şükela:  tümü | bugün
  • bu yil cikacak morrissey filmi.
  • morrissey'in johnny marr ile the smiths'i kurduğu dönemlerine odaklanacak olan, jack lowden morrissey'i, jessica brown findlay de müzisyenin en iyi arkadaşı linder sterling'i canlandırdığı biopic. ilk fragman için
  • he babam derler adama
  • fragmanına göz attım da morrissey'i canlandıran genç pek olmamış gibi. belki filmi izleyince fikrim değişir. bi morrissey hayranı olarak filmi izlemeyi dört gözle bekliyorum.
  • fragman müziği için ikonik bir smiths/morrissey parçası seçilse daha hoş olabilecek film.
  • morrissey'in gençliği pek benzememiş ama johnny marr'ı kapıda karşılarken benzemiş bence. gözlükten *. gençliğini benzetememişler sanki ama önemli değil bence. sonuçta biyografik bir film çevirmek istemişler. merakla beklediğim bir film ve özellikle şarkı sözlerini yazarken nasıl ilham aldığını merak ediyorum. gerisi boş.
  • (bkz: olmamış)
  • --- spoiler ---

    kasvet

    kasvet

    daktilo sesi

    bunalımlar

    buhranlar

    kasvet

    daktilo

    yağmur

    kasvet

    aa johnny marr çıktı, du bakalım burdan sonra akacak heralde.

    film aniden biter. son.
    --- spoiler ---
  • içte bir miktar hayal kırıklığı bırakan film. filmde insan (bkz: the boy with the thorn in his side) çaresizliği arıyor ancak malesef 1 saat 34 dakikada the smiths'i kuramadık.
  • bu ünlü müzisyen/tiyatrocu falan hayatlarını anlatan filmlerde ana karakterin diğer bütün hayat yollarını tiksindirici bulup bunu seçen kişileri aşağılaması zorunlu olmasaydı keşke.

    --- spoiler ---

    morrisey vergi dairesinde çalışıyor: beni öldürün. hayatım çürüyor. dosyalar çok saçma. yazarım ben sanarak elinde gezdirdiği defteri görüyoruz "yaşım ilerledikçe anlıyorum ki herkes embesil, ben hariç." brava. gerçekten.

    ablası markette çalışıyor bilgisi üzerine morrisey: "benim hayatta beşinci koridoru temizlemekten daha büyük vizyonum var."

    morrisey hastanede çalışıyor: "burada insanlar ölüyor yooo bir insan bu işi yapmaya kendini nasıl layık görür."

    morrisey iş bulma kurumunda adama: "bayım hiç bundan daha fazlası olabileceğinizi düşündünüz mü? mesela şair olabilirdiniz, size inanıyorum. (adam insanlara iş buluyor ama hayır şiir yazıyorum ben diyip sikko bir deftere parkta alt alta kelimeler döşerse daha yüce biri olduğu konusunda ısrarcıyız.)

    morrisey annesine ilk konserinin nasıl geçtiğini anlatıyor: "şimdi örgü örerken nasıl hissettiğini anladım ehuehh" (bir hobimizi aşağılamadığın kalmıştı allahın angutu).
    --- spoiler ---

    ama:

    1) ömrünü diğer bütün işleri ve yapan insanları hor görmeye (?) adamış tayfa genel olarak bu yollarda tutunamamış ve tazminatsız kovulmayı başarmış tayfa. dönün bakın ofislere, kimsenin şarkıcıya türkücüye garezi yok, ayrıca kızlar çok şeyyapmayın jim halpert'ler ofistedir, şiir yazmazlar.

    2) bu filmler hep bu yola hayatını vermiş diğer her şeye burun kıvırmış ailesine bile karşı gelmiş aç kalmış insanların başarı hikayesini anlatıyor ya işte o iş öyle değil. benzer hikayenin 9999999/10000000 'unda işin rengi annenin sarı emekli maaş kartıyla biter.