şükela:  tümü | bugün
  • ingilizce bilmeyen hintli bir kadının abd'ye gidip dil öğrenmesini ve bu süreçte kendine olan güvenini nasıl kazandığını anlatan imdb notu 8 olan hint filmi.

    keyifli ve akıcı bir film ancak araya giren ilkokul müsemareleri tadındaki şarkılar olmasa daha da güzel olacağı mutlak benim için.

    iyi seyirler ekşiciler!
  • yine muhtesem bir hint yapimi. hintli komsularimi ve arkadaslarimi bu filmleri seyrettikten sonra daha da cok seviyorum..
  • insanın içini ısıtan bir film. bir fransız bey var işin içinde. ladoo var bir de.
  • hint filmlerinin her zamanki samimiyetini bulduğumuz, sıcak hikayesiyle insanı kendisine yaklaştıran bir yapım. şurada filmle ilgili bir şeyler okuyabilirsiniz.
  • yuzyilin kapağı vardir filmde. spoiler sayılmaz okuyun.
    vize basvurusu için konsoloslukta ilgili memurla ingilizce bilmeyen kadin arasinda gecen diyalog.
    -ne is yapıyorsunuz?
    + atıştırmalık yapip satıyorum.
    - hanımefendi amerikaya yiyecek sokamazsiniz biliyorsunuz değil mi? (sanki sube acacak kadin orospunin çocuğu )
    +pardon, ingilizcem iyi değil.
    -hanimefendi, ingilizce konusamiyorsaniz ülkemizde nasil kalacaksiniz?
    arkadan beliren hintli görevli :
    "sen hintce bilmeden ülkemizde nasil kalabiliyorsan öyle "
    sirf irkindan dolayi kendini üstün sanan zopcuklara girsin.
  • izlerken oldukça eğlendiğim çok hoş bir hint filmi. iki çocuk annesi, shashi isimli geleneksel bir hint kadınının, amerika'ya iltica etmiş ablası ve yeğenlerinin yanına beş haftalığına seyahatini ve manhattan'da ingilizce öğrenme mücadelesini anlatan, turist olarak amerika'ya gelen herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği eğlenceli bir film.

    bana kalırsa filmin en güzel sahnesi cafe sahnesidir.*

    ingilizce bilsin bilmesin yabancı herhangi birinin amerika'da zorlanacağı şeylerden biri sipariş vermektir. sahnede de bu çok güzel özetlenmiş. kadıncağız uğraşmamak için sadece su istiyor, kasiyer onu bile burnundan getiriyor: "still or sparkling?" "only water" işte. yok, hayır, ellerinde "sadece su" kalmamış.

    sözde iyi hizmet vermek adına kasiyerler her şeyi sorarlar. siz cevap verdikçe onlar yenisini sorarlar. mesela panera bread'e gidip ekmek alacaksınız. altı üstü bir ekmek. fakat şu diyaloğu yaşamak mecburiyetindesiniz:

    listeden, daha önce de deneyip bildiğiniz sourdough loaf'u seçtiniz. sıraya girdiniz. kasiyerle mecburi "how are you doing today?", "good, thank you", "did you find everything okay?" "fine" diyaloglarını atlattıktan sonra nihayet siparişinizi kasiyere söylediniz. kasiyer onaylamak için siparişinizi tekrar etti, onayladınız. kasiyer bu durur mu, hemen sordu: "dilimlememi ister misiniz?", "evet, lütfen" dediniz. yeni sorunuz geliyor: "ince mi, kalın mı dilimleyeyim?" hazırlıksız yakalandınız bu soruya. hızlıca geçiştirerek "ince olsun" dediniz. kasiyer incesinden ekmeği dilimledi ve ekmek ambalajına koydu. sıradaki soru: "poşete koymamı ister misiniz?" ona da: "evet, lütfen." bir dk kasiyer yeterince soru sormadı, hemen yenisi gelmeli: "fişinizi poşete koymamı ister misiniz?"* bakın bu soruda ağlıyor insan. fişi poşete koymak ya da koymamak. lanet gelsin, ne yapmak istersen onu yap, yeter ki soru sorma artık diye içinizden ağlarken, son bir gayretle ona da: "evet, lütfen" dersiniz.

    kısacası amerika'da basit bir ekmek siparişi için bile bir sürü soru cevaplamanız gerekir. ciddi bir yemek siparişini düşünmek bile istemezsiniz.. bunun bir de ingilizce bilmeden yaşananı hepten kalbe dokunuyor. insanın sahneyi izlerken "shashiciğim, sen hiç üzülme, bu onların cinsliği, senin bir kabahatin yok" diyerek teselli edesi geliyor.

    insan fırıncı laz amcanın seni kapıda görmesiyle "her zamankinden" hazırlamaya koyulmasını özlüyor vesselam. filmden de nerelere geldim...
  • ana konuyu türkçe ingilizce eksenine oturtsak sırıtmayacak on numero hint filmi.

    bizim gibi geri kalmış ülkelerde ingilizce bilmeyenlerin veya az bilenlerin ufalandığı yerlere selam gönderen, amerikalıları ufaktan itin götüne sokan, sevginin eşit şartlarda anlam taşıdığını, anlaşmanın aynı dili değil aynı ruhu taşımanın olduğunu gösteren bir yapım.

    the united states meselesi de güzel bir detaydı.