şükela:  tümü | bugün
  • üst edit 2(08.03.2020) :bu akşam habertürk’te fatih altaylı’nın konukları klinik mikrobiyoloji ve enfeksiyon uzmanlarıydı. onlar da maske konusu üzerinde tekrar durdular. özelden birkaç arkadaşa daha önce yazmıştım ama yine de burada yazdıklarıma ufak ekleme yapma gereği duydum. bir de el temizliği konusuna bir iki yaptım.
    üst edit (20.02.2020): bugün itibariyle, iran'da virüs sebebiyle ölenlerin olduğu netleşti. italya'da ve diğer avrupa ülkelerinde de vakalar artıyor. avusturya'nın italya'dan gelen treni risk nedeniyle kabul etmediğini okudum. iran'da ölümler ortaya çıkınca tehlikenin burnumuzun dibinde olduğunu gördük. ne yazık ki ne kadar süredir virüs iran'da, van sınırından son 15-20 günde ne kadar iran'lı girip çıktı bilemiyoruz ama adım adım virüs bize doğru geliyor. o yüzden tekrar tekrar ilgili başlıklarda hijyenik tedbirleri hatırlatmaya çalışıyorum. tekrar tekrar karşınıza çıkıyorsa affola.

    daha önce wuhan virüsüne karşı alabileceğimiz bir takım tedbirler hakkında başka bir başlıkta yazmıştım ve benzer başlıklarda da duyurdum ama gün be gün ciddiyet seviyesi arttığı için yeni bir başlıkta konuyu tekrar değerlendirelim istedim. ne kadar insana ulaşabilirsek o kadar faydalı olacaktır. dm’den gelen önerileri ve daha önce yazmayı atladığım birkaç noktayı da ekleyerek tekrar buraya yazmaya çalışacağım. amacım da insanları paniğe sürüklemek değil, çok temel uygulamaları nedenleriyle birlikte aktarmak. panik ve abartılı yalan dolan bilgiler insanları gereksiz yere kaygılandırıyor ya da komplo teorileri üretilmesinin yolu açılıyor. oysa ki bu tedbirler, çok basit bir soğuk algınlığı salgınına bile uygulanabilen ve kalabalık toplumlarda sağlığı korumak ve ekonomik kayıpları engellemek için ortaya çıkmış tedbirler.

    öncelikle sağlık çalışanı olmadığımı belirteyim. fakat çok iç içe başka bir sektörde yani gıda sektöründe çalışıyorum, mikrobiyoloji konusunda eğitimim var ve uzun yıllardır gıda güvenliği ve personel hijyeni konuları konularında eğitim veriyorum ve çalışmalar yapıyorum. birkaç yılda bir çıkan ağır salgınlar haricinde, normal üst solunum yolu hastalıkları ya da patojenlerin (zararlı mikroorganizmalar) sebep olabileceği salgınlar da gıda sektörü için önem arz ettiği için bu konular üzerinde çalışıyoruz. ayrıca bu eğitimleri hemen her seviyeden insana vermek zorunda olduğumuz için, insanların öğrendiğini anlama ve uygulama konusunda ne kadar farklı tepkiler verebildiğine maalesef şahit oluyoruz. şunu da özellikle belirteyim, burada bahsedeceğim kurallar dünya sağlık örgütünün de iki gün önce tekrar yayınladığı ve aslında genel kabul görmüş hijyen kurallarıdır. bu kural ve uygulamalara ek olarak sektörel bilgilerimi de aktarmaya çalışacağım. bu arada, sağlık çalışanı ya da bu konularda mesleki tecrübesi olan arkadaşlarımız da burada bilgi ve tecrübelerini paylaşırsa derli toplu bir bilgi havuzumuz olur, yazdıklarımda hatalı, eksik noktalar varsa düzeltebilirim. tedbirler öncesinde virüs hakkında bizi ilgilendiren güncel verileri paylaşayım istedim.

    a. wuhan virüsü (ncov-2019) hakkında kısa bilgiler:
    şu anda tüm dünyada virüs, wuhan virüsü olarak biliniyor ama dünya sağlık örgütü (dsö) şimdilik virüse henüz tamamlanmayan bir ad verdi. ncov-2019 (novel coronavirus 2019). daha önceki yıllarda ortaya çıkan sars ve mers virüsü ile aynı aileden. çalışmalar tamamlandığında yeni ad verilecek ama bilgiler çok yeni olduğu için şu an böyle adlandırılıyor. her üçü de hayvanlardaki coronavirüslerin mutasyonla insana geçmesiyle ortaya çıkıyor ve insandan insana bulaşma özelliği ile salgın haline gelmiş. bugün itibariyle eldeki veriler ışığında, virüsün insandan insana solunum, temas, salgılar yoluyla bulaştığı, virüsün 14 güne varan kuluçka süresi olduğu (ki bu gerçekten çok uzun), semptomların aniden çıkan yüksek ateş ve nefes darlığı olduğu ve çok hızlı yayıldığı biliniyor. ölümcüllük oranı aslında çok net değil henüz. hastalığın kuluçka süresinin uzun olması ve iyileşenlerin de uzun süre gözetimde tutulması nedeniyle ölüm/kurtulma oranı belirlemek için henüz erken. ölenlerin de çoğunlukla, başka sağlık problemleri olan yaşlı ve bağışıklık sistemi zayıf olan insanlar olduğu söyleniyor. (tabi çin’in gerçek verileri sakladığı iddiası olsa da çok emin değiliz, çünkü daha önceki kuş gribinde yaptıkları hatalar başlarına büyük dert açtı. aynı hataya düşmediklerini umuyoruz. gördüğümüz kadarıyla çok ciddi tedbirler de alıyorlar).
    virüse geri dönersek, 14 güne varan kuluçka süresi (dsö teyit etti mi bilemiyorum bu bilgiyi) oldukça uzun maalesef ve belirtiler ortaya çıkmadan önce de bulaşabileceğini işaret ediyor. sanırım çin’de bu kadar hızlı yayılmasının bir nedeni de bu. şu ana kadar virüse karşı bir ilaç ya da aşı geliştirilemedi ama bazı ülkelerde çalışmalar test aşamasına gelmiş. mevcut bazı ticari bazı antivirallerin (influvir, tamiflu vs) influenza (grip) virüslerine etkiliyken, coronavirüs türlerine karşı etkili olmadığı belirtiliyor kaynaklarda. bu tip salgınlarda virüse eşlik eden diğer bakteriler de tabloyu ağırlaştırmakta ve zayıflayan bağışıklık sistemi her tür saldırıya açık hale gelmekte. tedaviler de şu an için, semptomatik ve tablonun ağırlaşmasını engellemek yönünde. yani hastalıktan kurtulanlar şu anda kendi bağışıklık sistemleri ile virüsü yok ediyor. iyi tarafından bakarsak, insan bağışıklık sistemi virüsle mücadele edebilecek güçte şu an.

    edit (24.02.2020): ncov-2019 virüsünün sebep olduğu salgına dsö covid-19 (coronavirus disease-19) adını verdi. yani virüsün adı değil hastalığın adı covid-19. virüs adı ise sars-cov-2 olarak belirlendi. ben yazılarda tüm isimleri değiştirmeyeceğim ama virüs sürekli farklı farklı isimlerle anıldığı için resmi adını da eklemek istedim. tabi dsö, sars-cov-2 isminin, sars virüsü ile yeni virüs akraba olduğu için verildiğini, sars ismi panik ve korkuya yol açtığı için ismi genel bildirimlerde kullanmaktan kaçındıklarını belirtiyor. covid-19 hastalığı virüsü gibi adlandırılıyor duyurularda bu nedenle.

    başka bir kaynakta (şu an tam hatırlamıyorum) virüsün soğuk havada hayatta kaldığını, yaza doğru salgının azalacağını ve yok olacağını okudum ama bu bilgi teyite muhtaç. bu tip salgınların hepsinin kış döneminde çıkıp yaza doğru azalarak bitmesinde yola çıkılarak genelleme yapılmış olabilir.

    bir yazar arkadaşım, aliexpress’ten aldığı bir malzemeden bulaşma olup olmayacağını sormuştu. bunun üzerine biraz araştırma yaptım. ncov2019 için henüz veri yok fakat bu virüsün ağabeyleri mers ve sars’ın yüzeylerde bir aya kadar tutunabildiğine ulaştım cdc raporlarından. bu da aslında başka bir risk. yani temas yoluyla virüsü kapma riskini arttırıyor. şu an mecburen sars ve mers araştırma verilerini referans alacağız, ncov2019’un yüzeyde tutunma verisi olmadığı için.

    edit (03.02.2020) bugün aynı soru h.ü. tıp fak. halk sağlığı anabilim dalından prof. levent akın hoca'ya sorulmuş birgün gazetesinde. hocamız da temkinli konuştu ve coronavirüslerin kuru ortamlarda çok uzun süre canlı kalmadığını, kargo teslim süresince virüsün öleceğini, ama pakette nem varsa temkinli olunması gerektiğini, mümkünse çıplak elle nemli kutulara temas edilmemesi gerektiğini, kutu açıldıktan sonra ellerin iyice sabunla yıkanması gerektiğini söyledi. çok acil bir durum yoksa almayın, gerekliyse bu önlemleri uygulayın dedi. elektronik eşyaların daha az riskli olduğunu söyledi hoca. ama dikkatli olmakta fayda var.
    edit (24.02.2020): dsö virüsün hala yüzeylerde ne kadar yaşayabildiğinin bilinmediğini fakat birkaç saat canlı kalabileceğini belirtiyor. çinden gelen kargolarla ilgili de önceki coronavirüs tecrübelerine göre kargoların güvenli olduğunu, mektup, paket gibi objelerde virüsün uzun süre canlı kalamayacağını belirtmiş. ama ncov için bu verinin henüz olmadığını vurgulayalım tekrar.

    edit(08.03.2020): bugün uzmanlar havaların ısınmasıyla virüsün cansız yüzeylerde hayatta kalma oranlarının düşeceğini ve hastalığın yayılımının azalacağını öte yandan güney yarımküre kışa gireceği için orada hızla yayılacağını, önümüzdeki kış da tekrar kuzey yarımkürede faal olacağını böylece artık insanlar arasında yayılan endemik virüslere dönüşeceğini belirttiler. fakat şu an avustralya’da yayılmaya devam etmesi bu teze karşı gibi.

    edit (11.03.2020): son dönemde elde edilen bilgilerde virüs çeperinin lipit (yağ) bağlarıyla bağlı olduğu vurgulanıyor. virüsün elimine edilmesinde bu bağın çözülmesi mekanizması hedefleniyor. o yüzden sabun ve alkol gibi yağ çözücülerin çok etkili olduğu vurgulanıyor. bu tip yağ çözücüler, lipit bağını kopararak küre şeklindeki çeperin açılmasına ve içeride korunan rna (genetik materyalin) serbest kalmasına sebep oluyor. rna'sı korumasız hale gelen virüs de ölüyor. virüsün yüzeylerde tutunması için de kendine benzer moleküllerle bağlar oluşturması gerekiyor. o yüzden insan cildi gibi yüzeylerde bir tutunma sağlanıyor. sabunla ve alkolle bu bağlar kırılarak vücuttan uzaklaşması sağlanıyor. virüs, metal gibi yüzeylerde hiç bağ oluşturmadan asılı kalıyor ve kendini küre şeklinde koruduğu için daha uzun süre (12 saate kadar olabilir diyor uzmanlar) canlı kalabiliyor. hücre çeperini kırabilmek için de alkol ya da deterjan gibi etkili malzemeler kullanılması gerekiyor.

    b. salgına karşı alınabilecek tedbirler:
    az önce anlattığım veriler ışığında, kendi sağlığımızı ve toplum sağlığını korumaya yönelik alabileceğimiz tedbirleri aşağıda madde madde sıralamaya çalıştım (daha önceki entrydekileri buraya kopyaladım, ekleme ve düzeltmeler yaptım):

    1. kalabalık ortamlar (avmler, toplu taşıma araçları, okullar, sinemalar, genel tuvaletler, restoranlar, kafeler, oteller, hastaneler gibi düşünebiliriz) bulaşı riskini en yüksek seviyeye çıkarıyor. en önemli tedbir kişisel hijyen kurallarına dikkat etmek. yani en basitinden el yıkamak, duş almak gibi. eller en bariz bulaşma kaynağı. virüsler havada ve yüzeylerde asılı kalabiliyor. elle dokunduğumuzda bulaşıya araç olmuş oluyoruz. el yıkarken elin sabunla en az 20 saniye (içinizden sayabilirsiniz) temas etmesini sağlamak, tırnak dibi, parmak uçları, aya ve parmak aralarını ovuşturmak lazım. böylelikle kaba kirde tutunan zararlı mikroorganizmaların önemli bir kısmını mekanik yolla elden uzaklaştırmış oluyoruz. daha ileri bir koruma için alkol bazlı bir el dezenfektanı bulundurup kurulama sonrası ellere sıkmak gerekir. sabun uzaklaştırma işlemi yaparken dezenfektan bakterilerin büyük çoğunluğunu öldürmektedir. bu iki işlemin birlikte yapılması etkinliğini arttırmaktadır. bir de yıkama sonrası mümkün olduğunca tek kullanımlık kağıt havlu tercih edelim. tuvaletlerdeki kurutucular çoğunlukla ortam havasını tekrar ele üflemekte. evde de kişisel havluyu ortak kullanmamaya dikkat edelim. eczanelerde çeşitli el dezenfektanları satılmakta. bunlardan bazıları antiseptik madde de içermekte ama antiseptik içerikliler maalesef elde daha çok tahrişe sebep oluyor. virüsten etkilendiğimiz kesinleştiğinde bunları kullanmak daha iyi olacaktır. bir de elde kontakt dermatit varsa maalesef el dezenfentanı bunu azdırabiliyor, bunu da belirteyim. el dezenfektanları izopropil alkol içerir. etil alkole göre biraz daha zayıftır ama el dokusunda daha az tahrişe neden olur. etil alkol iyi bir dezenfektandır ama biraz daha aşındırıcıdır. en kolay bulabileceğimiz etil alkollü dezenfektan katkısız klasik limon kolonyasıdır ve yaklaşık %80 civarı alkol içerir ve alkolün en iyi etki ettiği seyrelti oranına sahiptir. yeni moda kolonyalarda alkol oranı daha düşüktür ama. el dezenfektanının etkili olabilmesi için, kaba kirin elden uzaklaştırılması gerek. eğer el yıkama imkanımız yoksa el dezenfentanı ile önce kaba kiri alıp, kuruladıktan sonra tekrar el dezenfektanı uygulayabiliriz.
    ıslak mendillerde de alkol oranı çok düşüktür yani aynı etkiyi yapmaz. hatta bazı mendiller sadece deterjan içerir. mendilleri ellerimizi yıkayamadığımız durumda, ellerin kaba pisliğini almak için kullanabiliriz. sonrasında yine el dezenfektanı uygulayabiliriz.
    el yıkama bizim eğitimlerde özellikle üzerinde durduğumuz bir başlıktır. gerçekten solunum yoluyla virüsü kapma oranı belki daha düşük bile olabilir ele göre. hasta kişiyi görüp uzak durabilmeyi başarıyoruz ama dokunduğumuz yüzeylerden kapma ihtimali ilk anda akla gelmiyor maalesef. virüsü salgını özelinde eller hangi durumda yıkanmalı peki:
    • tuvaletleri kullandıktan sonra (inanın öyle insanlarla karşılaşıyoruz ki duyunca insan ırkından tiksinebiliyoruz),
    • kalabalık ortamlardan dönüldüğünde (el yıkama yetmez, duş da alınmalı, kıyafetler değiştirilmeli)
    • yemeklerden önce, sonra
    • sigara içtikten sonra
    • sivilce, çıban, yaralara dokunduktan sonra,
    • eller ağız ve burunla temas ettikten sonra (öksürme, hapşırma, burun silme gibi durumları kastediyorum)
    • hasta olduğu tahmin edilen biriyle temastan sonra (mesela tokalaşmak gibi)
    • yiyecek hazırlamaya başlamadan önce
    • kirli olduğunu düşündüğümüz her anda
    • (edit:08.03.2020) parayla temas ettikten sonra. aslında bu maddeyi eğitimlerde anlatıyorum ama buraya yazmadığımı az önce para hakkında konuşurken hatırladım. hasta bireylerin parayla temas etmesi ve paranın çok sık el değiştirmesi önemli bir risk. sadece coronavirüs için değil her zaman para ile uğraştıktan sonra eller tıkanmalı,

    2. eczaneden ağız maskesi alıp yanımızda bulunduralım. çindeki gibi salgın için acil durum ilan edildiğinde maskeyi sadece hasta insanlar değil sağlıklı insanlar da kullanmalı ki virüsün solunum yoluyla transferini önemli ölçüde engeller. kalabalık ortamlarda maske takmak en kolay korunma yöntemi. bu kültür bizde yerleşmedi bir türlü maalesef. asyalılar kalabalık toplumlarda yaşamanın gereği olarak çok adapte olmuşlar bu uygulamaya. son zamanlarda maske stoklarının bittiğine dair yazılar okudum. çin’den aldığımız maskeler geri çin’e satılıyormuş. maskeler de kendi içinde çok çeşitli. n95 tip maskeler, standart cerrahi maskelere göre daha güvenli ama şu an için bu tedbire bence gerek yok.bu maskelerin kendi filtreleri var. bu maskelerle nefes almak biraz daha zor olduğu için kullanımı da zor. genelde kemoterapi alan insanlar kullanıyor bunu. fakat şu an ülkemizde salgın belirtisi yok. bu kadar pahalı bir maskeyi kullanmaya gerek yok. cerrahi maskeler daha kolay kullanılıyor ama bunlar tek kullanımlık oluyor. günlük kullanım sonrası atılması gerekiyor. bir önemli konu da bunların atıldığı yerler. bir salgın durumunda bu maskelerin evsel atık çöpüne atılması başlı başına bir sorun. dün çindeki garip videolardan birini izledim (izlemez olaydım). bir kadın çöplerden kullanılmış maskeleri topluyordu. başka bir kadınla tartışıyorlardı. çin’de maske stoklarının bitmiş olması ve üstüne bu video. söyleyecek söz bulanıyorum. çinlilerin hijyen konusundaki kötü karnelerini biliyorum ama buna diyecek sözüm kalmadı artık. virüsün yayılma hızının üstel artışında bu tip davranışlar var belli ki. şu an ülkemizde bir alarm durumu yok. bu tedbirlerin alarm seviyesi arttığında uygulanması gerek.
    edit(08.03.2020) maske hakkında uzmanlar hala çok temkinli konuşuyor. belirttikleri hususlara ben de katılıyorum. maske kullanımı zor bir aksesuar. takıldığında ağız çevresi aşırı nemleniyor. gözlük kullanıyorsanız durum iyice zorlaşıyor. sürekli elinizi maskeye götürüp uğraşıyorsunuz farkında olmadan. bu da eğer virüs taşıyıcıysanız elinize daha fazla mikrop bulaştırma ihtimalinizi haliyle yüzeylere temasla çapraz bulaşı riskini arttırıyorsunuz.n95 konusunu yukarıda açıkladım. uzmanlar da aynı konuyu vurguluyor. n 95 kullanımı oldukça zor, nefes almayı zorlaştıran ve burun ve yüze baskı yaptığı için iyice rahatsız eden bir maske türü. kaldı ki bir iki hafta önce başka bir arkadaşa yazmıştım özelden. millet bu maskeleri stoklayarak esas maskeye ihtiyacı olan kanser vb hastalarının maske teminlerini zorlaştırıyoruz. standart 3 katlı cerrahi maske aynı işi görecektir. şu aşamada sadece hasta kişilerin damlacıkları etrafa yaymamak ve hastaneye gidecekse sağlık personeline bulaştırma riskini azaltmak için kullanılmalı .
    3. çevremizde soğuk algınlığı, grip belirtileri olan ya da öksüren kişilerle doğrudan temastan kaçınalım. maske takmayanları da uyarmak gerek aslında ama ülkemizde ne tip bir psikopatla karşılaşacağımız belli olmuyor. hasta olanların kendini mümkün olduğunca izole etmesi, evde istirahat etmesi ya da ateş, boğaz ağrısı belirtileri ortaya çıktığında hemen acile gitmesi gerek. dediğim gibi bu senaryolar, salgının ülkemizde yayıldığı durumlarda geçerli. basit soğuk algınlığı belirtileriyle acilleri meşgul etmek, mikropların yayılmasını arttırdığı gibi, sağlık çalışanlarının da iş yükünü arttırıyor.
    4. çok gerekmedikçe genel tuvaletleri kullanmamaya gayret edelim. mecburi durumlarda da klozet örtüsü vs. kullanmak biraz daha güven veriyor. sprey el dezenfektanını klozet kapağı sifon ve kapılara sıkmak fayda sağlar. dokunulması gereken sifon kapı kolları gibi yerlere de peçete kullanarak dokunmak lazım. çoğu genel alanlarda kapılar ve musluk, sabunluklar sensörlü ama hala eski tipler de mevcut. musluğu açarken elimizi kullansak bile kapatırken dirsekle kapatalım. mecburen dokunursak da el yıkama sonrası elleri alkolle dezenfekte edelim. yine havalı kurutuculardan uzak duralım. tek kullanımlık kağıt havlu kullanalım.
    5. toplu yerlerde zaman geçirildiğinde, eve gelince duş alınmalı ve tüm kıyafetler yıkanmak üzere ayrılmalı. hedefimiz üstümüzdeki mikroorganizma yükünü minimuma indirebilmek.
    6. henüz hasta olmasak bile virüs bulaşmış ve kuluçka aşamasında olabilir. o nedenle sık sık el yıkama, duş alma tedbirine ek olarak diş fırçalama ve boğaz gargarası fayda sağlayacaktır. en kolay gargara, 1 su bardağı kaynamış suya bir çay kaşığı karbonat (kabartma tozu değil) ve 1 çay kaşığı tuz karıştırılarak hazırlanır. ağız ve boğazı sık sık bu gargarayla çalkalamak boğaz ve ağız hijyenine katkı sağlar. 1 su bardağı kaynamış suya 1 yemek kaşığı elma sirkesi koyarak da daha asidik bir gargara yapabilirsiniz. ama asidik gargaralar çok sık yapılmamalı. boğaz dokusunda tahriş ve ödeme sebep olur. faranjit problemi olanlar için de kısa vadede çözüm uzun vadede daha büyük problem olmakta. en güzeli karbonatlı gargaradır. bazik olduğu için boğazdaki tahrişe de iyi gelir.
    7. öksürme, hapşırma ve burun silme durumlarında mümkünse tek kullanımlık kağıt mendil kullanmak gerek. öksürme ve hapşırma durumunda mendil tedarik edemediysek, dirsek içini ağzımıza siper ederek kapatalım. elle kapatmak çok akıllıca değil, yukarıda saydığım nedenlerden ötürü. burun silerken de aynı özeni gösterip, tek kullanımlık kağıt mendille iyice silip atalım. salgın çok ölümcül noktaya gelirse zaten bu tür atıklar da tehlikeli tıbbi atık olarak değerlendirilebiliyor ama şu anda evsel atık çöplerini kullanmak yeterli. yeter ki ortalığa atıp yeni bir bulaşı kaynağı yaratmayalım. ben soğuk algınlığı döneminde kendime özel bir çöp poşeti yapıyorum ve kirli mendilleri bu poşette biriktirip ağzını kapatıp tekrar çöpe atıyorum. öksürme, hapşırma ve burun silme işleminden sonra mutlaka elleri yıkayıp, dezenfekte edelim.
    8. evde termometre bulundurup sık sık vücut sıcaklığını ölçmek de erken müdahale şansını arttıracak basit uygulamalardan. yüksek ateş zaten hastalığın sebebi ne olursa olsun acillerde öncelik verilen bir belirtidir. vücudun birşeyle savaştığının göstergesi demektir.
    9. restoranlarda yemek yerken temizliğine güvenebileceğiniz yerler tercih etmek gerekir. çünkü çatal kaşık ve bardaklar iyi temizlenmezse hastalığı yaymaya devam ederler. bu gibi durumlarda tek kullanımlık çatal kaşık bardaklar tercih etmenizi öneririm. bu arada yaptığım araştırmada, virüsün gıdalar yoluyla bulaşması konusunda net bir bilgiye ulaşamadım. virüsün kaynağı wuhan pazarı ama anladığımız kadarıyla, hijyenik kurallara uyulmaması sonrası vahşi hayvan etleri kaynaklı bir bulaşma var. konvansiyonel gıdalarla ilgili net bir kaynak bulamadım. yani virüs herhangi bir şekilde gıdayla temas ettiyse (et ürünlerini daha riskli görüyorum) üzerinde çoğalabiliyor mu bilemiyorum ama dışarıda tükettiğimiz gıdaların iyi piştiğinden emin olmak lazım. yeşillikler, mayonez içeren gıdalar, iyi işlenmemiş et ürünleri gıda zehirlenmesi riski yaratıyor ama bunlar zaten var olan riskler.
    10. evdeki uygulamalarda da yine temizlik ve hijyen kurallarına azami dikkat etmek gerekiyor. bulaşıkların makinde yıkanması bulaşıkların daha yüksek sıcağa maruz kalmasını sağlıyor ki bu bir avantaj. diğer bir tedbir de çatak bıçak kaşık ve bardakları kaynayan suda bekletmek. yine kaynayan su içine çok az çamaşır suyu eklemek dezenfeksiyon sağlar. özellikle evde hasta birey varsa, çamaşır suyu kullanmak en garantili çözüm ama sonrasında çok iyi durulama yapılması gerekir. ama plastik kaplar için çamaşır suyu kullanmamanızı tavsiye ediyorum. özellikle ağız ile temas eden mutfak malzemeleri için cam, porselen ve çelik malzeme kullanmak gerekir. taze sebze ve meyveleri ise yarım saat sirkeli suda bekleterek dış kısımlarda tutunan mikrop yükünü önemli ölçüde azaltabiliriz. sirkenin ncov-2019 virüsünü yok eden tek madde olduğunu anlatan mesaj eminim sizin whatsapp grubunuzdan da gelmiştir? bu saçmalığı ciddiye almayacağınızı umuyorum. sirke belli ölçüde etkili bir asittir ama etkisi sınırlı. taze meyve sebze için etkili ama hedefimiz dezenfeksiyonsa elimizdeki kullanılabilir dezenfektanlar amonyaklar, alkoller, klor içerikli bazik dezenfektanlar yani sodyum hipoklorit (çamaşır suyu) ya da klor bileşikleri. alkoller uçucu olduğu için uzun süreli dezenfeksiyon sağlamaz, sık sık tekrarlanmalı. eller ve yüzeyler için idealdir.
    11. ev temizliğinde de banyo, tuvalet gibi nemli ortamlar ve kapı kolları gibi doğrudan temas noktaları bulaşıyı arttırır. banyo, tuvalet ve mutfak tezgahlarında yine çamaşır suyu kullanılabilir. organik temizleyiciler maalesef bu tip salgın durumlarında yeterli dezenfeksiyon sağlamıyor. çamaşır suyu kullanılarak yapılan temizlik sonrası ortamın iyice havalandırılmasını da sağlamak gerekir. sirke ve karbonat gibi malzemeler faydalı fakat dezenfeksiyonda tek başına yetersizlerdir. bunları günlük kullanımda kullanmak bir tercih sebebi olabilir ama bu tür salgın durumlarında maalesef fayda zarar oranı ticari dezenfektanlarda daha yüksek oluyor. ortamın sürekli havalandırılması da virüs yoğunluğunun düşmesini sağlayacağı gibi, soluduğumuz havanın da kalitesini arttırıyor. çamaşırların sık sık yıkanması mikroorganizmaların daha kolay uzaklaştırılmasını sağlar. özellikle elbise ve iç çamaşırlarının yanında, havluların ve yatak nevresimlerinin de sık sık yıkanması gerekir.
    12. çamaşır suyu ve etil/izopropil alkol kimyasal dezenfektanlardır. yine etkili bir dezenfeksiyon yöntemi de buhar ve ısıyla dezenfensiyondur. laboratuvarlarda çok kullanılan bu yöntemlerin de ev uygulamaları var aslında. örneğin herhangi bir malzemeyi yarım saat suda kaynatmak dezenfeksiyon sağlar, hatta evde kullandığımız düdüklü tencereler dezenfeksiyondan ilerisini yapar. içeride sıcaklık 121 c kadar çıkar ve düdüklü tencerede 15 dakika tutmak, herhangi bir malzemeyi sterilize eder (yani tüm organizmaları yok eder). bu yöntemi, evimizde teşhis konulan bir hasta varsa, ya da hastalık bulaşmasından çekindiğimiz bağışıklık sistemi zayıf birey varsa yapabiliriz. çatal kaşık ve bıçakları sterilize edebiliriz. günlük uygulamalarda çok gerekli değil. yine aynı şekilde, klasik fırınlarda 160 derece ve üstünde en az iki saat bekletilen malzemeler steril hale gelir. kuaförlerde manikür setlerini genelde böyle dezenfekte ederler. bir başka dezenfeksiyon yolu da ultraviyole ışınlardır. bunlar genellikle ticari işletmelerde bulunan cihazlardır. yemek sektöründe bıçakların dezenfeksiyonu için uv dolaplar bulunuyor. ben sahaftan aldığım kitapları ultraviyole kabininde 12 saat bekletmiştim küfleri yok etmek için. ama tabi ev uygulamaları yok bu işlemin. eğer evde dezenfekte etmek istediğiniz bir takım malzemeler olursa bu yöntemleri kullanabilirsiniz.
    13. işyerlerinde korunabilmek için, temizlik konusunda şüphe duyarsanız öncelikle kendinize özel bardak ve kaşık çatal bıçak temin edebilirsiniz. ya da tek kullanımlık malzemeler kullanabilirsiniz. ayrıca, hasta olduğu belli kişilerle doğrudan temastan kaçınmak, insanlarla öpüşmemek, gerekmedikçe tokalaşmamak da riski azaltır. ama unutmayın ki virüsler hava yoluyla bulaşabilmekte. bu nedenle eğer open ofis çalışma stiliniz varsa ve hasta olduğundan şüphe ettiğiniz çalışma arkadaşlarınız varsa maske kullanmanızda fayda var. maske kullanma fikri insanları biraz panikletiyor aslında ama şimdilik daha etkin bir yöntem yok.
    14. çocuklar (dolayısıyla okul ve kreşler) maalesef bu tip salgınların en hızlı yayıldığı ortamlar. çocuklarımızı evde kişisel bakım ve temizlik konusunda iyi eğitmeliyiz ama neticede onlar çocuk. eğer hasta çocuk varsa kreşe ya da okula kabul edilmemeli. bu konuda ailelere iş düşüyor. özellikle çalışan anne babalar için büyük sorun oluyor bu durum ama toplum sağlığı için dikkat edilmesi gerekiyor.
    edit(24.02.2020):
    15. havalandırmalarda ve klima filtrelerinde virüsün yayılımı ile ilgili veri yok henüz ama nemli ortamlarda virüsün hayatta kalma süresi uzuyor. temkinli olmak lazım. gerekmedikçe klima kullanmamak bir çözüm olabilir ama bazen imkansız oluyor. klimaların, havalandırma sistemlerinin düzenli bakım ve temizliğini yaptırmak, filtreleri değiştirtmek gerekecektir. tabi araç içi klimaların da dezenfekte edilmesi önemli.

    edit (11.03.2020) bugün itibariyle resmi onaylı bir hastamız mevcut. zaten son bir haftadır da artan tedbirler dikkatimi çekiyordu ankara'da. ilan panolarında, eczanelerde broşürler asılı. gece bakanın açıklaması mı yoksa önceden uygulamaya başlanan tedbirler mi bilemedim ama bu sabah saat 6 civarında sokaktan 2 defa belediyenin yol temizlik arabası geçti ki normalde nadiren ara sokaklara girer araba. ya da rutin ama ben denk geldim bilemiyorum. her neyse. aslında bu editi başka bir konu için ekliyorum. hastalığın solunum yollarına bulaşma mekanizmalarından birinin elin gözle temas etmesi olması önemli bir detayı aklıma getirdi. numaralı lens kullandığım için benim gibi lens kullanıcılarının riski daha yüksek oluyor bu durumda. tavsiyem estetik amaçlı lenslerin bu durum yatışıncaya kadar kullanılmaması. numaralı lenslerde ise el hijyeni çok önem taşıyor. zaten soğuk algınlığı döneminde lensin kullanılmaması gerektiğini önemle vurguluyor göz doktorları ama kuluçka dönemi risk yaratıyor. normal şartlarda da kontak lens takılırken eller yeterince iyi yıkanmazsa staph aureus gibi baş belası bakteriler gözde enfeksiyona sebep oluyor. şimdi virüs için de dikkatli olunması lazım. idare edilebiliyorsa bu dönemde gözlüğe geçmek bir seçenek olabilir. lens kullanılacaksa ellerin çok iyi yıkanması önem arz ediyor. arkasından el dezenfektanı uygulanabilir ama dezenfektanın elde bıraktığı kalıntılar lensle birlikte göze değince tahriş edebiliyor. denedim biliyorum maalesef. yani lens kullananların da daha sıkı tedbirler uygulaması lazım. zaten şu anda en hızlı bulaşmanın yüzeylerden ele, ellerden de ağız, burun ve göze temas olduğu netleşmiş durumda. uzmanlar damlacık bulaşması riskinin, elle çapraz bulaşmaya kıyasla daha düşük olduğunu belirtiyorlar.

    yazının başında da belirttiğim gibi, eğitimlerde değindiğimiz konuları biraz daha bu salgına özelleştirerek yazmaya çalıştım. amacım kaygı ya da panik yaratmak değil, herhangi bir acil durum ilanında neler yapabileceğimizi ya da neler yapmamız gerektiğini anlatmaya çalıştım. burada bahsettiğim konulardan birkaçını yapabilirsek salgın üzerindeki kontrolümüzü o kadar artırmış oluruz. kaldı ki salgın ülkemize hiç gelmeyebilir ama her kış ağır bir grip salgını mutlaka oluyor. maalesef de toplum olarak düşündüğümüz kadar temiz değiliz. evet belki çinlilerden, hintlilerden ya da araplardan daha temiz olduğumuzu düşünüyoruz ama inanın o kadar da üstün değiliz. tuvalet kullanımı konusuna hiç girmek istemiyorum ama çok zayıf olduğumuz konulardan birisi bu. haftada bir banyo yapan ve ceset gibi kokan insanlarla, araba kullanırken burnunu karıştıran insanlarla, sokağa tüküren, yüzümüze hapşıran, öksüren insanlarla, sürekli sağını solunu kaşıyan insanlarla temas halindeyiz. bu tedbirleri uygularsak en azından kendi sağlığımızı koruyabiliriz.
    çok uzun oldu sanırım, sabrınız için teşekkür ederim. eklemek, düzeltmek istedikleriniz olursa lütfen iletin.

    who (dsö) linki
    sağlık bakanlığı bilgilendirme sayfası
    cdc linki
    edit(25.02.2020): kaynak linkler eklendi.