şükela:  tümü | bugün
  • eni batü okunur
  • sarp (enis batur'un oğlu):
    - babam yazar, annem de okur.
  • "yıllarca zihninizde gezdirip de yazmadığınız bir kitabınız varsa üzülmeyin. o artık yazılmış bir kitaptır, sadece biz okuyamıyoruz o kadar."
  • kibar bir adam. olgun. sakin. serinkanlı.

    yazdığı her kitabı okumak mümkün olmadı. hızlı mı yazıyor, istikrarlı mı, işi inada mı bindirmiş? çalışkan demek en iyisi.

    yazdıklarını okumayanların; kof bir insafsızlıkla, tırsak gerilla taktikleriyle burun kıvırdıkları, dudak büktükleri bir entelektüel.

    büyük bir deneme ustası. kültürel canlılığın öncelikli garantilerinden biri olarak görüyor sanırım denemeyi.

    kara mizah antolojisi, gütenberg gökadasına gezi, modernizmin serüveni gibi derlemeleriyle, bana kalırsa, ancak tevazu sahibi ve paylaşımcı kişilerin temin edebileceği türden kazançlara yönelmiştir. entelektüel düzlemde, hatırı sayılır bir kardeşlik duygusunun peşindedir.

    edebiyat tapınağında şevkle çile dolduruyor sanki.

    keşfe değer bir mizah telakkisine sahip.

    biraz yalnız mı, bana mı öyle geliyor? bilemeyiz.

    anladığıma göre, biraz da esrarengiz somurtuşu sayesinde sürdürebildiği bir hizmet türüne adamış kendini. süper güçlerini ve bitimsiz enerjisini bir baygınlık perdesinin ardında devreye sokabiliyor. gibi.

    edebiyatın üstün imkanlarına konsantre olmuş bir yazar.

    kıymetini bilmek gerek. cidden.
  • aziz nesin kisa boyludu boyundan iki kat fazla kitap yazdi. enis batur biraz daha uzun boylu onun icin henuz kitaplari boyunun 1.5 kat geciyor..
    sair, sosyolog, elestirmen.. her seyiyle entellektuel..
    bu kalem melun...bu kalem bukalemun gibi asmis seyler yazdi.
    kendisiyle iftihar ediyoruz.
    (bu arada seneye okulda benim hocam olacak...)
  • memleketin yuzde doksaninin anlamadigi kalan yuzde onun anlarmis gibi yaptigi adam tipi
  • nefes alır gibi çıkardığı otuz kitabını bir yere topluyorum. olmuyor. içim parçalanıyor. 100-200 sayfalık kitaplar. bir tanesinde edebî tad yok. paris'in ayrıntıları var işte. fransızların bile bilmeye gerek duymadığı "fransız hatıralar".

    adam "yuvarlağın köşesi olmaz" diye aforizma buyurmuş, bunu 19 milyona satıyor. yazık yahu bu ülkenin, ağacına kağıdına. tamam over-entelektüelsin. seni anlamıyoruz. yüksek kültür adamısın. ama insaf biraz yahu. nihat genç ne güzel söylemiş. "babasının* hatıraları oğlunun bütün yazdıklarından daha edebîdir" diye.
  • kadıköy'deki çınardibi sahaf'a gitmiş olan bu şahıs, kitaplarını elletmeyen bu sahaf tarafından, muhtemelen her zamanki agresif tavırla, geri püskürtülmüştür.

    bunun üzerine gazetedeki köşesinde bu sahaf için "olmaz olsun böyle sahaf, böyle sahaflık mı olur" gibilerinden bir yazı yazmıştır enis batur kişisi.

    ertesi sabah çınardibi sahaf'ın camekanında enis batur'un a3 ebatlarında bir resmi vardır ve altında: "bu adam buraya giremez" yazmaktadır. bu "unwanted" ilanı birkaç hafta asılı kalmış. şu anda ilan yoksa da söz konusu husumet halen yürürlüktedir.
  • < sci-fi convention 2001 >

    - alo, ssg bey ile mi goru$uyorum?
    - evet, benim. kendini tanimla.
    - merhaba, enis ben, nasilsin sozlukcu ssg, keh keh?
    - enis?
    - batur, enis batur.
    - ha, merhaba enis, sen nasilsin?
    - iyiyim, ben seni birkac konuda uyarmak icin aradim. ne de olsa siz gencsiniz, daha yeterli derecede geli$memi$ entellektuel yapiniz. ben bu konuda derya deniz bilgim ve olabildigince yardim dolu hislerimle seni aradim ki, ek$i sozluk guzelle$sin, geli$sin. ne de olsa sen bir nevi oradaki cocuklarin liderisin, degil mi evladim?
    - varolun, bin ya$ayin siz.
    - bak ssg oglum, bir defa oyle edebiyat hakkinda yorum yaparken cok kli$esiniz, hep ayni hep ayni, oncelikle genelgecer yazan sozluk kullanicilarini ucur - nasil, ek$i jargonunu ben de yakaladim mi ssg oglum, keh keh -, sonra mesela olay butonunda her gun bu genclere yeni odevler ver, okusunlar, beni okusunlar, ben de her gun ko$emden ce$itli egzersizler vereyim, sen de bunlari denetle. e mi oglum?
    - valla $ayane, ba$ka sayin hocam?
    - ondan sonra, oyle kitap falan yazayim deme, bak, olmaz. ben bir baktim sozluge, hemen anladim yazilacak bir kitabin sozlugun uniter ve amalgam yapisina aykiri oldugunu, yapma e mi evladim?
    - hai, sensei batur-san!
    - $imdi biz karar verdik, sozlukte cozumleme cali$masi yapacagiz arkada$larla, o yuzden hepiniz $ik giyinin, bayramliklarinizi falan, arada sozlu yapabiliriz, hazirlikli olun, vallahi cali$mayanin gozunun ya$ina bakmayiz. tirnaklar da temiz olsun. alternatif olun ama temiz olun, pasakli olmayin.
    - tabi hocam, ben soylerim genclere, emir ve goru$lerinize hazir hale geliriz derhal...
    - aferin evladim, bu arada bu sozluk olmami$ yani, seni kirmamak icin yava$ yava$ soylemek istedim, code'u cok iyi degilmi$, oyle dediler. efendim, ondan sonra admin'liginin de iyi olmadigini duydum. cok ba$ibo$ yani. sen bana devret istersen sozlugu, ben iki gunde orayi bir edebiyat bahcesine cevireyim, kendi kitaplarim gibi derli toplu duzenli yapayim, her gun en az 200 tane essay yazdirayim. bak o zaman nasil herkes methiyeler duzecek sozluge.
    - yeter ki siz emredin, ben notere ko$maktayim bile bu esnada.
    - sanki dalga gecer gibi bir halin var ssg oglum?
    - ha$aaa, summe ha$aaa enis hocam.
    - ha aferin, ben $imdi online oluyorum, nasil giriyorduk sozluge?
    - siz sozluge girmeyin, biz size gireriz hocam.
    < klik! >

    ssg sozlukte yeni bir ba$lik acar, adini "sozlugun girdigi insanlar" koyar, ilk entry de enis batur olur.

    < end program >
  • türk gencini "birinci kata çıkmak için, yedinci kattaki asansörü zemine çağırıp bekleyen kişi" olarak tanımlayan düşünür.