şükela:  tümü | bugün
  • 2009 senesinin sonlarına doğru başımdan geçen tecrübedir. şöyle ki; yaş 22. o zamanlar kocaeli 'de üniversite öğrencisiyim. aynı zamanda da değirmendere'liyim. canım istediği zaman körfez'in bir yakasında, ordan sıkıldığım zaman da karşı kıyısında kalıyorum. derslerle pek alakam yok. kah umuttepe'de kah izmit çarşı'da kah da güzel değirmendere sahilinde takılıyorum.

    okulda hoşlandığım bir kız vardı. çok tatlıydı kendisi ama biraz zilliydi. hala zaman zaman konuşuruz bende yeri çok ayrıdır. bi' gün yine görüşüyoruz ediyoruz falan, seni bi' arkadaşıma götürcem dedi. kız mı erkek mi diye sordum. kız dedi. ooo dedim. tamam gidelim booolum tatava yapma dedim. neyse gittik tanıştık, sonra başkaları geldi içtik miçtik güzel bir gece geçti. ertesi gün benim hoşlandığım kız öğle vakti okula gitti, ben ve ev sahibi kız kaldık evde.

    paramız yok, herhangi bir kafa yapacak madde yok, en gerekli olan zamanlarda ortalıktan kaybolan orospu çocuğu arkadaşlar yine ulaşılmaz olmuşlar tabi. ne kadar paramız var diye baktık, 15-20 lira bir şey çıktı. bir süre durdu ve dedi ki; 'tiner alalım'
    size yemin ediyorum, bir saniye bile düşünmeden tamam dedim.

    çıktık dolmuşa bindik çarşıya gidiyoruz. acısu parkı'nda indik dolmuştan, aşağı sallanıyoruz. ilk gördüğümüz nalbura girdik ve daha önce konuşmamıza rağmen sanki plan yapmışız gibi o muhteşem tiyatroyu oynadık;

    ben: selamın aleyküm kolay gelsin.
    kız (bana bakarak): annem hangisinden istemişti.

    gözüme ilk takılan tineri göstererek 'şu büyükten istemişti' dedim ve aldım hemen. bi' de büyüğünü alıyorum, küçük yetmez diye düşündüm büyük ihtimalle. neyse aldık çıktık koşarak eve gittik. iki parça bez getirdi kız, döktük başladık koklamaya. amına koyayım çok güzel. küçüklüğümden beri benzin, gaz, tiner vesaire kokularını çok severim zaten.

    kız iki dakika sonra 'yüce tiner' diye bağırmaya başladı. karı mest oldu amına koyayım tinere tapıyor resmen. gözündeki mutluluğu görseniz sevinçten ağlarsınız o derece yani. akabinde değişik şeyler yapmaya başladık. hani düğünde gelinle damat kollarını kıvırarak birbirlerine pasta yedirirler ya aynı pozisyonu düşünün ama elimizde plastik tabak yerine iki adet bez var ve birbirimizin burnuna tutuyoruz. kız tabi bu sırada yüce tiner demeye devam ediyor. psikopat amına koyayım.

    çok takıldık arkadaşlar. kafasına ve diğer yaptığımız saçmalıklara pek girmeyeceğim ama gecenin sonlarına doğru başımıza geleni anlatmadan da edemeyeceğim; evin içinde ağır bir koku, evin içi leş gibi kimyasal dolmuş durumda. ne olsa beğenirsiniz. evdeki yangın alarmı ötmeye başladı amına koyayım. o kafayla girdiğimiz tribi bir düşünsenize.

    kalktım camları açtım evi havalandırmak için. ama yok susmuyor amına koduğumun alarmı. kıza; 'ben bunun kablosunu kesicem başka çaremiz yok bebeğim' dedim. kızdan makas istedim ve mutfak dolaplarının oradaki alarma doğru ilerledim, sandalyeye çıkıp makasla kabloyu kestim. ben bir şey olmaz zannettim ama makasla kabloyu kesince orta çapta bir kıvılcım ve çat pat sesi geldi, kendimi sandalyeden attığımı hatırlıyorum. ama nihayetinde ses kesilmişti, tekrardan tiner çekmeye devam edebilirdik. öyle de yaptık zaten. bu benim ilk ve son tiner deneyimim oldu. açıkçası güzel bir kafası yok, boşu boşuna beynimi sikmeyeyim, zaten normalde de çok fazla çalışmıyor diye düşündüm ve bir daha da denemedim. kızın 'yüce tiner' ayini de ilk ve son tecrübem olmasında etkili oldu tabi.

    bu arada merak eden arkadaşlar için söyleyeyim; beşiktaş ulan!!!