şükela:  tümü | bugün
25 entry daha
  • aylar öncesinden teaserları yayınlanmaya başladığında "amaan, gençlik filmi işte.sınavın geyiğini yapıp milleti güldürürecekler.bi bok değişmeyecek." diye düşündüğüm bu filmi gün itibariyle izlemiş bulunuyorum ve tüm samimiyetimle itiraf ediyorum : afedersiniz ama bok yemişim o düşüncelerimle ben.

    güzel bir giriş yaptım.ahan da devam ediyorum.evet, bok yemişim.ön yargılı olmanın zararını bir kez daha görmüş oldum ve bu film cidden beni ters köşeye yatırdı.işlediği konu hepimizin bildiği gibi öss stresi ve bu konuyu öyle anektodlarla ele alıyor ki bir yerinde durup "öeh bu da olmazdı yani saçma olmuş" diyemiyorsunuz çünkü olabilir ve oluyordur da yurdumun bir yerlerinde.velilerin ruh halleri çok gerçekçi,aile içinde "sınava hazırlanan çocuğa karşı tutum" çok yerinde resmedilmiş.film boyunca insanın aklında "sen onu bir de bana sor" düşüncesi dönüp duruyor.tamam,çok gereksiz ayrıntılar var ve bazı yerlerde "eeh slogan yeter bu kadar, hadi aksiyona girin" diyorsunuz ama düşünün: filmi izleyen hangi sınav gazisi diyebilir ki "ben bu sözleri duymadım, ben böyle sloganlar atmadım."? şimdi diyeceksiniz film bize bildiklerimizi yaşadıklarımızı anlatıyorsa ne anlamı var.var anlamı arkadaşım.bazı şeyleri bazı insanlara göstermek için bu da bir yol ve iyi kullanılırsa çok etkili olabilecek bir yol.böyle bir film çok uzun zaman önce yapılmalıydı aslen ama şimdi yapıldı.sınava giren herkes için çok geç yapıldı ama daha girmeyenleri düşünürsek onlar için erken.bir şeyler değişsin,değişmesin...

    burda durup gerçekçi olacağım ve filmi izleyen anne babaların çoğunun "evet biz bu çocuğa fazla yükleniyoruz.rahat bırakalım kendi karar versin" demeyeceğinden emin olduğumu söyleyeceğim.ki söyleseler bile bunda ne kadar samimi olacaklar? anne baba tüm içtenliğiyle bu sözleri sarfetse bile karşılarındaki "yarış atılaştırılmış" genç buna ne kadar inanacak? içinden "sktirin ordan.sınavda bi sçiym de görürüm sizi" demeyecek mi?

    filme geri dönecek olursak, bütünüyle şu "hayatın 180 dakikaya sığdırılması" olayını işliyor ve ne kadar uğraşsakta hayatlarımızı sığdıramayacağımızı yüzümüze vuruyor.sınava hazırlanırken dünya üzerinize geliyor sanıyorsunuz ama herkes kendi derdinde(bkz: okul müdürü).sınavdayken dışarda dünya duruyor sanıyorsunuz ama durmuyor ve bunu acı bir sonla farkediyor kahramanlarımız.tahmin edilebilir bir son ama normal bir filmin sonu gibi gelmiyor insana çünkü bizimle ilgili bir film bu. bu sınava bizler de girdik, bizler de böyle gaza geldik soru çalma planları yaptık ve sonunda afedersiniz ske ske girdik o sınava hep birlikte.

    çok uzattım entryi bitiriyorum.bu filmi bir "film" olarak incelersiniz, eleştirirsiniz, beğenirsiniz, beğenmezsiniz yeri gelir bir "cuma akşamı eğlencesi" olarak görürsünüz o ayrı bir konu. bence asıl olan bu filmin bize "unutmamamız gereken bir dönemi" hatırlatmayı, hem de iliklerimize kadar hatırlatmayı başarması.her şeyden bezdiğimiz, kimimizin yaşamaktan vazgeçtiği bir dönem o dönem ve malesef o dönemi atlatan çoğunluk (ben dahil) bir yıl sonra, kendi yaşadıklarını unutmuş gibi "ehe ehe çalış kazan hacı hepimiz girdik o sınava." geyiklerine giriyoruz.ortaokulda bir hocamın söylediği "beğenmiyorsan oku büyük adam ol sen değiştir sistemi" lafını unutuyorum kolayca ve küçüklerime "sınavda başarılı olma" konusunda ahkam kesmeye başlıyorum."öss'ye ya da herhangi bir sınava hayatının bir-iki yılını veren insan türkiye birincisi de olsa(birinci falan olmadım) başarılı olmuş mudur ki?" sorusunu kendime sorma zahmetine bile girmiyorum.ileride "büyük adam" olunca bu filmin dvdsi umarım arşivimde olur ve izledikçe o dönemi hatırlarım.yine tüylerim diken diken olur mu bilmem ama en azından unutmamış olurum, hayatın "gelip geçici, zamanla atlatılan" bir dönemi olmadığını...
199 entry daha