şükela:  tümü | bugün
82 entry daha
  • 38. dönemde (21 aralık 2019 - 10 ocak 2020) bedelli askerliğimi dün tamamladığım yer.

    genel olarak koğuşlar soğuk, hapishane gibi (sürgünmüş zaten eskiden), geceleri kalorifer kapanıyor, terlerseniz yataktan çıkamıyorsunuz soğuktan. tuvaletler pis ötesi, koridorlar da her ne kadar temizlense de 450 kişi dışarıdan kardan çamurdan gelince batıyor. gazino (kantin) okey, tüm temel ihtiyaçlar ve atıştırmalıklar var. kola ve kahve yok, nescafe üçü bir arada var sadece, ona da bardak ve sıcak su bulmak hayal edemeyeceğiniz kadar sıkıntı.

    eğitimler kolay, yorucu değil, ancak en basit şeyleri (uygun adım yürüyüş, ritme göre marş söyleme vs) bile yapamayanlar vardı. en büyük dert tartışmasız içtimalar. bilmeyenler için: tüm bedellilerin toplanıp sayısının alınmasına deniyor, kar yağarken 1 saat beklediğimiz bile var. herkes hasta oluyor, olmayan da olanlarda 30 kişi gece aynı koğuşta uyurken (soyadına göre rastgele 10 ya da 30 kişilik koğuşa denk geliyorsun, ben 30'luğa denk gelmiştim) havasız pis ortamdan kapıyor zaten.

    komutanlar makul insanlar, ancak askeri disiplini uyguluyorlar. içtimada sigara içmeyin ve konuşmayın arkadaşlar, bu kadar zor değil. sonrasında ne yapıyorsanız yapın, saatlerce muhabbet edin 10 paket sigara için karışan yok, ama şu içtimalarda beş dakika duruverin. komutan aynı en basit kuralları 100 kere söyleyince arkasını döndüğü anda birkaç dallama sigara yakınca sinirleniyordu tabi. onun dışında sıkıntı değiller.

    diğer (bedelli olmayan normal 6 ya da 12 aylık) erlerle muhabbet ettim bayağı, hepsi düzgün insanlar. üzülerek söylüyorum: bedellilerin insan kalitesi daha düşük. tabii ki süper insanlar var, çok yakın arkadaş olacağım insanlarla da tanıştım, ama 450 kişi içinde dallama da çok.

    duşlar: her bölüğün 2-3 günde bir yarım saatlik süresi oluyor, kaos oluyor herkese 5-10 dakika yetiyor ve sular soğuyor, pis oluyor o saatlerde. bir de her sabah 6-7 arası 1 saat herkesin kullanabileceği bir ihtiyaç duşu adı altında izin var. bunu kullanın. yarım saat kaynar suyla duş alıyordum (normalde izin verilen süre 7 dakika), tenha oluyor kimse bir şey demiyor sabah.

    yemekler: çoğu insan berbat diyordu ancak bence okey. bakın güzel demiyorum, ancak askerde olduğumuzu hatırlarsak idare eder. ıspanak ve karnabaharı abartıyorlar, neredeyse her öğünde ıspanak var o bayıyor, ancak yemek konusunda bir sıkıntı yaşamadım. (bonus tip: yemeği hiç beğenmezseniz gazinoda bazlama var, gideri var, yenir) herkesin merak ettiği soruya gelirsek: şap var mı yok mu bilmiyoruz. kimisi kesin var diyor kimisi yok diyor. libido düştüğü bir gerçek ancak şap olmasa da 450 erkek olup kız olmayan bir ortamda her türlü düşeceği için kesin bilgi yok. çorbaya limon-tuz karıştırıp rengi değişiyor mu diye test etmeyin o olay yalan, rengin değişmesinin şap olup olmadığıyla hiçbir ilgisi yok. onun dışında bolca tatlı veriyorlar yemeklerde. yemek miktarı (sevmediğiniz yemek olmaması ve hepsini yediğinizi düşünürsek) kanımca yeterli, aç kalmadım hiç. bu dediklerim öğle ve akşam yemekleri için geçerli, kahvaltıdan bir beklentiniz olmasın, berbat.

    nevresimler pis, rengi solmuş falan diyorlar ama bildiğin pis. yıkanıyor (çamaşırhaneye de yardım ettik, gözümle gördüm gerçekten yıkanıyor yani) ama o kadar eskimiş ki yine de kirli çıkıyor.

    komutanlar bazen sinir ediyor 'ben yok biz var' kuralından dolayı (örneğin biri içtimada sigara içme denmesine rağmen sigara içiyor, cezasını herkes ödeyebiliyor), ama onun dışında onlar da insan ve emir kulu. ona göre davranın. tam biz gitmeden birkaç gün önce bir tane dallama çavuş gelmişti başımıza, millete sataşıp duruyordu. kısa boylu şişman ve moron gibi bakan bir tip. onun dışında çavuşlar da gayet düzgün ve yardımsever insanlar. o eski hikayelerde duyduğunuz insanların ağzına sıçan komutan modeli yok yani rahat olun.

    eğer buraya bedelli askerliğe gidecekseniz:
    - mutlaka bol ıslak mendil götürün, gazinoda satılanlar ufacık, emin olun bolca gerekecek.
    - kahve ve çayı gitmeden azaltın. ben kahve tiryakisi olarak gittim ilk 3 gün kahvesizlikten başım ağrıdı sürekli. kahve çay sıkıntı (hayır otomat yok)
    - latex eldiven alın. tuvalet, mıntıka ve koridor temizliği yapacaksınız.
    - özel bir ilginiz yoksa takım kıdemlisi olmayın (450 kişiyi 10 takıma bölüyorlar, kıdemli yaklaşık 45 kişiden sorumlu oluyor). bizim takımın kıdemlisi (bkz: uğurcan serinyel) işini oldukça iyi ve hakkıyla yaptı ancak her takım için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. bu sorumluluğu gerçekten almak istiyorsanız yapın.
    - çok bağırmayın, soğuk ve hastalıkta ses çok çabuk kısılıyor.
    - ilaç ve vitamin takviyesi götürün. askerlik öncesinde ve sırasında bağışıklık sisteminiz güçlü olsun. nurofen ya da parol/minoset, efervesan (suda eriyen) c vitamini ve magnezyum olsun yanınızda. bol bol 2-3 kutu alın hepsinden. abartmıyorum.
    - bol bol limon ve portakal yiyin. yemeklerde ikisinden en az birini neredeyse her öğün veriyorlar. yemeyi sevmiyorsanız en azından çorbaya ve yemeklere tahammül edebileceğiniz en yüksek miktarda limon suyunu sıkın.
    - kimseyle tartışmaya girmeyin, komutanların yapma dediği şeyleri yapmayın. emin olun adamlar çok zor şeyler istemiyorlar, onlar da emir kulu.
    - köpekler hastalıklı gibi, kediler genelde temiz. birkaç aylık bir dost canlısı dişi tekir bir kedi görürseniz selamımı söyleyin, omzumda o arkadaşla içtimaya bile girdim.
    - hayvansever insanlarla arkadaşlık edin. birinin hayvanlara iyi davranması insanın kalitesi hakkında çok şey yansıtıyor.
    - eğer benim gibi entelseniz, batak oynamak/pes atmak (gazinoda ps3 var pes oynanabiliyor) pek sarmıyorsa bol bol kitap götürün.
    - akıllı telefon isteyen neredeyse herkes sokuyor, çok dert değil, ancak hayatı işi ve hobileri gereği telefonda geçen biri olarak söylüyorum: kendi isteğimle götürmemeye karar verdim, çok güzel teknoloji detoxu oluyor.
    - kamuflajı olabildiğince geç alın. kamuflajı teslim alana kadar sivil kıyafetinizle takılma hakkınız var.
    - kendi nevresiminizi götürün. benimki nispeten temizdi ancak bazı arkadaşlara bayağı eski ve pis denk geldi.
    - network yapın, insanlarla arayı iyi tutun. hep daha huzurlu bir askerlik geçirirsiniz hem de her meslekten ülkenin dört bir yanından insan var, güzel iş kapıları açılıyor.
    - kendi tıraş bıçağınızı götürün.
    - duşta tıraş olun.
    - duşta donunuzu, tshirt'ünüzü ve çoraplarınızı yıkayın, koridorda kalorifer üstünde kurutun.
    - erken teslim olmanın hiçbir avantajı yok. ben erken gitmek durumunda kaldım lojistik nedenlerden ötürü, boşuna çöpe giden bir günüm oldu. zaten herkes birkaç saat içinde herkese alışıyor, erken gidenler gruplaşmıyor yani. sevk süreniz bir günse pazartesi (ama saat olarak çok geçe kalmadan, yoksa sıra feci oluyor), iki günse salı teslim olun.
    - revirin size herhangi bir yardımının dokunması için ölüyor olmanız gerek. soğuktan boğaz şişip ateş yapınca umurunda bile olmuyor.
    - bol tahin pekmez/tahin helva/cevizli tatlı sucuk tüketin (bunları sık sık veriyorlar kış aylarında). soğuğu sağlam bir yer, vücudu sıcak tutmaya yardımcı oluyor.
    - ilk 2-3 gün zaman asla geçmeyecekmiş gibi geliyor. genel olarak dediğim gibi zaman geçmiyor, ancak ilk 2-3 gün en kötüsü, ortalarda günler daha hızlı geçiyor. son 1-2 gün de bitme heyecanından geri saymaktan geçmiyor ama en kötüsü ilk 2-3 gün. onu atlattınız mı gerisi kolay.
    - bir gün ilkyardım eğitimi gibi bir şey olacak gazinoda. çoğu kişi adamı takmadı ama ilkyardım bilmiyorsanız dinleyin. hazır yapacak başka bir şey yok adam ayağına gelmiş öğretmeye, öğrenin kapın bir şeyler. belki bir gün o bilgilerle bir yakınınızın hayatını kurtarabilirsiniz.
    - içlik (alt/üst), eldiven, boyunluk alın. hepsi kantinde de satılıyor ancak yoğunlukta kalmayabiliyor.
    üçlü priz gibi bir şey götürün. 30 kişilik odadasınız ve tek priz var, herkes telefon şarj etmek istiyor. sıkıntı oluyor.
    - kimliğinizi unutmayın. gideceğim sabah cüzdanı boşaltırken her şeyi çıkardığımdan dolayı ben unuttum. yarı yolda fark ettim telefonumdaki fotoğrafından bir yerde çıktısını aldım öyle gittim. girerken sıkıntı olmadı ancak ailemin bir ara aslını kargolaması gerekti.
    - herhangi bir nedenden dolayı kargo almanız gerekirse yalnızca ptt kargo geliyor, onunla yollayın (girişteki görevliler tüm kargo şirketlerinin geldiğini söylemişti, hayır gelmiyor, yanlış bilgi).
    - elektrik kesilip geliyor sık sık. jeneratör bozuk, gecede 100 kere ışıkların yanıp söndüğünü gördüm. zor uyuyan biriyseniz göz bandı götürebilirsiniz.
    - 30 kişilik odada 10 kişinin horlaması da güzel olmuyor, kulak tıpacı da götürün.

    hepsinin en kötüsü: interstellar'ı aratmayan bir zaman bükülmesi yaşıyorsunuz. dünyada 20 gün geçiyor, askeriyede 6 ay gibi geliyor. zaman geçmiyor arkadaşlar, ne kadar üzerinde dursam az. ben altı aydır oradaymış gibi hissediyordum, yani bir anlamda hissedilen olarak altı aylık bir askere gidiyorsunuz aslında. gerçekten altı ve oniki ay yapanları düşünmek bile istemiyorum, tüm sabır onlarla olsun.

    silahlı atış: var ama bir beklentiniz olmasın. nişan almaya bile zamanımız olmadan boş boş sıktık. silahlar tepmiyor (bize tepiyor dendi, bir gram teptiği yoktu), çok gürültü de çıkarmıyor, atıştan korkuyorsanız içiniz rahat olsun. üç mermi atacaksınız, komutanlar her adımı yanınızda söylüyor zaten. boş kovanları atış sonrası sayıyoruz diyorlar, yalan. anı istiyorsanız alın götürün. kimsenin bir şeyi kontrol ettiğini görmedim, alıp götüren arkadaşlarım da oldu.

    yatakları toplayın. yorganı söyledikleri biçimde (gösteriyorlar, gösterilene kadar yatak toplamanız da gerekmiyor ilk günlerde) bu konuda fazla hassaslar, yüzbaşı gelip kontrol ediyor koğuşları (gerçekten önümüzde birkaç kere yaptı, bahane değil yani), laf ederse bizim komutanlara laf ediyor, onlar da acısını bizden çıkartıyor. yatağı düzgün toplayın.

    genel olarak söylenen her şeyi yapın, söylenmeyen hiçbir şeyi yapmayın (size komut verilmediği sürece bir şey yapmak zorunda değilsiniz unutmayın), bir şeyi yapacakken komutandan izin alın. komutandan izin aldığınız sürece her şeyi yapabiliyorsunuz kimse laf edemiyor.

    son olarak: tadını çıkarın. ciddiyim. afedersiniz sike sike 20 gün madem oradasınız, hayat boyu bir daha böyle bir yerde böyle bir grupla olmayacağınızı hatırlayın ve bu ortamdan bile bir şeyler kapmaya bakın. ne kapacam lan oradan demeyin, kamp gibi düşünün, farklı insanlarla tanışın. zaten 20 gün. bitmeyecek gibi gelse de bitiyor. 3 hafta önce bugün ben de sinir krizi geçiriyordum nasıl geçecek diye. geçti bitti. sizin de bitecek. biteceği, terhis belgesini alacağınız ana, eve dönünce yapacaklarınıza odaklanın. ne olursa olsun zamanı durduramazlar.

    komutanlar ve çavuşlar hakkında bilgi:
    - ersin: çok kral adamdı ama görevi bizden 2 gün önce bitti ve gitti.
    - mehmet: düzgün, yardımsever, dost canlısı.
    - yunus: herkes kıl oluyordu ancak bence düzgün. adam yalnızca yapmayın dediği şey ısrarla yapılınca haklı olarak sinirleniyor.
    - arif: en sinir olduğum komutandı, 3-5 kişinin salaklığı yüzünden 450 kişiyi gece kar soğuğunda hastalarla beraber içtimaya çıkarıp bekleten cinsten. ama son günlerde yumuşamıştı, sondan önceki gün içtimada herkese yanlışım olduysa özür dilerim dedi. ayrıca kedisever olduğunu fark ettim son gün, sonradan da olsa ısındım. sadece adam konuşmayın dediğinde konuşmaya ısrarla devam ederseniz 'konuşma yaaaaa' ve 'çömeeel' cümlelerine bayağı bir maruz kalacaksınız.
    - muhammed: adamın dibi. bu adamı üzmeyin, dünya tatlısı bir komutan. hem güleryüzlü, terbiyeli, dost canlısı, hem de eğitimleri gayet iyi yaptırıyor.
    - haşmet çavuş: çok kral adam, çözemediğiniz herhangi bir iş olduğunda çözer ya da yol gösterir, tek sorun adamın da 3 günü kaldı, görürseniz ilk 1-2 gün göreceksiniz sonra gidiyor o da.

    tanım:

    52 yıllık eskiden sürgünde kullanılan hapishane gibi bir binada kalacak olduğunuz, tuvaletleri aşırı pis, yemekler az çok yenebilir, komutanları düzgün, soğuğu sağlam soğuk olan, kantini ihtiyaçları karşılar nitelikte olan, bol ağaçlı dev bir alana konuşlanmış komutanlık.
10 entry daha