şükela:  tümü | bugün
  • inilti.
  • (bkz: cenin)
  • fatma aliye'nin 1910 veya 1912'de karabet matbaası'nda* basılan romanıdır. evlilik üzerinden kadın-erkek ilişkileri, aşk-sevgi, sadakat-ihanet kavramlarının sorgulandığı bir romandır. yeni harflere çevirisi tülay gençtürk tarafından yapılmıştır.
  • fatma aliye'nin boğaziçi üniversitesi yayınları tarafından yayınlanmış eseri. kendisini arayanlar için tavsiyem ya gidip doğrudan yayınevinden almaları ya da internetten sipariş vermeleri. yayınevi son derece nitelikli, hem orjinal hem de latin harfli şekilde yayına hazırlamış eseri ancak okuyanı çok olmadığından olsa gerek, dağıtımı hiç yaygın değil. ben aldandım, bu kadar iyi basılmış kitabı büyük kitapçılarda bulurum sandım ama cağaloğlu'nda dahi bulmak kolay kolay mümkün olmuyor. aramak nafile; doğrudan kaynağına gitmek daha anlamlı bir çaba olacaktır.
  • acı ve sızıdan inleyiş.
  • yeni bir yazarımız.*

    üstelik skyrim oynuyormuş. (bkz: fus ro dah'ı bilen kız)

    bu da bonusu: (bkz: fus ro dah diyen kadını susturma yolları)

    edit: ben kadın değilim diye mesaj attı, sağolsun.

    edit2: paso kadın başlıklarına yazıyor ama efendim, durduramıyoruz.* *

    edit3: rahatsız olmuş. kusura bakmasın.

    kendisi işbu entarinin altına yazınca aslında farkettim, ne yalan söyleyeyim; kadın karakterle oynaması kesin kadın olduğunun kanıtı değil elbette, en başta öyle bir önyargıya varmam hakkaten densizlik olmuş biraz. bu konuda özür dilemek boynumun borcu sanırım.

    gereksiz sayıda editlediğim bir entari oldu bu aslında. ama işin kendisi tarafından büyütülen kısmı sanırım onu "sen kadınsın, yalan söyleme!" tadına vardığını düşündüğü bu entari sanırım. yok öyle bir şey. öyle olsaydı, "ben kadın değilim diye mesaj attı fakat bakın kendisi neler neler yazıyor, sanki bir kadınmış gibi yorumlar yapıyor, yalan söylüyor." yazardım. yani, ben bunu düşünerek yazmadım yukarıdakileri (edit-1'den sonrası için konuşuyorum tabi.). yazmamın sebebi, takip ettiğim bir yazarın ağırlık verdiği konuları söylemek, belirtmekti sadece.

    dediğim gibi, önceki varsayımım için kusura bakmasın. fakat sonrası için, yani, kendisinin de dediği gibi cinsiyetinin ne önemi var? gereksiz tartışıyoruz, gereksiz uzatıyoruz. rahatsızlık için özür dilerim.

    kısaca; kendisi kadın olmadığını söylemişti başta fakat kadın olup olmadığını bilmiyorum, umrumda da değil açıkçası, tamımam etmem...
  • her gün bilumum başlıkta ülkesinin kızını genellemekten başka bir işi olmayan, çirkinliğinin ve kamilliğinin acısını milletten çıkarmaya çalışan bir adet canlının nick altına dadandığı yazar.

    o şahıs bana da özel mesajla el emeği göz nuru motifler gönderiyor, ben de annesine hediye ediyorum o motifleri. ne de olsa ona bakıp büyüten annesi, o emek harcanmış motifleri hak eden de o.
  • entry'lerini çok sevdiğim yazar.

    kendisine kezban diyen olmuş, çok sevindim.

    enin kardeşim, kezban benzetmesini eğer bir türk erkeğinden duyuyorsan bunu iltifat olarak alabilirsin zira bu iyi bir şey. kezban olmamak enayi olmaya tekabül ediyor, türk erkeğinin uçuk kaçık taleplerine "tamam, öyle, hakkındır aslanım" demezsen zaten direkt kezban oluyorsun ve götünden bok eksik olmayan türk erkeğinden hiçbir beklentin yoktur diye tahmin ediyorum, buna arkadaşlık da dahil (kamilden arkadaş mı olur allah aşkına? hehe), dolayısıyla ha bizim trajikomik kamil'ler sana kezban demiş ha dememiş, bir şey fark etmez.
  • çoğu zaman aklımdan geçenleri bir bir yazan badim, bize bir şey bırakmıyor. severek takip ediyoruz.*