şükela:  tümü | bugün
3827 entry daha
  • 7 yaşındayım. bir cumartesi sabahı erkenden uyanıyorum. anne babamı uyandırmaya korktuğum için televizyonu açıp kanalları kurcalamaya başlıyorum. sevdiğim bir şey bulamadığım için listede ilerledikçe ilerliyorum. biraz ilerledikten sonra bir kanalın ismi dikkatimi çekiyor: nebea tivi. kanalı açıyorum. sarı formalı adamlar siyah formalı adamlarla oynuyor. sarı formalılarda bir adam var, 34 numara. topu her seferinde bir yuvarlaktan geçiriyor. her seferinde seyirciler çılgına dönüyor. biraz onu izledikten sonra bir oyuncu daha fark ediyorum. 8 numara. çok uzaklardan topu yuvarlağa atıyor. seyirciler yine çılgına dönüyor. zıplayıp topu yuvarlaktan geçiriyor. seyircilerle birlikte ben de çılgına dönüyorum.

    maçın bitmesine yakın babam uyanıyor. "baba çabuk koş bak bir şey buldum" diye çekiştiriyorum onu. babam gülüyor, "buna basketbol denir, eskiden ben de oynardım" diyor. babama 8 numarayı gösterip accccaip şeyler yaptığını söylüyor, kim olduğunu soruyorum. işte orada tanışıyorum seninle.

    babamla oturup nebea tivi izlemeye başlıyoruz. bana belli başlı oyuncuları gösteriyor, basitçe kuralları anlatıyor. o anlattıkça, ben izledikçe aşık oluyorum oyuna. ama bir yandan da 8 numarayı izlemek istiyorum. o gün bir daha izleyemiyorum 8 numarayı.

    aynı gün babam bana eskiden basketbol hakemliği yaptığını söylüyor. düdüğünü ve üniformasını gösteriyor. bir de kitap veriyor bana: basketbol hakemleri için kural kitabı. oturup okumaya başlıyorum.

    birkaç hafta sonra babam beni bir basketbol kursuna yazdırıyor. aklımda tek bir şey var: kobe olmak. onun gibi top sürmeye, turnike atmaya, şuta kalkmaya, sayı attıktan sonra onun gibi sevinmeye çalışıyorum. olmuyor. hiçbiri olmuyor.

    aradan zaman geçiyor. ergenlik yıllarıma geliyorum. basketbolu belirli bir seviyeye getirmişim. ama aklımda hala kobe olmak var. gece kalkıp maç izlemeye başlıyorum. kobe fadeaway atıyor, anında ayağa kalkıp fadeaway atıyorum. koltuğa, halıya düşüyorum. kobe faule geliyor, topu onunla aynı anda sektirip aynı anda çıkarıyorum. birini posterliyor, anında onun gibi seviniyorum. oyun durunca ellerimi dizlerimin üzerine koyup, belim eğik pijamamı çiğniyorum. ertesi gün okula gidiyorum, fırsat bulduğum her an gece yaptığı hareketleri yapıyorum. zıplayarak koridordaki kirişlere değiyorum. kağıttan top yapıp çöpe atıyor, girince kobe diye bağırıyorum.

    dergi alıyorum. pivot, nba türkiye, slam alıyorum. her ay. hepsini aldığım gibi hatim ediyorum. posterleri asıyorum. tekrar tekrar okuyorum.

    interneti ve ingilizceyi söküyor, elimden geldiğince haberleri takip ediyorum. para biriktiriyorum. yemiyor, içmiyor, para biriktiriyorum. çok zaman biriktiriyorum. aklımda tek bir şey var: kobe'nin ayakkabısını alacağım. bilgisayarım, msn'im, odam, her yer kobe ve ayakkabı-forma resimleriyle dolu. ama parayı biriktiremiyorum, ayakkabı beni çok aşıyor.

    2008, doğum günüm. babam elinde koca bir kutuyla çıkageliyor. paket kağıdını anında yırtıyorum. turuncu nike kutu. hayır diyorum, hayır. olamaz herhalde. kutuyu açıyorum. kobe 3 çıkıyor kutunun içinden. simsiyah, arkasında nike logosu, önünde kobe'nin imzası. deliriyorum. anında giyiyorum. o gün onu çıkarmıyorum. ertesi gün okula gidiyorum. ayağımda kobe 3. artık kirişler bana daha yakın geliyor. attığım her top içeride. yakın, uzak hiç fark etmiyor. zirvede hissediyorum. kendimi kobe hissediyorum.

    finallere kalıyoruz. 2008. rakip celtics. en büyük düşman. sen en büyük düşmanı yeneceksin, ben de okulda başım dik dolaşacağım. gördünüz mü en büyük kim diyeceğim. olmuyor. yetmiyor. 39 sayı fark yiyoruz. siliniyoruz sahadan. okulda herkes üzerime geliyor. kavga ediyorum. hayatında kavga etmemiş ben tekme tokat kavga ediyorum.

    2009'a geliyoruz. hidolu orlando. neden hido'nun takımını tutmuyorsun diye yine okulda üzerime geliniyor. hido ne blokladı senin kobe'ni diye yine üzerime geliyorlar. sahadan siliyoruz orlando'yu. yine serinin her maçı ayaktayım. yine kanepeden kanepeye zıplıyor, faul atıyor, forma çiğniyorum. şampiyon oluyoruz. atlıyor, zıplıyorum. her yere, herkese söylüyorum. gördünüz mü en büyüğü diyorum. başım dik dolaşıyorum. kimseden ses çıkmıyor.

    2010'a geliyoruz. rakip, 2 sene önce bizi sahadan silen, beni tekme tokat kavgaya sokan celtics. inanıyorum, bu sefer olacak. yine alay konusu oluyorum. 2. maçta allen 8 üçlük atıyor, yıkılıyorum. 3. maç. fisher son çeyrek 11 atıyor, deplasmanda maçı çalıyoruz. havalardayım. olacak diyorum. 7. maç. sen çemberi, ben dizlerimi dövüyoruz. fark açılıyor. dualar etmeye başlıyorum. götüm götüm kapatıyoruz farkı. maç bitiyor. sen karşı potadan orta sahaya koşuyorsun. ben odada dört dönüyorum. intikamımızı aldık diyorum. en büyük sensin diyorum. facebook'ta bütün celtics sayfalarına ingilizce uzun yazılar dolduruyorum. çok kişi mesaj atıp küfür ediyor. umrumda olmuyor.

    2013 yılı. sevgilimden boynuz yemişim. lise aşkı. çok kötüyüm. sen çılgın atıyorsun. seni izledikçe derdi tasayı unutuyorum. bir sabah uyanıyorum, aşilin kopmuş. maçtan sonra basına ağlıyorsun. dünya başıma yıkılıyor.

    nisan 2016. son maçın. suratına bir ifade oturuyor. bu maçı alacak diyorum. utah'a 60 bırakıyorsun. kariyerinin ilk sayısı gibi son sayısı da faulden geliyor. maçtan sonra mikrofonu eline alıp konuşmaya başlıyorsun. birlikte yaşadığımız o anlar gözümün önünden geçiyor.

    2020 ocak. evde oturuyorum. bir anda mesaj yağıyor. yıllardır görüşmediğim ilkokul arkadaşlarım, lise arkadaşlarım, üniversite arkadaşlarım, kavga ettiğim celticsliler, beni aldatan eski sevgilim... aklımıza ilk sen geldin, çok üzülmüşsündür, başın sağ olsun yazıyorlar. anlamıyorum. twitter'a giriyorum. girmez olaydım diyorum.

    bunları kısaca yazdım. uzun halini sen zaten biliyorsun. 7 yaşımdan beri birlikteyiz. seninle büyüdüm. senden çok şey öğrendim. seninle öğrendim. daha öğreteceğin, öğreneceğim çok şey vardı. beni büyüttüğün, bana öğrettiğin için çok teşekkür ederim.

    seni çok ama çok seviyorum.

    edit: entry'yi girdiğim andan itibaren pek çok yazardan mesaj aldım. çoğu başsağlığı dilemiş, bazıları kobe'nin kendisi için değerini anlatmış. duygulandıran mesajlar da oldu. hepinize çok teşekkür ediyorum. sizler çok güzel insanlarsınız.
1618 entry daha