şükela:  tümü | bugün
  • 2007 martta gösterime giren film. başrolde audrey tautou oynamaktadır.
  • bir claude berri filmi. cok satanlara genelde süphe ile yaklasan önyargili bir okur olarak aylardir romani cok satanlar listelerinde görüp, orali bile olmuyordum. ancak film bu kadar sicak ise, roman da bir o kadar güzeldir diye düsünüyorum simdi. audrey tautou'nün iyi film secme konusundaki icgüdüsü gene kendisini belli ediyor bu filmde. eger bir de "es irrt der mensch, solang er strebt" sözünün derin sorgulamasini yaptiginiz bir günün ardindan izliyorsaniz, yasarken gözden kacan ama insani gercekten mutlu eden, insani var eden minik ayrintilarin daha da farkina varabiliyorsunuz bu film sayesinde; öyle olumlu bir etki birakiyor insanin üzerinde. müzikler inanilmaz, inanilmaz, inanilmaz.
  • insani cok farkli, minicik ve sicacik bir paralel evrene götüren roman. 4 birbirinden cok farkli ama aslinda da cok benzer karakteri birlestirmis anna gavalda.

    camille: 20 li yaslarda, anoreksi hastasi ve ressam. kitabin ana karakteri sayilir.

    philibert: 36 yasinda, kekeme ve gecen yüzyilda yasiyor. canli tarih ansiklopedisi. camille i kurtaran adam ya da camille in kurtardigi adam.

    frank: 33 yasinda, asci ve motorsiklet hastasi. haftada 6 gün calisip tek bos gününde anneannesini ziyaret eden casanova.

    paulette: yasi hakkinda konusmuyor, ama 80. dogum gününün üzerinden baya zaman gecmis. frank in anneannesi ve dul. huzur evinden nefret ediyor ve bu torunu frank in hayatini pek kolaylastirmiyor.

    sürükleyici ve güzel bir anlatim stiliyle yazilmis kitabin tek eksik noktasi* ara sira diyaloglarda kafa karistirmasi. iki üc kez okuduktan sonra kimin ne dedigi cözülüyor ve bu biraz yorucu.

    --- spoiler ---
    ilk baslarda karisik bir ask ücgeni beklesem de, mutlu son ile bitmesi ile icimi kipirdatti. keske epilog biraz daha uzun olsaydi ya da kitap hic bitmeseydi demeden de bitiremicem entryi.
    --- spoiler ---

    kesinlikle okunasi bir kitap.
  • insanın içine dokunan ve içini ısıtan çok güzel bir film. tavsiye edilir. son sahnede ağladığımı söyleyebilirim. hemen kitabını alıp okumak istiyorum. her nasılsa atlamışım, az önce arattım da kapağını bile tanımadım.

    korsan dvd'cilerde filmin ingilizce adı olan hunting and gathering yazan versiyonu var haberiniz olsun.

    radikal gazetesinde kitabın tanıtımı

    http://www.radikal.com.tr/….php?ek=ktp&haberno=5563
  • fransız filmlerinin kendine has tarzını üzerinde taşıyan, özellikle başrol oyuncuları ile de daha cazip hale gelen, romantik/psikolojik bir fim. son zamanlarda fransız filmlerinden daha çok hoşlanır oldum.
  • romanı okumamış biri olarak sadece film üzerinden konuşarak söyleyebilirim ki gerçekten içimi ısıtan bir filmdi. oyuncu seçimleri çok yerinde, tipler iyi seçilmiş vs. normalde fransız filmlerinden çok hazzetmeyen biri olarak bana kendini sevdirdi.

    --- spoiler ---

    durağan gözükmesine rağmen mutlu bitmesi, aşk üçgeni olayına hiç girmemesi, paulette'in ölümünü bile çok büyük bir dram şeklinde göstermemesi benim için kesinlikle artıydı, depresiflik beklerken beni mutlu etti sağolsun.
    --- spoiler ---
  • bir apartmanda yaşayan 3 kişinin hikayesinin anlatıldığı sıcak mı sıcak bir fransız filmi. bir aşçı, bir temizlikçi ve bir kartpostal satıcısı. hiçbiri çok yakışıklı ya da güzel değil ama 3'ü de çok sıcak ve kendi halinde karakterler. ha oldu ha olacak bir aşk hikayesi bekleniyor film boyunca ancak sadece küçük insanların küçük hikayelerini izliyoruz. sınırları çok güzel ayarlanmış (zannediyorum kitabı da aynı güzellikte) bir hikaye.
  • sanki bizim apartmandaki dairelerden birinde geçiyor film. sanki ben her gün bu insanlarla karşılaşıyorum.
    o kadar tanıdık, doğal. ve sanki 1 dakika sürüyor koca film.
    dikkat edin: izlerken bir gülümseme yerleşiyor insanın yüzünüze.
  • aynı çatı altında yaşamaya başlayan 3 karakterin(camille, philibert, franck) hem boğuşmak zorunda oldukları kendi sorunlarına, hem de birbirleriyle ilişkilerine odaklanan film.

    http://www.resetmagazine.net/…9/sinema/sinema5.html
  • sarmaşıklar altında..çok yakında...ptv'de diye haftalar öncesinden seyirciyi meraklandırsak, vakti geldiğinde filmin belirli yerlerinde reklam verip bir kanalda diziymiş gibi yayınlasak eminim kimse aslında bir film olduğundan kuşkulanmaz.