şükela:  tümü | bugün
67 entry daha
  • 14 şubat 2005
    herşey için çok mu geç?
    ayrildigim kocamin actigi, yeni iş yerine gittim. tabiki davetli olmam, geçmişten beri süregelen olgun ve seçkin diyaloglar buna sebep oldu. ama davetli listesinde, adıma iki kişilik davetiye vardı. ne yapacağıma karar vermekte, epeyce zorlandım. zira, yanima kimi alip götürecektim? dergiden bana eskiden beri yanık olduğunu bildiğim, şu sevimsiz ve bir o kadarda maço tavırlı, hayvan kerim'i çağıramazdım. evet günlük, kabul ediyorum, hayvan diyorum... ama, onu, bir çok kez evimde ağırladım. hatta, onunla aramızdaki seks, hiç diğer adamlar gibi de değildi. kesinlikle, toplumun kadın bedenini sınırlaması yuzunden, bu gereksiz endişeleri yaşıyorum.oysa kadınlığımla gurur duymam gerek, bedenim özgür... onun dşında da, aklıma datça'daki siteden tanığım yılmaz geliyor.fakat, eski kocam, zaten ona hep kafayı takmıştı. bu yüzden, hiç olmaz...biliyorumki, böyle bir günde, eski kocam, onunla dayanışma içinde olmamı isterdi. bu sebeple, biraz daha düşündüm ve eski bir arkadaşım olan psikolog birol'u çağırmaya karar verdim.

    şanslıydım ve birol da uygundur. gerçi, biraz zor ikna oldu ama yine de geldi. ona yazdığım son kitapla alakalı, editörümle gerilimli olduğumuzdan ve eski kocamla aynı mekanda tek başıma olmaktan sıkıldığımdan söz ettim. adam psikolog, tabiki beni anladı...aslında, ne kadar nezih bir çevre hayatı yaşadığımı düşündükçe, kendime hayran oluyorum. açılış yemeği sırasında, içeri birol ile girdik. eski kocam ve ailesi tam karsimdaydi. eski kayınvalidemin, soru dolu, merhabalaşan gözleri hoşuma gitti. ve eski kocamın sevgilisi-pardon bilumum eski ve yeni sevgililerini de orada görmeyeyim mi? ben yanimdaki birol'u derhal terk-i diyar edip, etrafa tura çıktım. ama kafam da, çok karışmıştı hani...mekanda yok yok, eski kocamın paris'de okurken birlikte yaşadığı melike, öte tarafta bizim ayrılmamızda en çok parmağı olduğunu düşündüğüm nilay ve yeni sevgilisi sabiha...aman allahım, bu kadarı da, artık fransız filmlerinde bile olmaz diye şaşkınlık geçirdim. birden, modern dünya gerçeklerini tekrar anımsadım sevgili defter...bireyin, özgürleşmesi, bunun sınır tanımaması gelişimin bir parçasıydı. eski kocam, herşeyi bu kadar açıkca yaşarken, aslında kendi kimliğine olan saygısı ve özgüvenini de, başarılıca dışarı vuruyordu. bunda da, yanlış olan bir şey yoktu...zamanında böyle bir adamla birlikte olmuş olmama çok sevindim. evet, artık farklı limanlara yelken açmıştık ama bu birbirimize hayranlığımızı asla azaltamazdı...

    yine, bağımsız ve özgür bedenimi, eve çağırdığım partnerim kerim'in kollarında gevşettim.
  • ay vakti: 51 tabuş(şubat)
    eşref saati: senden bi bok olmaz..

    dantel olup entel olamadığım ve bir türlü yazamadığım defter.
  • içerik olarak duygusal masturbasyonlara sık sık rastlanabilecek bir defter.
  • bu da diğerleri gibi bir gün, saatlerden yanızlık
    sanırım artık iyice yoruldum bu hayattan, kariyerim ise bir yük sanki.bunu biliyorum çünkü imgelemim iyice ağırlaşmaya başladı, eskiden böyle değildi. önceden nötrinolar gibi uçuşurdu mantıklı düşüncelerim, şimdi ise düşünemiyorum bile. hayat bir deney tüpünde can çekişen kelebek gibi yakıyor canımı. papatya çayımı demleyip, küvette mumdan kalpler yüzdüreceğim. çünkü biliyorum ki ancak bu arındırır asit-baz dengesi bozulan ruhsallığımı...
57 entry daha