şükela:  tümü | bugün
  • - ya niye oraya girdin ki o puanlaaaaaaa
    gibi cümleleri had safhada duymama neden olan bölüm.
    sanane lan girdim işte göt!
  • turkiyede cogu insan'ın algısının aksine, yaptım oldu diye bir şey yoktur. dışarıdan çok cici, masum gözüken bu meslek aslında gayet zordur. dışarıdan aa ne güzel, çiziyorlar falan super meslek diyenler vardır, bunlara itibar etmeyiniz. bu bölüm zordur. öncelikle keyfe göre tasarım yapamazsınız. her şeyin bir nedeni vardır ve yaptıgınız tasarım bu nedenler doğrultusunda devam etmelidir. ergonomi, ürün çevre ilişkisi, malzeme seçimi ve maliyet bu mesleğin yapı taşlarıdır. bu temel taşların üzerine kattığınız hayal gücünüz ile ortaya bir ürün cıkarmalısınız ki ürün başarılı olsun. bü yüzden maalesef sadece çizmekle tasarım olmuyor. mühendislik ve 3 boyutlu düşünebilme yetisi çok önemlidir. yaptığınız ürünün montajını kafanızda bitirmeniz gerekir. çok fazla mühendislik detaylarına girmeniz gerekmesede, genel hatları ile mantıklı bir ürün ortaya çıkarmak zorundasınız. meslek hayatına atıldığınızda en ufak parçanın bile ne kadar çok detayı olduğunu göreceksiniz. altınızda bir tekniker yoksa olmasın sabahlar, autocad başında sabahlarsınız. o yüzden zordur zor. güzel bir fuar standı yaparsınız ama bitmez. suntasıydı, metal iskeletti, camdı diye uzar gider. tasarım üzerine bir de üretim yapar, sonra gider montaj ekbinin başında sabahlar, ortaya çıkan ürününüze bakıp bir sigara yakar ve keyfini sürersiniz. bu hissin tarifi çok zordur. o ürün orda durmakta ve sizin eserinizdir. bu mesleğin en güzel yanı budur.
  • ülkemizde endüstriyel devrim daha yaşanamadığından ve yaşanması da uzun süre daha beklenmediğinden ekşi sözlük gibi kafası (ortalamaya göre) daha fazla çalışan adamların olduğu bir platformda bile itin götüne sokulan meslek. endüstri ürünleri tasarımı, temel olarak bir endüstri tarafından üretilebilecek olan her türlü ürünün tasarımı manasına gelir. bu otomobil çizmeyi seven entasçıların (zaman içerisinde bu disiplinin hocaları uyuz olsa da böyle bir kısaltma oluşmuştur) "ford'da çalışcaz ehe" demesine neden olsa da, aslında mobilyadan elektrikli ev aletlerine, beyaz eşyadan elektronik ürünlere, el aletlerine, tarım araçlarına, modüler yaşam alanlarına, yat ve tekne tasarımına, oradan ufak tefek ofis aletlerine, ambalaj tasarımlarına ve benzeri bir dünya kadar endüstriyel alana hizmet verir. kısacası endüstrinin bulunduğu yerde varolması kaçınılmaz ve gerekli bir meslektir.

    endüstri ürünleri tasarımcısı bu tür alanlarda çalışabilmek adına eğitim süresinde deneme projeleri yapar ve bu süreçte teknik çizim, malzeme, fizik, ergonomi, pazarlama ve benzeri bir çok teknik ve sosyal konuda eğitim görür. bir ürünün estetik yanıyla ilgilendiği kadar(ve daha da ötesinde) o ürünün kullanımı, kullanıcıyla ilişkisi, içerisinde kullandığı mekanizma ve sistemler, üretim biçimi, ürün arayüzü(bir indüksiyon ocağının butonları kadar bir telefon ve app arayüzleri de dahil ha), teknik detayları ile de ilgilenmek zorundadır(ecnebiler ne güzel demiş zaten; form follows function). genel yargının aksine tasarım ürünün kabuğunda değil, fikir aşamasında başlayan bir süreçtir. bu sebeple bir ürün tasarımcısının ürün geliştirme sürecinde mühendislik, teknoloji ve üretimle iletişimde olması gerekir. bunun yanında tasarlanan ürünün tüketiciye ulaşmasında gerek duyulan ürünün kendisini anlatabilmesi ve kendini sattirabilmesi aşamasında da firmaların pazarlama departmanlarıyla da beraber çalışmalıdır. kısacası ürünün fikir aşamasından ürün yaşam döngüsünün planlanmasına, oradan prototiplenmesine, oradan pazar konumlanmasına ve sunumuna kadar her aşamada endüstriyel proseslerin içerisinde olmalıdır. bu nedenle zorlu bir meslektir de, çünkü mühendislik gibi problem çözmeye ve ihtiyaç yaratıp onu karşılamaya odaklıdır. mühendisin hem belası, hem derdi, hem kurtarıcısı, hem de kankasıdır. tl;dr: ünlü mühendis brunel'den beri endüstride olmazsa olmaz taşlardan birisidir. bu sebeple de 21. yüzyılda çin gibi bir endüstri karşısında tutunamayacak olan avrupa ekonomisinin günümüzdeki tek çıkış noktası üretim yapmak değil, tasarım satmak olmuştur.

    e peki neden bu kadar taşlanmaktadır sözlükte? bunun sebebi tabi ki ülkemizin inşaat dışında adam gibi endüstriye sahip olmaması ve kobilerin "bu 5 sene de bunu üretelim yeaa" dediği bir ülkede ne iş yaptığının bilinmemesidir. işin daha da vahim yanı, ülkemizde bu mesleğin gereksinimlerini kavrayabilen endüstri ürünleri tasarımı disiplini öğrencisi ve mezunu insan da azdır(selamlar olsun sana türk eğitim sistemi). özellikle "ben ferrari tasarlicam" diye giren kitlenin canı baya yanar mezuniyet sonrası. dediğim gibi bunun başlıca sebebi ülkedeki endüstrinin gayet kıt olmasıdır. 1950'lerden beri ülkedeki endüstriyel ilerlemenin yavaşlaması, eldeki endüstrilerin de satılması veya farklı ülkelere kaptırılıp yokolması, ülkemiz endüstrisinin teknolojideki gelişmeleri takip edememesi gibi problemler sonucunda günümüzde elde adam gibi bir endüstri yoktur ve bu nedenle de endüstri ürünleri tasarımcısına ihtiyaç ta minimumda kalmıştır(en azından öyle diyelim, kendi üreteceğimiz tasarımlarla anca g*tü kurtarabiliriz ülke olarak ama daha farkeden yok tabi).

    e peki bu ülkede bu meslek dalı ne yapar? genel olarak fuar ve organizasyon firmalarında, mobilya sektöründe, reklam ve pazarlamada yer bulurlar kendilerine bu işin mensupları. mesleği daha iyi kavramış olanları büyük otomotiv firmalarının türkiye kollarında(for egzempıl ford otosan), beyaz eşya ve elektronik sektöründe(vestel ve arçelik), seramik ve benzeri endüstri kollarında(eczacıbaşı/vitra), yat tasarımı endüstrisinde, tıp ekipmanları tasarımında çalışan firmalarda(hexagon) yer alırlar. bunun yanında irili ufaklı bir çok kobide de tasarımcılara yer vardır(ayakkabıdan tut plastik enjeksiyon ürünlere, oradan da tut pantolon düğmesine kadar diyeyim sen anla)(pantolon düğmesi fabrikasına gitmişliğim var:)) bunun yanında günümüzde tasarım danışmanlık firmaları da giderek artmaktadır. endüstri tasarımı dışında ise tasarım disiplininin kullanıldığı ger alanda bolca "entasçı" görürsünüz; buna iç mimari, mimari, grafik tasarım, arayüz ve kullanıcı deneyimi tasarımı, animasyon, reklamcılık sektörü vs dahildir. eğitim sürecinde edindikleri çok yönlü birikimle endüstri ürünleri tasarımcısı bu tür disiplinlere de ülkemizde kaymak zorunda kalmaktadır. ne yazık ki.

    bu upuzun entariden de anladığınız üzere endüstri ürünleri tasarımı gerekliliğine nazaran bu ülkede hakkıyla yapılmasının zor olduğu mesleklerden biridir. adam gibi endüstrisi olmasa da son beş senedir en fazla tasarım ödülü alan ikinci ülke olmamız ironisini yaratan idealist tonla mezunu ve öğrencisi vardır(birincisi abd). gelecekte ne olur bilemem(ülkenin geleceği tümden belirsiz çünkü); ama dünya endüstrisindeki en önemli meslek kollarından biri olmaya devam edeceği kesindir.
  • eğitimine uzun yıllarımı verdikten sonra - ki her bir gününe değmiştir - iş dünyasındaki algısının çooook farklı olduğunu anladığım canım mesleğim.

    biz tasarımcıların mı acaba egoları çok pohpohlandı yıllarca, yoksa gerçekten türk zihniyeti hala tasarımı, tasarımcıyı olması gerektiği gibi kabul etmiyo, ben çözebilmiş değilim. öğrenim hayatım boyunca başka hiçbir okulda/bölümde şahit olmadığım bir eğitim anlayışı ile yıllarca gerek proje jürilerinde, gerek ara jürilerde, hatta ve hatta proje kritiklerinde dahi gururumuz yerlerde süründürülerek, gerektiğinde kafamıza vurula vurula birer tasarım vizyonu, daha da ileri safhası olarak birer tasarım ideolojisi geliştirmedik mi kendi kendimize? üzerinden gelebildiğimiz her proje başına en az beş saç teli daha yaşlanmadık mı? (bkz: odtü endüstri ürünleri tasarımı) peki değdi mi? ben değdiğine inanıyorum, her ne kadar türkiye'de genel olarak tasarım eğitiminin kalitesi tartışılır olsa da..

    peki böyle bir süreçten sonra ilk çalıştığınız yerde başınıza ne geliyor bilin bakalım: kendini sadece 3ds max öğrenerek yetiştirdiğini iddia eden lise mezunu bir insan sizle aynı şirkette aynı pozisyonda* çalışıyor. kimse üzerine alınmasın "üniversite okumayanı adamdan saymam" gibi bi düsturla yola çıkmıyorum. ama program öğrenmekle insan kendi kendine bir tasarım eğitimi verdiğini iddia ederse orda bi kere dur derler. bugün belki milyon tane kurs var benim hala bilmediğim üç boyutlu modelleme programları öğreten. üç beş kuruş veren herhangi bir ademoğlu belki de şu an benim bildiğimden çok daha iyi bir şekilde istediği programı öğrenebilir. ama tasarım eğitiminin bıraktığı iz hiçbir değerle ölçülemez..

    çok doluyum sevgili sözlükçü.. bugün yeni basılan kartvizitimde hem kendi adımın altında hem de bahsettiğim insanın adının altında endüstri ürünleri tasarımcısı kelimelerini gördüğüm için.. bu adamın yaptığı projede ergonomi, üretim, malzeme bilgisi gibi ürün tasarımının yapıtaşlarını göremeyip bu insanla aynı meslek adı altında anıldığım için.. onun adının altında benim mesleğimin yazmasını okuduğum yıllara ve aldığım diplomaya kocaman bir hakaret olarak gördüğüm için.. ve bu ülke zihniyeti benim bu mesleği seçmek isteyen yeni nesillere de böyle örnekler vermeme sebep olduğu için..
  • entry'lerden de görüldüğü gibi mesleki çıktı anlamında güzide ülkemizde pek bir sonucu olmayan, daha ziyade bölümlerle anılan meslektir. temel olarak okullarda verilen eğitim, teknik üniversiteler de dahil olmak üzere, gerçek mesleki hayattan uzak, ideal teorilerden oluşur. evet staj yaparsınız, projelerde (sizi daha sonra kesinlikle işe almayacak ve zaten sizin de çalışmak istemeyeceğiniz) kobilerle sayısız işbirliği yaparsınız; ama gelin görün ki gerçek iş hayatında bu meslek grubu mensupları çoğunlukla iç mimar/mimarların yanında yamaklık yapar, ya da fuar standı tasarımına girer. bir grubu görsel tasarıma (grafik/video vb) kayıp ajanslara geçer, küçük bir kısmı arçelik, vitra gibi kurumsallarda boy gösterir. ama gelişmiş ülkelerde ve eğitim sürecinde bahsedilen tasarım ofisinde bir ürün tasarlama pratiği türkiye'de hemen hemen yok denecek seviyededir.

    bunun mesleki hayata getirdiği tatminsizlik reddedilemez. hatta istihdam problemi düşünülürse, tatminsizlik problemi komik bile kalabilir. ilk olarak, türkiye'de yaratcı/yenilikçi bir endüstri yok ve bunun yansıması tüm sektörlerde görülebiliyor. yani ürünün çıkışından, raftaki haline, çekilen reklamına, ambalajına kadar bir yerlerden arak veya "esinlenilmiş" (yersen). dolayısıyla, ürün geliştiren birçok işletmede ürün tasarımcısı bulundurulmuyor. bu işi ya bir teknik lise mezunu, ya işletme sahibinin yeğeni, ya mühendis, ya da bunun gibi bir kişi yapıyor. avrupa'daki gibi philips gelip de üç kişilik tasarım ofisine aydınlatma tasarımı briefi verip, iş beklemiyor.

    bunun sonucunda tasarım ofisleri ya iç mekan tasarımına, ya grafik tasarıma, ya da iş yapan sektörlerden fuar standına kayıyor. iç mekan tasarımı yapan ofislerde, işveren her zaman iç mimarı (çünkü mekana dair daha fazla eğitimi ve pratiği var), ajanslar grafik / görsel tasarımcıyı, fuar standçıları da çok da tasarım performansı beklemedikleri elemanları işe alıyorlar. kurumsalda çalışanlar en akıllılar mı acaba diye düşünürken, ulan madem topuklu ayakkabı giyip kurumsalda çalışacaktım neden tasarım mesleğini seçtim, zaten bunlara katlanıyorsam pazarlama-satış departmanında her türlü bunun iki katını kazanırdım'a geçiliyor.

    kısacası bu ülkede bu meslekte ne yapsan olmuyor. ha bu arada biz okurken 7 üniversitede 25'er kişilik kontenjanla eğitim verilirken, şu an sayısız vakıf üniversitesinde 40'ar 50'şer endüstri ürünleri tasarımcısı yetişiyor. mezunların 1/3'ü yeni açılan vakıf üniversitelerinde bi sözleşme kaparım da işsiz kalmam diye umut ediyor. şu ana kadar mesleki anlamda birkaç yıldır çalışıp da, gelir ve çalışma koşulları hakkında memnun olduğunu gördüğüm tek kişi mimar babasının inşaat şirketinde çalışan vakıf üniversitesi mezunu bir kadın. bunu aşağılamak için yazdığımı falan da düşünmeyin, gerçekten koşullar böyle.

    sonuç olarak, ailenizin bir mimarlık/iç mekan/inşaat şirketi varsa bu mesleği edinin. koşullar boktan olsa da, problem çözme yetisine getirisi, hayata bakış açısını geliştirme, zihni açma vb etkilerinin hayata kattığı artılar büyük. eğer paranız bolsa ve geçinme gibi bir kaygınız yoksa, gelişmiş ülkelerdeki üniversitelerde okuyup sonrasında orada kalacaksanız, meslek harika. ama mezun olup da, kendi imkanlarınızla geçinip iş bulmayı, çalışmayı bekliyorsanız; çok zor bir hayat sizi bekliyor. az sayıda tasarım ofisi, minimum sayıda çalışan ihtiyacı, günün sonunda rendercı olarak çalışırsa daha rahat bir hayatı olacağını anlayan tasarımcılar, işi komple bırakıp mobilya tasarım şirketlerinde satışçı olanlar, artan mezun sayısı, artmayan maaşlar sizinle olacak.
  • bugün yüksek lisans programının mülakatına girdiğim bölüm. ne istediğimi net bir şekilde bilerek gittiğim için bu konuda çok üstüme gelmediler ama önüme bir fotoğraf makinesi koyup, onu tasarımı açısından değerlendirmemi istediklerinde epey şaşırdım. o da yetmedi, iki tane de sebze soyacağı getirip o ikisini tasarım açısından kıyaslamamı istediler. ben bir yığın soru, gergin bir ortam beklerken, eğlence programlarına katılmış konuk sanatçı gibi hissettim kendimi *

    ayrıca "kafamı kesseler yüksek lisans yapmam" diyen bende bile tekrar öğrenci olma isteği yaratan endüstri ürünleri tasarım seni çok seviyorum. umarım kabul edilirim.
  • endüstri ürünleri tasarımı

    adnan oktar'ın öğrencisi olduğu bölümdür.ne yapsak, nerelere gitsek.
  • en ilgimi çeken bölümlerden birisidir. itü'dekilerin web sayfası harikaydı, 3 senedir güncellemeseler bile.
    odtü'deki kardeşler de tatlı tasarımlarını sergiliyorlar, sandalye vb'de geleceğin tasarımlarını yapıyorlar, keşke üretilse.
  • son zamanlarda gittikçe popularitesi artan, hatta matematik puanı olarak mimarlıgı geçmesine ragmen(odtü) hesap kitapla alakası olmayan, benim de içinde okudugum bölüm. genelde mezunları ülkede iş bulamayınca grafik tasarıma, multimedya tasarıma vs.. kayarlar... tabi idealist olup da bu meslegi yapanlar da vardır...
  • mimar sinan üniversitesi için konuşmak gerekirse ilk senesi son derece kazık derslerden oluşur.
    misalen teknik konstrüktif resim, tasarı geometri, model yapımı, malzeme gibi mimarlık dersleriyle isim ve müfredat benzerliği gösteren dersleri vardır.
    bölümün yapısı açısından nispeten daha kazıktırlar.
    zaten genel olarak bölümün eskileri* de zevkli ama zor tanımını sıkça kullanır.

    girmeden önce hakkında iki kez düşünülmesi gereken bir bölümdür...
    çok ciddi idealler peşinde olmayı, sabrı ve çalışkanlığı, ödev yapma sevgisini ve yoğun tempodan yılmama gibi özellikleri* bünyede taşıyor olmayı gerektirir...
    gelin görün ki hakikaten zevklidir, ki zaten yine aynı eskiler de birinci sınıfın en zoru olduğunu söylerler.
    sonrası sırf proje odaklı derslerle geçer, yoğun ders programı hafifler ve daha zevki çıkarılabilir bir hale gelir.*
    işte böyledir... dır.. dür.. epür...