. ender in exile (2008)
    12. shadows in flight (halen yazılmaktadır)

    bu kitapların ender evrenindeki kronolojik sırası işe şu şekildedir:

    1. first meetings
    2. ender's game
    3. a war of gifts an ender story
    4. ender's shadow
    5. shadow of the hegemon
    6. shadow puppets
    7. shadow of the giant
    8. ender in exile
    9. speaker for the dead
    10. xenocide
    11. children of the mind
  • sinemadan çıkınca bir the godfather part i'den çıkmış gibi tatmin duygusu yaşamak için değil kitaba görsel altyapı oluşturmak amacıyla(resimli kitaptaki resimler gibi) kullanılabilecek film. zaten kitabın yapısı itibari ile(bir çocuğun ruhsal dünyası ve gelişimi?) filme çekilmesi imkansıza yakın. kalan kısmı için, yani anlatılabilecek kısmı için izlenebilir bir film çıkartılmış.

    --- spoiler ---

    insan burnunun doğumdan ölüme büyüdüğünün bir ispatı olarak harrison ford açıkçası gerçekten uzak hatta komik durmuş.

    ilk gördüğümde haassiktr lan dediğim asa butterfield şaşırtıcı derecede iyi.

    onun dışında sadece birilerinin "wiggin" dediğini duymak bile yani bu kelimenin sesli söylenişini duymak bile tüylerimi diken diken etti.

    kitaptaki ender'in savaş oyununda değil de gerçek bir soykırımın göbeğinde olduğunu anladığı an ve sonrasının filmde verilişinin zayıflığı ise aynı zamanda filmin en zayıf noktası imho.

    --- spoiler ---

    özetle: filme çekilemiyecek bir hikayenin filme çekilmiş hali.
    rumuzumdan anlaşılabileceği gibi aşırı duygusal bir bağım olan bu hikaye ile ilgili ciddi analizlere girmek istemiyorum. filminden memnun olmayan kitaplarını okusun, şeker de yiyebilsin.
  • birçok kişinin ilk 15 dakikasını izlemeden yorumladığını düşündüğüm film. yoksa filmin mantığı kaçırılmış halde nasıl yorumlanır bilemiyorum.

    --- spoiler ---

    filmin 10. dakikasını tekrar izlerseniz harrison ford'un çocuğa; "gençler karmaşık verileri erginlerden daha kolay birleştiriyorlar." dediğini görürsünüz. zaten filmin bence en büyük olayı da bu işi çocuklara yaptırmalarıdır, çünkü onların zekalarına güveniyorlar ve yeterli pratikle de erken yaşta tecrübe kazandırarak bu savaşa sokuyorlar. isteseler elerlinde yeterince yaşlı komutan var zaten. çocukları istemelerinin sebebi tamamen daha hızlı düşünebilmeleri ve daha karmaşık problemlerle baş edebilmeleri.

    oyunculuk filmin kadrosunun yaş ortalaması düşünüldüğünde oldukça yeterliydi diyebilirim. zaten o çocuklar ne kadar kötü oyuncular olmak isteseler de karşılarında harrison ford ve ben kingsley gibi adamlar varken zorlanırlar sanırım. kurgu çok iyiydi, özellikle kolonileşen karıncamsı uzaylılar. dünyalıların aslında uzaylılardan daha vahşi ve ilkel olabileceklerini göstermesi açısından da nadir istila filmlerindendi diyebilirim.

    görsel efektler muazzamdı, keşke netbookta izlemeseydim filmi. filmin tek kusuru sonuydu diyebilirim. evet şaşırtıcı bir son ama kesinlikle çok daha uzun sürmesi gereken çok daha meşakkatli ve acı dolu olması gereken bir süreç iki dakikada bitti.

    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---

    güzel filmdir lakin general haklıdır.hangi filmde uzaylı yok edilmediyse mutlaka onun larvası yavrusu yumurtasından birşeyler çıkıp başa dert olmuştur.bakınız jurrasic park, alien, jaws, gremlins vs...
    dolayısı ile yılanın başını kücükken ezeceksin atasözünden yola çıkarak uygulanan strateji gayet mantıklı.insan uzaylı diye ayırt etmeden hayatta kalma mücadelesi olarak değerlendirip güçlünün hayatta kaldığı bir düzen olduğunu unutmamak gerekir.bu mantıkla düşünülürse ortalama kalıyor.zaten yapılması gereken yapılmış, çoçuk ağlamıştır.
    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---
    --- spoiler ---
    --- spoiler ---

    bir kitap bir filme kaynaklık ettiğinde genellikle söz konusu kitabın okuyucuları hayal kırıklığına uğrarlar. peki benim gibi, kitabı okumamış, ama güzel bir bilimkurgu, hatta türleri de bir kenara bırakalım, sadece güzel bir film izlemek isteyen izleyiciler ne bulurlar?

    türk sinema izleyicilerini ingilizce isim - üstelik zorlama bir isim (nerede "neo" yaratıcılığı?) - telaffuzundan kurtarmak için "uzay oyunları" ismiyle gösterime giren film, günümüzün "her zaman, her yerde oyun" kültürüyle de oldukça paralel bir çizgide. fakat bu sefer oyun oynamak, hayatın bir parçası olmanın ötesine geçip "dünyayı kurtarmak" gibi ulvi bir görev için en önemli meziyet olmuş. tablet pc ile işe girişen ender'ın oyuncakları git gide büyüyor ve sonunda bu oyun kabiliyeti ile gezegeni kurtarıyor.

    filmin ilk bölümü eğitimlere, ikinci bölümü savaşa ayrılacak diye düşünürken, aslında tamamı eğitime ayrılıyor ve savaş da aradan çıkıveriyor. bu, komutanın bağırıp çağırdığı eğitim bölümleri bir ara "full metal jacket" havası verir gibi oldu, ama yapaylıktan geçilmediği için bu hava hemen dağıldı. öyle ki ender, uzay gemisinin koridorlarına sıçsa bile biri çıkıp "brrraavoo! evet, sıçtı, ama bir bak niye sıçtı? çünkü bu çocukta farklı birşeyler var." diyecek. ender'ın fare gibi bir yaratığı yönlendirdiği simülasyonda iki farklı tüpte de şansını denedikten sonra devin gözüne saldırması, onun "uyumsuz" dehasına yorumlanıyor. bu noktalarda, komutanın ender'a olan inancı, morpheus'un neo'ya olan inancı gibi bir inanç değil, yine oldukça yapay, oldukça yüzeysel ve zorlama diyaloglarla ortaya çıkmış.

    "oyun oynayarak dünyayı kurtarma" oldukça orijinal bir fikir. bu cevher bir güzel harcanırken filmin sonunda da tüy dikilmiş. yani sen gidip formiklerin gezegenini yok edecek, onların kökünü kazıyacak kadar saldırgan hale gel, ondan sonra da "ama ben onu simülasyon zannettiydiim!" diye vicdan yap, yemezler. zaten seni, sadece "savaşı kazan" diye değil, aynı zamanda bu formikleri bir daha savaşacak güçleri kalmayasıca tokatla diye seçiyorlar. haa, filmin sonunda, ileride gerçekleşebilecek olası bir savaşı önlemenin barış çabalarıyla da gerçekleşebileceği fikri çıkıyor, ama bu bile o kadar oldu bittiye getiriliyor ve havada kalıyor ki... eminim kitapta çok güzel derinlik kazanmıştır bu kısımlar. filmde biz öyle bir hissiyata bürünemedik.

    harrison ford ve ben kingsley, oyunculuklarını ortaya çıkaracakları rollerde değiller. ender'ı oynayan asa butterfield ise işini layıkıyla yerine getiriyor. diğer çocuk oyuncular da hiç fena değillerdi.

    sanırım iyi hasılat da yapamadı film. devam filmi olur mu, bilinmez. eminim tüm film ekibi benim bu istişare yazımı merakla bekliyordu. artık hatalarını düzeltip daha iyi bir film çekebilirler.

    --- spoiler ---
    --- spoiler ---
    --- spoiler ---
  • "o" adamlardan biri olmak istemesem de soylemek zorundayim ki film maalesef kitabin yanina bile yaklasamayacak.

    filmlerin kitaplardan genel olarak neler goturdugunu biliyoruz fakat ender's game duzgun olarak uyarlanmasi neredeyse imkansiz bir kitap.

    ilk olarak cocuklarin yasi cok buyuk sorun olacak. kitapta cocuklar battle school'a alti yasinda basliyor. cocuklarin filmde bu kadar kucuk yasta olmalari mumkun olmadigi icin kitabin vurucu oldugu noktalardan birisi kaybolmus oluyor. ayrica daha da onemlisi kitabin cogu protagonistimiz ender'in kafasinda geciyor. kitabin gercek "action" kismi cok guclu degil zaten. kitapta vurgulanan sey karakterlerin ic dunyasi ve gelisimi. bunu filmde vermek mumkun olmayacak.

    sonuc olarak bence film resmen "watered-down" bir action-vari yapim olacak. muhtemelen vurguyu oyunlara ve simulasyona yapacaklar. efektler falan derken insanlar begenecek ama kitaptaki derinlikten cok uzak olacak. ha umarim yanilirim ama gercekci olmak lazim. o yuzden zaman kaybetmeden alin okuyun derim. zaten iki gunde bitiyor kisacik bir sey.
  • alper tunga destani. kusursuz bir bas karakteri var her seyi basariyor. ormanda yuruyordum ordan gecmekte olan bir ayi gordum ve onu alt ettim ondan sonra arkamda bir gergedan gordum ve onu da yere caldim eve donerken koyume dusmanin saldirdigini gordum ve onlari da yok ettim. ender'in de bu konuda alper'den pek farki yok. gergedan ayi falan yerine bugger koyun iste.
  • altıkırkbeş bu kitapla çok kötü bir iş çıkarmış. inanılmaz fazla imla hatası var ve bazı yerlerde ciddi yanlış ve eksik çeviriler gördüm, çevirmen bir kere çevirmiş ve kimse üzerinden tekrar geçmemiş gibi. şimdi ikinci kitabını almak istiyorum ama acaba bunda da aynı hatalar olabilir mi diye çekiniyorum yoksa orijinalini alacağım. bilgili olanlardan pm bekliyorum.
  • “ın the moment when ı truly understand my enemy, understand him well enough to defeat him, then in that very moment ı also love him. ı think it’s impossible to really understand somebody, what they want, what they believe, and not love them the way they love themselves. and then, in that very moment when ı love them.... ı destroy them.”
  • bilimkurgu ve fantastik film sevenlere güzel gelecek bir yapım. çocuk filmi demek için oldukça iyi görsellere ve bütçeye sahip bir film - 110 milyor dolarlık bütçeye sahip.

    filmde harrison ford'un oynaması da ayrı güzellik olmuş, han solo'yu tekrar uzayda görmek iyi geldi. sinemada izlesem pişman olmayacağım bir film olmuş. kitabını okumamama - ma sayısı doğru mu lan - rağmen olaylar oldukça hızlı ilerliyor, çocuk jedi sanki...