şükela:  tümü | bugün
  • uluslararasıcılık, beynelmilelcilik.
    (bkz: enternasyonal)
  • (bkz: tek ülke sosyalizmi) yerine (bkz: gerçek marksist gelenek)tir

    işçilerin vatanı yoktur...
    "bütün dünyanın işçileri birleşin"
  • "...
    evet ırkdaşlarım, kafamızı sikmeye teşebbüs eden bu görüşe göre bütün o iğrenç insan müsveddeleri (zenciler, çingeneler, yahudiler ve isimlerini ağzıma almaktan imtina ettiğim diğerleri) bizimle, yani üstün ırkla aynı özellikleri taşıdığından ayrılığa, gayrılığa yer yoktur.
    öncelikle böylesi aşağılık bir düşünceyi kimlerin savunduğuna bir bakalım: onlar! evet, hayatlarını masonluğa, yahudi köpekliğine ayırmış olan solcu ibneler (eşcinselleri de yok etmek lazım, evat). doğrudur, dünya üzerindeki bütün insanları birleştirmek gerekir ancak ve ancak bizim yüce yönetimimiz altında olacaktır. bunların yahudi finansörlerinin köpeği olması, bu gerçeği değiştiremeyecektir, o köpekleri de gerektiği gibi kullanmasını biliriz biz !

    bizim üç taşşağımız, dört gözümüz, supersonic kulaklarımız olduğunu ne zaman kabul edecekler! ne zaman iq'muzun 250, eq'muzun sonsuza gittiğini anlayacaklar! hayır anlamayacaklar, çünkü onlar salak, doğa onları salak olarak evrimleştirdi!

    evet, gün gelecek ve bizim cesur, korkusuz şövalyelerimizin mızraklarına itaat edecekler! dinazorlar gibi doğanın seçimine yenik düşecekler ve bizler, tanrı'nın sevgili kulları bu dünyayı yaşanır hale getireceğiz..
    ..."
    führer yk, 2004, berlin

    almanca'dan çevirenin notu: bu kipattan bir tane daha çevirmiştim sanki.. hala anlamadım; bu odunları hangi tornada üretip, dünyaya salıyorlar?
  • (bkz: ütopya)
    (bkz: külliyen yalan)
    (bkz: yok böyle bir şey)

    bir de şu var:

    (ara: hala* amca*)*
  • ne yazık ki arasında dolaşmak için* nasyonalizme ihtiyacı olan kavram. (bkz: 23 nisan)
  • enternasyonalizm nedir?

    enternasyonalizm (uluslararasıcılık) fikri kapitalizmin işleyişinden çıkmaktadır. eğer toplumdaki temel ayrım işçi sınıfı ile yönetici sınıf arasındaysa, türk işçileri için, örneğin yunan ve arap işçiler dost, türk yönetici sınıfı düşmandır. yani sınıfsal çıkarların her zaman en önde tutulması, ulusal çıkarlarların önünde olmasıdır.<br>
    kapitalizm bir dünya düzenidir. bu nedenle kapitalizme alternatif olacak bir sistem de ancak dünya çapında gerçekleşebilir. marks, birinci enternasyonal'in (ilk uluslararası işçi partisi) tüzüğünde bu konuya şöyle işaret ediyordu:

    "...işçi sınıfının kurtuluşu ne yerel ne de ulusal bir sorundur; modern dünyanın bütün ülkelerini kapsayan toplumsal bir sorundur."

    marks'ın dönemindeki "modern dünya" avrupa ve amerika demekti. ancak bugün "modern dünya" bütün dünya demektir. ulusal ekonomilere boyun eğdiren küresel ekonomik ilişkiler sözkonusudur. şikago, londra ve frankfurt borsalarında sayısız hammaddenin fiyatı tesbit edilirken aslında milyonlarca işçi ve köylünün aç kalıp kalmayacağı belirleniyor.

    çin gibi bir ülke modernleşme planlarını gerçekleştirmek için almanya ve japonya'dan makinalar ithal etmek ve hammadde akışını garantilemek için avustralya şirketinin hisse senetlerini satın almak zorunda kalıyor.

    kapitalizm dünyanın her köşesine girerken beraberinde kendi mezar kazıcısı olan işçi sınıfını da yarattı. bu sınıf ister istemez uluslararası bir sınıf oldu. dolayısıyla temel mücadele yöntemleri de bir o kadar uluslararasılaştı.

    genel grev gibi mücadelenin en yüksek noktalarında işçi hareketleri ulusal sınırları aşarak uluslararası bir şekil alıyor. 1980'lerin başında polonya'da dayanışma hareketi amerikan hava trafik kontrolörlerinden, çinli ağır sanayi işçilerinden, zambiya'daki bakır madencilerine kadar herkes için bir sembol haline geldi. ingiltere'deki madenciler grevine dünyanın her yerinden para yağdı ve fransız, belçikalı ve avustralyalı liman işçileri dayanışma eylemleri yaptılar. 1989-1990 zonguldak madencilerinin grevi ve ankara yürüyüşü sırasında yine uluslararası bir dayanışma hareketi yaşandı. avustralya'da dayanışma eylemleri yapılarak türkiye'nin kömür ithalatı durduruldu.

    büyük işçi kitleleri ancak böylesi anlarda kendilerini uluslararası bir sınıfın parçası olarak görebiliyorlar. ne var ki böyle büyük mücadeleler hergün yaşanmıyor. işçiler genellikle milliyeçiliğin, vatanseverliğin, ulusalcılığın etkisi altındadırlar. abdullah öcalan tutuklandığında ırkçılığa ve savaşa karşı tartışmanın ne denli zor olabileceğini hep beraber gördük.

    enternasyonalizmin özünü, birinci dünya savaşı çıktığında alman devrimci karl liebknecht'in "asıl düşman evdedir" şeklindeki tutumunda görebiliriz. rosa lüksemburg'un "bizden fransız veya başka yabancı kardeşlerimizi öldürmemizi bekliyorlarsa onlara kesinlikle 'hayır' yanıtını vermeliyiz"şeklindeki çağrısı ise enternasyonalizmin gerçek yaşamda ne anlama geldiğinin mükemmel bir örneğidir.

    ulusal birlik?
    enternasyonalist olmak sadece başka ülkelerde süren mücadeleleri alkışlamak demek değil, bu mücadeleleri kendi egemenlerimize karşı muhalefeti güçlendirmek için kullanabilmektir. kendi yönetici sınıfımıza karşı mücadeleyi örgütlemeden çok sözü edilen bu ilkeyi eyleme dönüştürmek mümkün değildir.

    dolayısıyla abd'nin irak'a, nato'nun kosova'ya mücahalesine karşı çıkmak yetmez. türkiye'nin 15 yıldır güneydoğu'daki kirli savaşını, bu savaş için para bulurken bizi neden mezarda emekli etmeye çalıştığını, eğitim ve sağlığa ayrılan kaynakların her yıl azaltıldığı gerçeklerini birbirine bağlamak zorundayız. <br>
    depremzedelere ev yapmak için kullanılabilecek milyarlarca doların türkiye'nin düşman olarak gösterdiği, ama türk devletinden bile önce yardıma koşan komşu ülke halklarına karşı kullanılmak üzere silah alımına harcamaya devam etmesine de karşı çıkmak gerekir.

    gıda sektörü devlerinin ne kadar düşük ücretle işçi çalıştırdığını, insan sağlığından önce kârını düşünen koç'un migros'unu, sabancı'nın carrefour'unu görmezden gelerek "mc danolds go home" demek olsa olsa kötü bir ulusalcılık olur.

    uluslararası düşman?
    kendi egemenlerimizin yayılmacı maceralarına karşı tutum almamak işçi sınıfının çıkarlarını savunmaktan vazgeçmek anlamına geliyor. ülke içinde sınıf mücadelesini kararlı bir şekilde verebilmek kendi egemenlerimize karşı tutarlı muhalefeti gerektiriyor. chp'nin emekten ve işçi sınıfı çıkarlarından bu denli uzaklaşmasının en önemli nedenlerinden biri kirli savaşa karşı çıkmamasıdır.

    sosyalistler açısından ise savaşa karşı çıkmak ve emperyalist güç dengelerini sarsabilecek bütün ulusal kurtuluş mücadelelerini koşulsuz desteklemek enternasyonalizmin gereğidir. ancak bu hareketlerin sınırlılığını, ulusal baskıları ortadan kaldırsa bile sınıfsal baskıyı, yani sömürüyü ortadan kaldıramayacağını açıkça dile getiririz. ulusal baskılarla birlikte sömürüyü de ortadan kaldıracak olanın sosyalist bir devrim olduğu, bunun için de işçi sınıfının her türlü sınıfsal uzlaşmadan uzak, bağımsız çıkarları için mücadele etmesi gerektiğini anlatırız.<br>
    nikaragua'da sandanist hareketi, güney afrika'da anc'nin (afrika ulusal kongresi) verdiği mücadeleyi yıllar yılı destekledik. ancak hareketin sınırlarına da sürekli işaret ettik. hareketin liderliğini sevmediğmiz için değil, bir ulus olarak kurtuluşun dünya ekonomisinin cenderesini kırmayacağı için. sandanista hükümeti bu basınç sonucu düştü. güney afrika'da 1995'de kurulan anc hükümeti bugün kamu çalışanlarının kitlesel grevlerine polisle saldırıyor. nikaragua'da özel sermaye devam ederken güney afrika yönetimi uluslararası sermayeye sevimli görünmek için ücretleri enflasyonun altında tutuyor böylece işçilerin daha fazla sömürülmesini sağlıyor.

    işçilerin birliği<br>kapitalizm ve sermaye artık dünyanın her köşesine nüfuz etti. dünya çapında sosyalist bir sistem kurulmasının koşulları bugün geçmişte hiç olmadığı kadar daha uygun. üretim kapasitesi, sermaye birikimi, teknoloji, kısacası üretici güçler o kadar gelişti ki artık herkesin ihtiyacını karşılayacak ama kâra dayanmayan bir sistem oluşturmak çok mümkün.

    kapitalizm bir dünya sistemi olduğu için kurtuluşu bir tek ülkede gerçekletiremeyiz. rusya'nın 1917 devrimi sonrası izole olması ve stalin'in önderliğinde batıyla rekabete girerek sömürü düzenini geri getirmesi bunun acı bir kanıtı. stalin "batı'dan 30-40 yıl gerideyiz. bu arayı 10 yılda kapatmalıyız" diyordu. böylece sscb'deki milyonlarca işçi ve köylü daha fazla değer üretmeye zorlandı. elde edilen artı değerin yeniden kullanımını belirleyen ise insan ihtiyaçları olamazdı. bu değer, rekabet ortamının gereklerine göre kullanıldı. sonuç, "üretim için üretim; birikim için birikim" oldu yine.

    sosyalizmin özü olan "işçi kontrolü" yok oldu. sosyalizm, "ulusal ekonomiyi geliştirme" ile özdeşleştirildi. fatura yine işçi sınıfına çıkarıldı.

    rus devrimi ulusal sınırları kırmanın mümkün olduğunu göstermişti. değişik uluslardan milyonlarca işçi ve köylünün birbirini öldürdüğü birinci dünya savaşı'nın bitmesine neden olduğu gibi almanya, macaristan, finlandiya, avusturya'daki devrimlerin fitilini ateşledi. bütün avrupa işçi ayaklanmalarına sahne oldu. bu devrimci dalga sonunda yenildi ama enternasyonalizmin soyut bir kavram olmadığını, yaşama geçirilebileceğini gösterdi. marks ve engels'in komünist manifesto'nun son cümleleri olarak yazdıkları kısa bir süre de olsa hayata geçmişti:<br>
    "işçilerin zincirlerinden başka kaybedecekleri bir şey yok. ancak kazanacakları bir dünya var. bütün dünyanın işçileri birleşin!"

    marks ve engels için olduğu gibi bizim açımızdan da bunlar süslü laflar değil, eylem kılavuzumuz.

    türkan uzun
  • enternasyonalizm, ulusal ayrıcalıklara ve ulusal inkarcılığa/şovenizme karşı olmak demektir.

    enternasyonalizm, hiçbir şekilde yurtseverlik ya da ulusalcılığın tamamlayıcısı değildir, enternasyonalizm, ulusal ayrıcalığın, ulusal ayrımcılığın ve inkarcılığın reddi, nasyonalizmin(ulusalcılık, yurtseverlik denen şey) zıddıdır.

    enternasyonalizmi nasyonalizmle bağlantılandırmaya, birbirlerinin tamamlayıcıları olduğunu kanıtlamaya çalışırken atılan taklalar gerçekten gülünç, sorosçulukla, abcilikle birlikte anan insanların kendi bilgisizliklerine bakmadan marxın engelsin ağzından konuşmaları ise üzücüdür.

    emperyalizm denen şey, ancak uluslararası düzeyde bakıldığında anlaşılabilecek ve uluslararası düzeyde tam olarak yenilebilecek olan, dünya düzeninin içinde bulunduğu aşamadır.

    emperyalizmin karşıtı, ulusalcılık olamaz, çünkü emperyalizmin kendisi ulusal ve uluslararası düzeyde bir saldırganlığı içerir ve halklara milliyetçilik, ulusçuluk zehrini aşılamak için elinden geleni yapar.

    emperyalizmin karşıtı, enternasyonalizm, yani halkların kardeşliği, eşitliği ve çıkarlarının ortaklığıdır.

    enternasyonalizm düşmanlığını ve ulusal sermaye sevdasını ortaya çıkarmaya, açık açık göstermeye korkan, zira emekçiler, öğrenciler, işsizler içinde de örgütlenmesi gereken ulusalcılık, enternasyonalizmi sanki kendisinin de hedefiymiş gibi göstermeye çalışıyor, işçilerin dayanışmasını, birliğini önemsiyormuş gibi göstermeye çalışıyor, aynı anti-kapitalist söylemleri de kendisine alet ederek iktidara gelen faşizm gibi, hatta bir kaç adım ileri götürerek, zira bu çarpıtmalar cahillik değilse, art niyetliliktir.
  • enter nasyonalizm şeklinde okunduğunda tam tersi anlama gelen kelime grubu

    bir kaç sene sonra gelen ekleme: ne iğrenç bi insanmışım o zamanlar, böyle şeylerle uğraşıyormuşum. ıyyy, iğrendim şimdi kendimden.
  • uluslar arası anlamına gelen kelime. burada asıl önemli olan, işçilerin ve burjuvaların ülke, millet gibi farklardan arındırılmış olmasını saptamaktır. binsekizyüzlü yıllarda geçerli olan ve kısmen hala geçerli olan bir durumdur, abd'deki bir işçi, binlerce dolar para kazanabilir, hayat standardı da türkiye de ki bir işçiden kat kat yüksek olabilir. fakat bu onun emeğinin kullanılmadı, daha az kullanıldığı anlamına gelmez.

    aynı şekilde bir mühendis ile bir kol işçisi arasındaki fark mühendisin hayat şartlarının daha iyi olmasıdır. sınıfsal açıdan pek bir farkları yoktur.
    enternasyonalizm; işçilerin birbirleriyle aralarında ekonomik anlamda ve insanlık olarak bir fark olmadığını anlatır. elbette sadece işçiler demek yanlış olur.

    tabi ki bütün bunları artık günümüzde tekrar düşünmek acaba hala öyle mi? diye sormak gerekir. işçi direnişlerinin yerini halk hareketlerine bıraktığı günümüzde enternasyonalizm, barışçı tavrından ve niteliğinden birşey kaybetmemiştir açıkcası.