şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: entropi)

    fiziğin temel kanunlarından birisi olan entropinin, felsefi olarak hayata uyarlanarak algılanması durumu.

    bana göre son derece depresif bir algı, öyle olsa bile ben aksini iddia edemiyorum.

    şöyle ki insan hayatında, sosyal ilişkilerde ve hatta medeniyet ölçeğinde bir tek yönde durdurulamaz bozulma var.

    devletler yıkılır, sistemler çöker, insanlar ölür, hava kirlenir, hiçbir şey hiçbir zaman eskisi kadar tat vermez. adeta fiziksel bir kanun gibidir ve her daim geçerlidir.

    entropinin varlığının bilincinde olarak mutlu olmak adeta imkansızdır. yani bir fizikçi olarak evrenin entropisinin arttığını, kaosun düzeni yendiğini bilerek mutlu olabilirsiniz ama aynı fizik kanununun felsefi olarak da geçerliliğinin farkında olarak mutlu olmanız imkansızdır.

    hiçbir zaman ilk günkü kadar sevmeyeceksiniz onu, hiçbir zaman çocukluğunuzdaki tadı alamayacaksınız hayattan, hiçbir zaman zihniniz geçmiş yıllardaki kadar kuvvetli olmayacak. hiçbir güzel yer her daim güzel kalmayacak, hiçbir medeniyet düzeni hatta iskandinav sosyalizmi bile olduğu gibi kalmayacak, her şey ama her şey evrende boka sarmak için var adeta ve buna karşı yapabileceğiniz hiçbir şey yok.
  • bizatihi canlılığımızı devam ettirmemiz en temel örnektir.
    güneşimizden gelen kısa dalga boylu fotonlar ve düşük entropili enerji bitkiler tarafından fotosentez yapımında kullanılır. bu şekilde foton enerjisinin entropisi bitkiler tarafından arttırılır. bizlerin ve diğer canlı organizmaların hayatta kalabilmek için entropilerini düşük tutmaları gerekir. bu sebeple bizler de besinleri görece düşük entropi biçiminde (güneşten gelen fotonların entropisinden daha yüksek haliyle) glikoz ve oksijen olarak alır; yüksek entropi biçiminde ısı ve enerji olarak salarız. entropinin bedenimizde yüksek kalmasına izin vermeyecek şekilde düzenimizi sürdürürüz. haliyle bedenimiz dışındaki çevreyi de dışarıya verdiğimiz yüksek entropili enerji sebebiyle arttırırız. yaşamın oluşması için entropinin o canlı içinde düşük tutulması gerekirken aynı zamanda o canlı veya yaşamın da dengeden uzaklaşması gerekir. doğa aslında dengede değildir. dengeye gelmemeye çalışan bir sistemdir. bitki ve bazı formların fotosentez yaparak ve diğer canlıların da biyosfere karbondioksit vererek oluşturduğu atmosferdeki bu dengesizlik halindeki döngü sayesinde canlılık devam eder. canlılar yakıtları ve enerjileri bittiğinde entropilerini düşük tutamayacaklar ve doğaya karışacaklardır.
    evrende böyle öbekli düzenler ve düşük entropili yaşam formları geçicidir ve güneş gibi yıldızlardan dış enerji aldıkları için açık sistemler olarak entropiyi bölgesel ve kısa süreli düşük tutarlar.
    kaynak:maddenin evrimi kitabı.
  • kismen dogru kismen yanlis.

    evet hersey entropi geregi, bozulmaya, curumeye yok olmaya ve toz olmaya mahkumdur.

    fakat ilk olustuklari andaki muhtesemlik? ve bunlarin milyonlarca defa tekrar etmesi, her gun yuzlerce kez?

    asla sevemezsiniz belki ilk gunku gibi , ama o ilk bulusmasinizdaki kalbinizin atisi? evrende iki toz iken, rastgele olaylar silsilesi ile bir araya geldiginizde olusturdugunuz ilk enerji?

    evet asla ilk gunku sevemzsiniz, mesela aldiginiz arbayi, ama entropi geregi bulustugnuz ilk gun coskulu bir patlamadir...

    evren olusur, coskulu bir patlamadir.

    yildiz olusur, coskulu bir patlamadir, sonra zamanla soner yokolur toz olur ama sonra o tozlar baska turlu birlesir, coskulu bir isikla baska bir sey olusturur.

    iste o anlar icin bile yasamaya deger. entropiyi bir de bu gozle degerlendirmek lazim.
    bir gun evren de soguyup duracak, donacak, toz olacak... ama aklimizin tahayyul edebileceginden, bizim algi kapasitemizden cok daha uzun, sonsuzluk gibi bir sure sonra. bunu bilebiliyor olmamiz, su anda yasanan muhtesem birlesmelerin, coskulu patlamalarin keyfini cikarmamizi neden engellesin ki? ekstrem olumsuz bir tutum olur, asla kavrayamayacagimiz bir uzaklikta olacak nihai donmayi dusuup, andaki coskulu kaostan keyif almamak.

    yani evet, hava kirlenir, butun canlilar olur, mevcut oksijen orani ile yepyeni bir canli turu cikar, cunku enerji hala mevcut, patlama yasanir, dunya bambaska bir yer olur...

    devletler curur yozlasir ve coker, ama yerine 1923 yilidna yepyeni bir cumhuriyet kurulur, bir patlama ile, cunku evrenin donup, duracagi gunde degiliz henuz, o milyarlarca yil sonra. patlamalar dvam ediyor, edecek.

    magma sogur, dunya durur, gunes donar, fakat galaksi baska bir galaksi ile carpisir, yeniden baslar sicak toz bulutlari, doner ve yeni gezegenler olusur. sonsuz ornek..... curuyen hersey, eger evrenin son gununde degilsek, yeni bir patlama ile yeni bir sey haline gelir, olen, curuyen bir farenin karnindan, bir tohum patlar mayis ayinda, papatya olur. gibi......
  • evin "kendi kendini dağıtıyor zaar" dedirtecek şekilde asla derli toplu kalamaması. ev işlerine ayrılan sürenin hiçbir zaman azaltılamaması. (bkz: kafayı bozmak)
  • bu entropinin düzeni bozup kaosa yol açtığını söylüyorlar. örnek olarakta sütün dökülmesini veriyorlar.

    yav güzel kardeşim ineğin memesinden çıkan sıvının, ağaçtan üretilen kağıt ambalaja koyup bunu camdan bardağa dökmenin uyum olduğunu kim söylüyor? bunu dökmeyince oluşan kaos insana göre kaostur. normalde o sütün senin steril hayatında yeri yok.

    adam binlerce metre aşağıdan maden çıkarıp araba yapıyor. kaza olunca kaos var diyor. kime göre neye göre kaos? o metalin yer yüzünde olması düzen mi şimdi?
  • entropinin günlük hayattaki karşıtı ise nohuttur.

    amk nohutlarını geceden ıslattım, dört saat düdüklüde haşladım, yemekle kaynattım, hala aynılar. koy cebine leblebi niyetine ye. yemek mi yaptık kuruyemiş tabağı mı belli değil. düzenin köpeği olmuş şerefsizler.
  • açıkta bırakılan yemeğin bozulmasi.

    ama sosyolojik olarak kaosa değil tam tersi bütünleşmeye ve duzene giden bir dünya var. mesela 200 sene önce binlerce dil konuşuluyordu bugün ise bu sayı yüzlere indi. belki 50 sene sonra onlara inecek. gitgide küçük yapılar birleşip daha büyük ve daha düzenli yapılara evriliyor. belki de insanlığa entropinin istisnası diyebiliriz.
  • sürekli kulaklığınızın kablosunun dolanması.
  • akıllara nazım hikmet'in yaşamaya dair adlı şiirindeki şu dizeleri getiren durumdur:

    bu dünya soğuyacak,
    yıldızların arasında bir yıldız,
    hem de en ufacıklarından,
    mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
    yani bu koskocaman dünyamız.
    bu dünya soğuyacak günün birinde,
    hatta bir buz yığını
    yahut ölü bir bulut gibi de değil,
    boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
    zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
    şimdiden çekilecek acısı bunun,
    duyulacak mahzunluğu şimdiden.
    böylesine sevilecek bu dünya
    "yaşadım" diyebilmen için...
  • yemek bozulur, diş çürür, mutfak dağılır, ilişki biter, çay soğur, kuş ölür..

    "kuş ölür, sen uçuşu hatırla"

    entropiye inat, sen uçuşu hatırla.