şükela:  tümü | bugün sorunsallar (2)
772 entry daha
  • geçenlerde şu entryde (bkz: #101332689) 2020 yılının iyi bir yıl olacağı beklentisinin piyasalarda hakim olduğunu ama yılın başlamasıyla bu beklentilerin önce abd- iran gerginliği sonra da wuhan virüsü sebebiyle karşılık bulmadığını ifade etmiştim. yılın ikinci çeyreği ile beraber bahsettiğim kötümserlik daha da güçlenebilir; öncelikle öncü veriler 2. çeyrekte abd'de resesyon korkularının tekrar alevlenebileceğini (daha geçerli verilerle) gösteriyor daha önemlisi şu an şok üstüne şok geçiren piyasalar neredeyse hiç umursamıyor olsa da abd seçimlerinde bernie sanders'ın şansı gittikçe artıyor ve bu trend devam ederse ki edecek gibi duruyor yaza doğru yeni kara kuğumuz abd'nin başına ağır sosyalist bir başkan gelecek olması olur. bernie sanders, donald trump'a karşı bile marjinal kalabilen bir kişilik ve bir dünya dezavantaja rağmen başkanlık şansını ciddi şekilde artırmış durumda... trump'ı insan olarak sevmek gerçekten zor ama trump'ı kaybetmesi bizim için kesinlikle olumsuz bir durum olur çünkü trump, abd'deki bütün kurumların içinde türkiye'nin tezlerine ılımlı yaklaşan tek kişi... üstelik sanders'ın gelmesinin sebep olabileceği hoş gelmedin partisi en fazla bizim gibi risk iştahından yararlanan gelişmekte olan ülkeleri olumsuz etkiler. bu işin pragmatist kısmı... sanders başarılı olur mu bilinmez ama abd'deki dip dalga bu seçimde olmazsa bile çok uzak olmayan bir gelecekte sağlam reformları gerçekleştirecek bir adayı abd'nin başına getirecek ki bu reformların bütün dünyaya bir bedeli olacak. abd'de neden çok güçlü bir reform talebi var konusuna gelince;

    (ben abd'i yazıyorum çünkü abd'deki modern kölelik sistemi kölelere net şekilde köle olduklarını bildiriyor dünyanın herhangi bir yerinde de durum aşağı yukarı aynı.)

    şu an küresel borsaların değeri 90 trilyon dolar civarında ve küresel borsalar 2008 krizi sonrası hiç durmadan ralli üstüne ralli yapmakta daha önce şurada yazmıştım (bkz: #100330979)küresel borsalar için geçmişte iyi olan şeyler artık kötü... tam aksine geçmişte kötü olan şeyler ise artık iyi ! çünkü borsaların değerini etkileyen onlarca faktör arasında en güçlüsü artık küresel likidite ve küresel likidite ile ekonomilerin sağlığı ters korelasyon içinde olduğu için yukarıda bahsettiğim saçmalık ortaya çıkıyor. bu konum değil burayı hemen atlıyorum.

    2008'den beri büyük merkez bankaları 15-20 trilyon dolar para basıp sisteme enjekte ettiler.( kabaca 15 trilyon rezerv para birimleri, 20 trilyon dolar çin önderliğinde rezerv olmayan para birimleri dahil.) bu paranın dehşet bir enflasyon üretmesinden korkulurken bu para enflasyon bile üretmedi bunun en temel sebebi bu paranın reel ekonomilere (yapısal sorunlar) değil de finansal piyasalara akmasıdır.

    2008'den beri finansal piyasalara para akıyor fakat bu para her yere eşit şekilde prime sebep olmuyor. s&p 500 (abd ve dünya borsalarının göstergesi) mscı dünya endeksinin(dünya borsalarının göstergesi) abd hisselerinden arındırılmış şekline göre 6.77 kat daha fazla prim yapmış durumda yani global borsa rallisinin kaymağını da abd yiyor. buraya da geri geleceğim.

    2008'den beri borsalar akıl almaz şekilde prim yapıyor. 2008'den kastım da finansal kriz... peki finansal kriz neydi? çok sınırlı sayıdaki insanın yaptığı hatalar sebebiyle finansal sistemin tarihinde gördüğü en büyük risk ile karşılaşmasıydı. abd'deki insanların %1'i çok büyük bir hata yaptı (%1 bile değil, %1'lik insanın servetiyle büyük hata yapıldı diyelim.) ve on milyonlarca insan işini, servetini kaybetti ! (2008 krizi nasıl ortaya çıktı)

    2008'de sistem nasıl kurtarıldı sorusuna gelince;

    2008'de büyük merkez bankalarının çok uzun yıllardan beri yaptıkları gibi para politikaları ile ekonomik sorunları çözebilecek kapasiteleri yoktu ki bugün de yok, uzun yıllar sonra da olmayacak o yüzden bir gün sonlandırmak iddiasıyla varlık alım programlarını başlattılar ve varlık alım programları iddiaların aksine hiçbir zaman sona ermedi. yazının başında bahsettiğim küresel likiditenin anormal şekilde artmasının sebebi budur yani fed önderliğinde büyük merkez bankaları toplum yararı için para bastı ! tabii ki bu basılan paraların bir dünya yan etkileri de var mesela nedir bu yan etkiler? on yılda küresel borçluluğun %65 artması gibi... 2008'de küresel toplam borç 150 trilyon dolar iken şu an 260 trilyon doları aşmış durumda...

    bu uzun girişten sonra abd'deki gelir dağılımı adaletsizliğine gelelim.

    2008 krizini çok sınırlı sayıda insanın suistimali sebebiyle gerçekleşmişti ki bunlar zenginlerdi.( finansal krizden sonra insanlar wall street'i işgal edip zararlarının tazminini, krizin sorumlularının cezalandırılmasını istemişti/biz %99'uz hareketi.) zenginler cezalandırılmadı aksine alınan önlemler ile en zengin %10'un servet içindeki payı geriye kalan %90'a göre belirgin şekilde arttı yani ödüllendirildiler.

    2008'den beri abd borsaları 4-5 kat prim yaptı fakat halkın %90'nın borsalarda var olan serveti zaten çok az iken 2009'dan beri daha da azalmış.

    link

    abd'de en zengin %1'in serveti geriye kalan %90'nın serveti ile kıyaslanabilecek seviyeye ulaşmış.

    link

    işin buraya kadar kısmı sinir bozucudur, bundan sonrası ise iğrenç... bahsettiğim varlık alım programları ekonomilerin canlandırılması için finansal şartların gevşetilmesi yoluyla yapılır. çok basitçe ifade edersek insanlar daha çok borçlansın, harcasın ekonomiler canlansın falan filan... yani sistemin devamı için birilerinin borçlanıp para harcaması şarttır.( varlık alım programları)

    bahsettiğim gibi varlık alım programlarının etkisi ile abd'de en zengin %1 ile en fakir %90'nın serveti neredeyse eşitlenecek iken sistemin devamı için yükün altına giren de en fakir %90 oluyor.

    servetin % 65'ine sahip en zengin %10 toplam borçluluğun %28'inin yükümlüsü iken servetin %35'ine sahip %90 borçluluğun %72'sinin yükümlüsüdür.

    link

    sanders dede ben bu oyunu bozarım, insanlar artık geliriyle değil servetiyle vergi ödeyecek diyor ki çarşı karışır.
3803 entry daha