şükela:  tümü | bugün
62 entry daha
  • yunanca'da "inek geçidi", "sığır geçidi" anlamına gelen kelime.
    aslı ise "bosphoyearsrus" tur.

    yunanların inek geçidi ile bizim boğaziçimizin bağlantısı nedir peki?

    zeus'un uçkuru...

    evet, zeus'un bir uçkur davasından türemiş bosphorus kelimesi.

    argos kralı'nın güzeller güzeli bir kızı vardır, adı; io...
    zeus bu io için yanıp tutuşur, en sonunda io'ya sahip olur ve aşk yaşamaya başlarlar.
    fakat zeus, hera ile evlidir.

    zeus her ne kadar baş tanrı olsa da, karısı hera'dan çekinmektedir. zira hera çok kıskanç ve çirkeftir.
    (bkz: hera/#81808254)

    neyse, zeus bir gün yine io ile birlikte bir kaçamak yaparken hera yanına olimpos'un ahlak polislerini(!) alarak cürmü meşhut yapar.
    zeus, baskına gelen hera, io'yu görüp ona kötülük etmesin diye etrafı sis bulutlarıyla kaplar, fakat hera üfleye üfleye sis bulutlarını dağıtır.
    amacı zeus'un kiminle birlikte olduğunu görüp o kadını cezalandırmaktır.
    zeus da bunu bildiğinden io'yu hera'dan saklamaya çalışır ama nafile.
    hera sis bulutlarını dağıtır...

    zeus bu sefer io'yu boynuzları altından bir ineğe dönüştürür.
    sisler dağılıp hera zeus'un yanına geldiğinde zeus ve bir inek görür sadece.
    zeus'a "ulan yaptığın numarayı yemedim, ama yemiş gibi yapıyorum" bakışı atar ve konuyu kapatır.

    hera bu, kaçın kurası, yemez bu numarayı tabi. o ineğin aslında bir kadın olduğuna uyanmıştır.
    zeus oradan gidince hera bir kez daha olay yerine gelir.
    bizim gariban io inek haliyle çayırda otlamaktadır. tabi zeus'un bundan haberi olur, zeus'da olay yerine gelir.
    "yapma karıcım, etme karıcım, bırak gariban hayvan işte ne istiyorsun" der.
    hera iyice şüphelenir. "madem bu sadece bir inek, sen neden bu kadar önemsiyorsun bu ineği" der ve ineğin üzerine azılı bir at sineği musallat eder.
    hera'nın at sineği inek io'yu ısırır, rahatsız eder, gariban io da sinekten kurtulmak için sağa sola koşmaya başlar.
    ege'den marmara'ya, oradan karadeniz'e doğru koştururken karadeniz'e açılan vadi sularla dolar ve bunun sonucunda istanbul boğazı, yani bosphorus oluşur.

    bizim io, inek haliyle at sineğinden kurtulmaya çalışırken boğazın olduğu vadiden geçerken başını bir sağa, bir sola sallar.
    bu sırada toprakta derin bir çatlak açılır, vadiye dolan sular bu çatlağa da dolar.
    bu çatlak bir boynuz şeklindedir. işte boğazın bu kısmı da ineğin altın boynuzlarından ötürü golden horn olarak bilinir. yani bildiğimiz haliç...

    bu olaydan yıllar yıllar sonra io inek olmaktan kurtulur.
    evlenir, çoluk çocuğa karışır ve bir kız çocuğu doğurur.
    bu çocuğun adı keroessa'dır.

    keroessa büyür, güzel bir kız olur ve denizler tanrısı poseidon ile evlenir.
    poseidon ve keroessa evliliğinden byzas adlı çocuk dünyaya gelir.

    byzas anası keroessa'nın anlattığı anneannesi io'nun hikayesinden çok etkilenir.
    bosphorus'u ve altın boynuz'u bularak burada kendi adıyla anılan bizans şehrini kurar.
    anadolu'nun en büyük tanrısı apollon'un yardımı ile kurduğu bu şehri aşılmaz, geçilmez surlarla donatır.

    işte, anneannesi io'nun anısına da bugünkü haliç'e "altın boynuz" ismini byzas vermiştir.

    bosphorus'un hikayesi rönesans dönemi ile birlikte pek çok ressamın tablosuna konu olmuştur.
    bunlardan en bilineni hollandalı ressam david teniers the elder'in 1600'lü yıllarda yaptığı şu tablodur;
    https://i.ibb.co/fhxvwcv/bosphorus.jpg
1 entry daha