şükela:  tümü | bugün
5 entry daha
  • yapay zekânın uzun vadede tıp doktorluğunun önemli bir bölümünü otomatize etme olasılığı söz konusu iken üzerinde çok daha ciddi düşünülmesi gereken mevzudur. yapay zekâ; semptomları, ilaçların kontrendikasyonlarını, tıbbi görüntüleme tekniklerinden çıkan sonuçları analiz etme gibi hususlarda bir insandan rahatlıkla daha avantajlı olabilir. söz konusu diyagnoz güvenilirliği ise yapay zekânın diyagnozda insanları aşamaması için müşkül yoktur. problem tıbbın veri analizi ile ilgili kısmında değildir.

    oturma odanıza bir yer lambası alacaksınız diyelim. evinize genel olarak art deco stili hakim. mağaza gezintinizde bronz bir art deco lamba ile karşılaşıyorsunuz, x pound bir fiyatı var. başka bir yerde ise aynı fiyata teknolojik bir akıllı lamba buluyorsunuz. lamba evinizin dekorasyonuna çok uymuyor lâkin lambadaki ışığın parlaklığını, rengini istediğiniz gibi değiştirebiliyorsunuz ve aydınlatma sistemi ritim modu gibi modları bünyesinde barındırıyor.

    böyle bir durumda, "hangi lambayı almalıyım?" sorusunu yapay zekâya bırakmak "bediiyat mı, fonksiyonalite mi?" sorusunu yapay zekâya bırakmakla eşdeğer olacaktır. bu soruya bediiyat cevabını yapıştıran bir yapay zekâ, estetik için kaburga kemiği aldırmayı veya bulimia nervoza ile kilo verdirmeyi bir "zarar" olarak görmeyebilir. aksi bir durumda da estetik operasyonların önemli bir bölümünün gereksiz olduğu yargısına varabilir. 10 yıl hastanede staj yaptırıp, machine learning ile yapay zekânın öznel yargı gerektiren durumlarda karar alma biçimini geliştirseniz bile, yapay zekâ özel bir durum için kullandığı ilkeleri körü körüne başka bir özel durum için kullanırsa ürkütücü sonuçlar elde edebilirsiniz. bunun kontrolünü yapmak ise diyagnoz doğruluğunun kontrolünü yapmaktan çok daha güçtür.

    bir yapay zekâ prensiplere göre çalışacaktır. tıp etiğinin ise 4 temel prensibi şu şekildedir:

    1) zarar vermemek
    2) yararlılık
    3) özerklik
    4) adalet

    "zarar vermemek" ve "yararlılık" ilkeleri kulağa her ne kadar basit gelseler de, tıpta fayda-zarar analizi her durum için spesifik olarak yapılır ve bu analizlerin objektif ölçeklerinin olması kimi durumlarda namümkündür. fayda ve zararın göreceli olduğu koşullarda özerklik ilkesi ile çatışmaların ortaya çıkması karar alıcıyı müşkülat içine düşürebilir.

    zarar vermeme ilkesi, primum non nocere deyişi ile ifade edilir. deyişin hipokrat'a ait olduğu iddiasının hipokrat'ın içinde yaşadığı coğrafya gereği gün içinde latince konuşmadığı düşünülürse pek gerçekçi olmadığı söylenebilir. gelgelelim hipokrat yemininin orijinalinde şu cümleler geçer:

    "ne isteyen bir kimseye ölümcül bir ilaç vereceğim, ne de bu konuda bir öneride bulunacağım. benzer şekilde, bir kadına kürtaj remedisi vermeyeceğim."

    bukrati öğretideki ötanazi ve kürtaj karşıtlığından dolayı günümüzde pek çok tıp fakültesi, mezuniyet töreninde orijinal hipokrat yemininden ziyade modernize edilmiş bir hipokrat yeminini okutur. louis lasagna'nın 1964'te yazdığı modern hipokrat yemini, orijinal andın katı çizgilerden arındırılmıştır. ötanazi ve kürtaj tartışmaları gibi dini olan veya olmayan sebeplerle genel olarak yaşama atfedilen kutsiyette köklenen ikilemler de, özerklik ilkesi ile ilk iki ilkenin uyuşmayabileceği diğer muhtemel durumlar da özünde yarar/risk değerlendirmelerinin öznelerden bağımsız yapılamamasından kaynaklanır.

    tabii ötanazi ve kürtaj uç örnekler olduklarından bu tür durumlarda işi bölgesel yasalara göre belirleyebilirsiniz. benzer bir durum psikiyatrideki etik ikilemler için de söylenebilir. psikiyatristlerin hastanın gizliliğini koruma yükümlülüğü hasta ciddi bir suç işlediği veya işleyeceği takdirde etik ikilem yaratır ki bu durum ile de devletler çeşitli regülasyonları yürürlüğe sokarak başa çıkarlar. örneğin abd'de çocuk istismarı rapor edilmesi gereken istisnai durumlardan biridir.

    spektrumun uç noktalarındaki etik ikilemler söz konusu olduğunda teoride hiçbir tutarsızlığı çözmese bile pratikte adalet ilkesi devreye sokulur. lâkin adalet ilkesi çok boyutlu bir ilkedir. yasalara uymanın yanında hasta ayrımı yapmamayı, hastaların tedavilere erişim imkânlarının eşit olmasını gerektirir. burada üç temel problem vardır:

    1) bir şeyin hukuken doğru olması onu objektif bir doğru yapmaz. themis'in fortuna'nın oyuncağı olduğunu paul ree, the origin of the moral sensations'ta şu cümlelerle açıklar:

    "the feeling of justice thus arises out of two errors, namely, because the punishments inflicted by authorities and educators appear as acts of retribution, and because people believe in the freedom of the will."

    "adalet duygusu iki hatadan kaynaklanır, otoriteler ve eğitimciler tarafından verilen cezaların bir öç alma eylemi olarak görünmesi ve insanların iradenin özgürlüğüne inanması."

    2) yapay zekâ önyargısız değildir zira yapay zekâ da insanlar gibi beslendiği bilgiler üzerinden gelişir. amazon’un geliştirdiği cinsiyetçi işe alım aracından da bunu anlamak mümkündür. (bkz: yapay zeka/@sorg) olasılıklar üzerinde düşünme ve fenomen üretme hususlarında yapay zekâ hâlâ etik ikilemlerin gri alanlarda kalan türleri ile başa çıkabilecek seviyeye erişmemiştir. (bkz: yapay zeka/@highpriestess)

    3) hastaların tedavilere erişim imkânlarının eşit olması doğrudan ekonomik sistem ile ilişkili olan siyasi bir sorundur. bu politik sorunlar çözümlenmediği sürece istediğiniz kadar doktorlara ant içirin, yapay zekâyı eşit davranmak üzere programlayın, bir şey değişmez. sağlık sigortalarının kapsamadığı çeşit çeşit tedavi vardır.

    bu etik ilkelerin sürekli olarak gerek kendi içinde gerek birbiri ile çatışması, yapay zekânın doktorluk mesleğini tamamen ortadan kaldıracağı bir senaryoda problematik olacaktır zira ikilemlerin çözümlemeleri her zaman gizlilik ilkesi kadar, kürtaj kadar veya ötanazi kadar yasalarla belirlenebilir olmaz. rutin yaşamda "gri alanlarda" kalabilecek olan pek çok vaka ortaya çıkar ki bu vakalar olasılık hesabı yapmayı ve siyah beyaz prensiplere odaklı düşünmeyi aşabilen bir karar vericiyi gerektirir. eğer yapay zekâyı her işi yaptırabileceğiniz bilinç sahibi bir karar vericiye dönüştürmeyi başarırsanız da bu defa onu "köle" gibi kullanmanız yepyeni bir ahlaki sorun yaratacaktır.

    yazının başında da belirttiğim gibi semptom analizi, kontrendikasyon analizi, radyoloji raporu analizi gibi konular işin basit kısmıdır. etik açıdan sancılı olan, subjektif yorumlamalara fazlasıyla açık olabilecek fayda/zarar analizleri ve dört temel ilkedeki çelişkiler olacaktır.