şükela:  tümü | bugün
  • her cumartesi öğlen 13:00-14:00 ve akşam 19:00-20:00 arası hisarüstü'nden ulus'a kadar engelli yoluna veya kaldırıma parkedip geçişimi engelleyen tüm araçlar için (içinde sürücü olmayan) kullandığım aplikasyon. eğer tenhaysa sileceğini kırdığım araçlar da oldu. parkederken yavru kediyi göz göre göre ezip indiğinde bir bakış atan kısa boylu, arap taşağı suratlı, şişkonun jipinin kaportasına akü suyu döktüm ( en az benim kadar bu şerefsizlerden bıkmış bir arkadaşım yardımcı oldu sağolsun) ve starbucks'ta oturup adamı bekledik. arabasının halini görünce yaptığı hareketler, ettiği küfürler o zavallı hayvanı geri getirmedi ama biraz olsun yüreğimiz soğudu. ey siz venüs pastanesi önünde dikine parkeden ahlaksızlar. bagaj kapılarınız neden çizik içinde diye meraklandıysanız aha burdayım. tipimden asla anlayamazsınız ama kaldırımlara, engelli yollarına parkettiğiniz sürece araçlarınıza zarar vermeye devam edeceğim.

    debedit: dostlar, engelli arkadaşlardan, pusetli annelerden o kadar çok mesaj geldi ki. hepsi de yaşadıkları çaresizliği dile getirmiş.
    “not bıraksaydın, polise haber verseydin” diyenler de oldu. not kâğıtlarım her zaman yanımda. yoksa oraya parkeden çomar nereden bilecek kendi gibi bir çomarın aracını zevk uğruna çizip çizmediğini. notta açıkça sebebini yazıyoruz elbette anlayacağı dilde. çok kere polise ihbar ettim, hatta bakın sırf denemek için evin önündeki kaldırıma park edip kendi aracımı ihbar ettim. sonucu tahmin edersiniz tabi ki. o zamanlar hem deli, hem ağır işsizdim tabi. şimdi vakit yok.
    yolda motosiklete ceza kesen polise hemen önünde kaldırıma park etmiş araca ceza kesip kesmeyeceğini sorup, yanından geçemediğimi söyledim. cevap “evet haklısınız biz de baş edemiyoruz bunlarla” oldu.

    çocuğumun okuluna giden yolun karşısı komple inşaat kamyonu, beton mikseri. diğer kaldırım da 1,5 metre genişliğinde. ve buraya duvarı sıfırlayacak şekilde park etmiş hanfendi aracını. önce bir güzel sileceklerine hafif dalgalı bir model verdim. inşaattaki işçilere “bakın iyi bakın bir daha başkası buraya koyarsa aynını yapacağım” dedim. sonra çekici çağırdım. polisi aradım. çekici geldi. benim 45 dakikam gitti. ve çocuğumla o beton mikserlerinin içinden geçmek zorunda kaldık. onun yediği ceza, benim ve çocuğumun hayatımızı riske atmış olması gerçeğini değiştirmedi.

    beni buna iten iki olay var: ellerimde torbalarla, yanımda 5 yaşındaki çocuğumla kaldırımda araçların arasında sıkışmamız ve kaldırımdan inmeye çalışan mercedes’in geri geri giderken çocuğumu neredeyse eziyor olması. panter gibi atladım arabanın üstüne. elimde ne varsa geçirdim kaportasına. hiçbir şey diyemedi. evladının hayatı söz konusuyken hiçbir anneyi durduramazsınız. evet, pusetliyken de neler yaşadık ama uzatmaya gerek yok. bir diğeri de görme engelli bir gencin sarı çizgili yolun ortasına konmuş araca çarpması ve yola inerken yüzündeki çaresizliği. pusetli anne, engelli, yaşlı olmayabilirsiniz. ama insan da mı değilsiniz? mağdur araç sahipleri ve değnekçiler hemen başlık açmış. 4 ocak 2017 debe rezaleti başlığını açan çomar kardeşim ve onu favlayanlar, şukulayanlar, umarım bu engelli kardeşlerimizin yaşadıklarını hiçbir zaman yaşamaz ve engelsiz bir çomar, pusetsiz, çocuksuz bir tip olarak o sığ hayatınıza devam edersiniz.

    bu arada 100’den fazla kişiyi tarayan, 39 kişiyi katleden, selfieleri boy boy afişe olan işid’li piç yakalanmamışken, uyku uyumadan çalışan polisin de illallah dediği bu çomarların kıçıkırık ciplerindeki anahtar izi için mesai harcamasına gönlüm elvermiyor. debe’ye soktuğunuz için her birinizi gözlerinizden öperim. sözlükteki otuzluk teyzelerden de bir şeyler çıkıyor arada sırada.

    ve elbette (bkz: minik eymen'e yardım ediyoruz kampanyası)
    ve (bkz: aybastı'da köpek zehirleme rezaleti)
  • ben de çizmem, ama şevkle şikayet eder ceza aldığını görmek için başında beklerim. polisimiz bazen fazla esnek olabiliyor, ama yanında 3. kişi varsa ceza bağdattan gelir..
  • yazıyı okumayıp, sadece başlığa bakarak magandalık olarak nitelendirdiğim eylem.

    sen bir magandalığa magandalıkla karşılık verirsen; ne bu ülke cehaletten kurtulur, ne de gelişir.
  • ülkedeki linç ve şiddet kültürünün her kesimden örneklerinin olduğunu gösteren, gözümde dünkü (bkz: barbaros şansal'a saldırı) olayından çok da bir farkı olmayan eylem.

    ülkede herkes kendi adaletini sağlamaya çalışacaksa bırakalım o zaman yesin herkes birbirini. yasaya aykırı bir şey yapan olursa şikayet edersin, yargıdan gereğini beklersin. ha yargı ne kadar düzgün dersen de kendi adaletini sağlamakla da düzelmez o.
  • ceza sistemi çalışmayan devlette, insanların kendi ceza sistemlerini oluşturmaya başladığının göstergesi olan olaydır.
    bu eylem baştan kokmuş balığın, kuyruğu bile değildir.
  • buna hep dikkat ederim.

    gecen gun aydinda arabami apar topar park ettim kaldirim yanina (cenaze namazi vardi ve gec kalmistim)

    arabadan indigimde biri uyardi, dostum engelli rampasi var orda dedi. aa tamam dedim bindim arabayi öne aldim cenazeye koştum.

    öküzle öküz olmamakta fayda var. medeniyet tam olarak böyle bir şey.

    ha avm otoparkinde 500 tane uyari olan engelli park yerine park eden beni de delirtiyor o ayri. ama bunun makbuz cezasi olmali.
  • yasa mı kaldı amına koyim diyerek desteklediğim hareket. bir daha engelli rampasına parketmeden önce iki kez düşünecek o hıyar.

    yalnız sen de dikkat et kardeşim yakalanma.

    bir de şu arkadaşı izleyin bakalım. zamanında çok konuşulmuştu. empati yapın bakalım.

    https://www.youtube.com/watch?v=5jxz_wott5w
  • şık harekettir. tebrikler.
  • suç veya hatalı hareket her ne olursa olsun cezanın bireyler tarafından bu şekilde, magandavari bir tutumla verilmesi asla tasvip edilebilir bir eylem değildir.
    gider şikayet edersin ama bu işin çözüm yolu bu değildir.
  • çizikleri gördüğünde engelli rampasına park ettiğinin farkında olmayan sürücülerin araçlarına yapılmakta olan, mesaj vermek yerine mesajsız öç almak olarak nitelendirilebilecek eylem.