şükela:  tümü | bugün
  • 1.jüriye on gün önce de bir gece önce de baslasalar bi sekilde kesinlikle yetistiremezler..
    hatta pazartesi teslim ettikleri projeyi çarsambaya revize edip veremezler.sonra da yetismediii yetismediii diye çigirisirlar.
    2.stüdyo projelerine harcayacaklari zamani, zihnisinir ve fason anlamsiz proje üretmekte* *, korku filmi çekmekte *, diablo 2 oynamakta harcarlar..
    3.komün hayati yasarlar.
    4.ya da ben de bi sorun var..
  • onlara kısaca entas çılar derdik. bölümleriyle ilgili (benim açımdan) zevkli olay, yumurtayı düşürmeden paraşüt gibi bir tasarımla mimar sinan holü'nün 1. katından aşağıya indirme yarışmalarıydı
  • proje teslimi öncesindeki haftanın çoğunu atölye de geçiren bu yaşam formları, maket yapmak için kullanmak zorunda oldukları bally ve tiner gibi malzemelere ilk zamanlar burunlarını tıkayarak yaklaşırlar. projeler ilerledikçe yavaş yavaş bu ortamda bulunmaktan artık eskisi kadar rahatsız olmadıklarını farkeden bu mahlukatlar, zaman geçtikçe nedenini çözemedikleri tarifsiz bir rahatlama hissettikleri atölyede daha çok zaman geçirmeye başlarlar. durumun farkına vardıklarında çoktan iş işten geçmiştir.

    (bkz: madde bağımlılığı)
  • birinci sınıfta halim selim insanlar olarak başladıkları eğitim hayatlarının ilerleyen safhalarında çeşitli tikler, psikolojik ve fikizsel rahatsızlıklar kazanırlar.basic design ile çizgilere basmadan yürümeyi, yerdeki taşlardan kafalarında patternlar oluşturmayı öğrenirler.yumuşak plastik, sert plastik şeklinde başlayan malzeme tanımları daha sonra rubber'a kadar ilerler.hayatlarının önemli bir kısmını mezun olunca ne olacaklarını insanlara anlatmakla geçirirler. * terminoloji konusunda çok başarılılardır genel olarak * * *proje öncesi tabiri caizse popolarını yayan bu kişiler projeye birkaç gün kala buldukları konseptler üzerine * tasarladıkları mükemmel objelerle göz doldururlar * * * * *
  • dışarıdan bakan ve birkaç atölye dersine katılmış biri olarak "ne güzel bölümünüz var, kıymıjı boyayıyı da uzatsanaaaa" dediğim insanlar. bilmem kaç sene sonra boyama yapmışlığım, hayatımda ilk defa silikon tabancasıyla makarnadan kule yapmışlığım vardır sayelerinde. öğrencilikten ruhen ve bedenen sağ salim kurtulup, endüstriyel tasarımcı olabilenler kutlanmalıdır, o ayrı.
  • iş ahlakından yoksun çeşitli firmaların, sözde yarışmalar açarak fikirlerini ve beyinlerini sömürmeyi pek sevdiği insan topluluğu.
  • proje dönemlerinde, uykusuzluktan, ucu volkan gibi patlamış çoraplar, etrafta hareket eden objeler ve kapının önünden hızla geçen kediler gören; marangozun, ozalitçinin ve çeşitli ustaların dostu, çilekeş, çoğu malesef işini icra edemeyen kitle.
  • okuldaki en zor bolüm diyerek kendilerini acındırır gibi gozükseler de; aslında sana, okuduğun bolümün çok kolay olduğunu, kolaylığın da dandiklikle doğru orantılı olduğunu, çok onemli işler yaptıklarını ve mezun olunca okuldaki tüm bölümlerin işlerini -öğrendikleri pskopat tekniklerlerle- yapabilecek donanımda olacaklarını soylemeye çalışırlar..
    tabi bu havadaki insanların suratına anlamsızca bakıp, bir açıklama yapmadan, içinden istediğinin bu olmadığını niye anlamadıklarını düşünerek yürür gidersin.