şükela:  tümü | bugün
  • 14-15 eylül 2019'da yapılan ve aralık 2019 tarihinde yayınlanan araştırma ile tam 11 sene sonra genel anlamda bir türkiye okuma araştırması yapıldı. bu rapor, 100 sayfa kadar süren bilimsel bir çalışma. raporun tamamını paylaşacağım ancak özet olması açısından o 100 sayfalık rapor içinden gerekli, önemli ve genel bilgileri de burada çıkartacağım. daha sonra da naçizane kendim değerlendirmeye çalışacağım. genel olarak baktığımızda umut var, oranlar yükselmiş. ancak genel anlamda okuma oranlarının niteliği ne durumda? bunları da göz önünde bulundurmak gerekiyor. tabii okuma oranının artması, insanların en azından "bir şeyler" okuması güzel; ancak maalesef halkımız ezici bir çoğunlukla roman tercih ediyor. bu arada romanda da klasiklerden ziyade tarihi veya polisiye-macera kurgu ormanları tercih edilmekte.

    özellikle genç kesimin okuma oranını gittikçe yukarıya çekmeye başladığını gördüm. bu aslında normal bir artış daha doğrusu olması gereken bir artış. tabii sokak röportajlarını dinlediğimizde ise verilen kitap isimlerinin çoğunun yine roman, aşk, kurgu kitapları olduğunu görüyoruz. özellikle metropol ve köylerde uçurum çok fazla artmış. kırsalda, köyde, şehir ve metropolde okuma oranları yükselmiş hiçbir yerde düşen bir oran yok; ancak kırsalda ve köyde okuma oranı %4-10 artarken, şehirde ve metropolde bu artış %30-40'ı bulmakta. uçurum cidden çok fazla olmuş. cinsiyet olarak baktığımızda ise 2008 verilerine göre kadın ve erkek okuma oranı eşitken, 2019 yılında kadınlar, biz erkeklerden %4 daha fazla okuyorlar. şimdi raporun özet kısmına göz atalım.

    okuyay platformu’nun konda araştırma ve danışmanlık ile sürdürdüğü ve 2011 yılından sonra ilk defa bu kadar kapsamlı yapılan çalışma sayesinde türkiye’nin okuma haritası, okuma oranları çıkarıldı. türkiye’nin okuma açısından bir röntgeni çekildi.

    öncelikle bu araştırmanın neden yapıldığını öğrenelim. bu araştırma, üstte de belirttiğimiz gibi, 2011 senesinden beri yapılmayan (veriler ise 2008'e dayanmakta) kapsamlı bir araştırmanın boşluğunu doldurmak için yapıldı. örneklem olarak 15 yaş ve üstü nüfustan seçilen kimselere okuma alışkanlıkları, fuar ve kütüphane ziyaretleri ile alakalı bilgi almak amacıyla hazırlanan sorular soruldu. sorulan sorular, okumayı en çok neyin tetiklediği, halkın kütüphanelere ve kitaplara olan bakış açısı üzerine yapılan bir kümeleme sonrasında türkiye’nin genel anlamdaki yüzdeleri şu şekilde oldu;

    okuyanlar: %42,3
    okuyabilirler: %18,8
    eskiden okuyanlar: %16,4
    okumayanlar: %22,5

    bu arada hemen bu "okuyanlar", "okuyabilirler", "eskiden okuyanlar" ve "okumayanlar" hangi tanımlamalara göre tasnif edilmiş onun bilgisini verelim:

    okuyanlar: tamamı okuyor, kitap seçmek için bir sebep belirtiyor, yüzde 85’in 5’ten fazla kitabı var, yüzde 80’i son okuduğu kitabın ismini söylemiş.
    okuyabilirler: potansiyel okuyucu olarak tanımlanabilir bir küme, yüzde 60’tan fazlası en az yılda bir kitap alıyor, yarısı son okuduğu bir kitabın ismini söylemiş, kitap okumam dediği halde kitap seçmeye yönelik bir sebep belirtmiş.
    eskiden okuyanlar: yüzde 67’si 33 yaş üstü, yüzde 15’i kitap okurum diyor ancak çoğunlukla inanç kitabı ismi söylüyorlar, yarısı hiçbir zaman kitap almıyor, yarısı son üç ayda hiç kitap okumamış, üçte biri de sadece 1 kitap okumuş.
    okumayanlar: okumakla herhangi pratik bir ilişkileri yok, çok azı bir kitap ismi söylemiş, işlerine yönelik de okuma yapmıyorlar, yüzde 80’i lise altı eğitimli, yüzde 20’si okula gitmemiş

    bu araştırmayla birlikte türkiye’de “okuyanlar” bölümünün arttığı, “okuyabilirler” bölümün de hiç de az olmadığı belirlendi. yani ülkemizin yarısından fazlasının hâlâ kitapla alakası var veya olma potansiyeli çok çok yüksek. anketin nasıl yapıldığını birkaç cümle ile özetleyecek olursak; türkiye’de yapılan 1 kasım 2015 türkiye genel seçimleri’nin oranlarına göre hazırlanılmış bir türkiye yoğunluk haritasına göre bu soruların sorulacağı insanlar belirlenmiş. toplam 2929 kişiyle yapılan görüşmelerde her bölgenin ve ilin, türkiye’de kapladığı yoğunluğa bakılmış. istanbul bu anketin %23,3’ünü tek başına oluştururken, diğer bölge ve iller de bu yoğunluklara göre dağıtılmış. tabii bölgeler içerisinde de her ile gitmek mümkün olmadığı için, bölgelerin içindeki en yoğun iller seçilerek oradaki insanlarla bu anket hakkında sohbet edilmiş.

    anketin sorularına gelirsek, burada çok fazla parametre işin içine dahil olmuş durumda. öncelikle yaş, cinsiyet, eğitim durumu, ailesinin eğitim durumu, çevresi, maddi geliri gibi durumlar göz önüne alınıyor. daha sonra dil, yaşam biçimi, teknoloji ile bağlantısı, kültürel etkinliğe katılım durumları analiz ediliyor. bundan sonra artık daha spesifik bir tercih durumuna geçiliyor. okuyor mu? okuyorsa ne için okuyor? ne kadar sürede bir kitap alıyor? ne kadar kitabı var? ev hanesinde kaç kişi kitap okuyor? bu soruların cevaplarından sonra da kitap okuma tercihindeki nedenler? hangi türleri okuyor? kitap satın alırken hangi unsurları göz önünde bulunduruyor? zaten bu sorulardan sonra artık çember iyice daralıyor. okurken kitapları nasıl yorumluyor, kitabevlerine karşı tutumu ne? e-kitap mı okuyor, yoksa baskı kitap mı satın alıyor? bu gibi durumlar göz önüne alınıyor. ardından da çocuğa kitap okumak, kütüphaneye gitme sıklığı, kitap fuarlarına gitme sıklığı ve dergi gibi materyalleri okuma sıklığı soruluyor.

    şimdi oranlara gelecek olursak (araştırmayı yapan kurum, oranların yüzdelerinin bir üst veya bir alt basamağa yuvarlandığını. bu yüzden yüzde tamamlamalarının bazı durumlarda %99 ya da %101 çıkabileceğinin uyarısını yapıyor. ben de buraya eklemiş olayım.)

    türkiye’de “kitap okuyorum” diyenlerin oranı:

    2008: %30
    2019: %64

    eğer bunları kadın ve erkek olarak ayıracaksak; 2008’de “kitap okuyorum” diyen insanların cinsiyetleri:

    kadınlarda: %30
    erkeklerde: %30

    2019’da “kitap okuyorum” diyen insanların cinsiyetleri:

    kadınlarda: %66
    erkeklerde: %62

    ayrıca türkiye’de üniversiteye gidenlerin kitap okuma oranları %67’den 89’a, liseye gidenlerin kitap okuma oranı ise %45’ten %74’e yükselmiş durumda. toplumun hiçbir kesiminde gerileme gözükmüyor ki zaten bunları yüzde olarak değerlendirirsek büyük bir hata yapmış oluruz. sonuçta “niteliksiz” olsa bile eğitim gören insan sayısı arttı, nüfus arttı ve buna mukabil bunun artışı normal. ancak o zamanki nüfus sayısı ile bugünkü nüfus sayısına orantılarsak çiftçi, işçi, esnaf gibi mesleklerdeki insanların okuma oranı yükseliş gösterse bile yüzde olarak hâlâ çok düşük. hele ki kırsal bölgelerde okuma oranı 100 kişide 21’ken, 100 kişide 39’a yükselmiş durumda. öğrenci, memur ve beyaz yakalının ise okuma oranı gerçekten yükselmiş gözüküyor. devlet memurlarının %58’den %90’a, beyaz yakalıların %55’ten %85’e, öğrencilerin ise %76’dan %90’a çıkmış durumda kitap okuma oranları.

    2008 senesinde, “son 3 ayda kaç kitap bitirdiniz?” sorusuna “hiç kitap okumadım” diyen insanların oranı %70 iken, bugün bu oran %36 seviyesine kadar düşmüş durumda. aynı soruya “1-2 kitap okudum” cevabı verenlerin oranı da %20’den %34’e yükselmiş; “2 veya daha çok okudum” diyenlerin oranıysa %10’dan %30’a çıkmıştır. dünya geneline bakacak olursak da; dünya genelince “son 1 senede kitap okumadım” diyenlerin oranı amerika birleşik devletleri’nde %24, avrupa birliği’nde %32, danimarka’da ise %18 oranında. türkiye’nin son 3 ayda okuduğu kitap sayısı ise 2.7 kitapta kaldı. “okuyan” olarak tabir edilen kesimde bile bu sayı son 3 ayda sadece 4.2 kitap.

    şimdi gelelim bu okuyan kitlenin ekonomiye verdiği yarara. ekonomiden önce de halkımız genellikle bir kitabevine girdiğinde ya da bu kitabı almak için bir internet sitesine uğradığında neye dikkat ediyor kısaca bunlardan bahsedelim. türkiye, kitap okumak için de almak için de gerekli kriterleri en yüksek oranda konusuna göre belirliyor. ardından da arkadaş tavsiyesi, türü ve yazarı gibi kriterler baş gösteriyor. türkiye, en çok kitabı (kitap alıyorum diyen kitlenin %28’i) küçük bağımsız kitabevlerinden alıyor. yalnız sahaflarla karıştırmamak gerekiyor çünkü sahaf, 2. el satış yeri olarak nitelendirilmiş ve %14’lük bir yer kaplıyor. daha çok mahalle aralarında, sokak aralarında gördüğünüz, zincir olmayan yerlerden bahsediliyor burada. ardından %24 ile zincir mağazalar geliyor. türkiye, %18’lik bir oranla da internetten alışveriş yapıyor. açıkçası ben internetten alışverişi 1. veya en kötü 2. beklerdim. hem paradan tasarruf, hem zahmetsiz, hem de zamandan tasarruf olarak bana çok ilgi çekici geliyor ama bizim insanımız hâlâ ezici bir üstünlükle kitabı dokunarak almayı seviyor olmalı.

    şimdi gelelim ekonomi bölümüne. tabii edebiyat ve okumak önemli olsa da, bunun ekonomi yani kapital kısmınında da çok büyük olduğunu kabul etmek gerekiyor. bu anketin yapıldığı kişilere “ne sıklıkla kitap satın alıyorsunuz?” sorusu yöneltildiğinde; %40’lık oranda “hiçbir zaman”, %18 oranında “yılda bir defa”, %17 oranında “6 ayda bir defa”, %20 oranında “ayda bir defa” ve %4 oranında “haftada 1 defa” cevabı alınıyor. ankete katılanlara “evinizde kaç adet kitap var?” sorusu sorulduğunda da şu oranlar çıkıyor:

    evde kitap yok: %7
    1 ila 5 arası var: %7
    5 ila 20 arası var: %27
    20 ila 100 arası var: %42
    100’den fazla var: %16

    ankete katılanlara “en son okuduğunuz kitabı söyleyebilir misiniz?” sorusu sorulduğunda da %47’si isim veremiyor, %53’ü ise bir kitap ismi söyleyebiliyor. bence bu anketlerdeki (özellikle bazı kısımlardaki) artışın sebeplerinden birisi de linç kültürü ve “acaba benimle dalga geçerler mi?” korkusu olabilir. 2008 yılında böyle bir linç kültürü, önüne gelene cahil deme ortamı yoktu. internet her ne kadar var olsa da günümüzdeki gibi kullanılmıyordu. şu an çoğumuzun elinden düşüremediği uygulamaların da bir kısmı ya yoktu, ya popüler değildi. o yüzden şimdi (anket her ne kadar gizli yapılıyorsa da) o bastırılmışlıkla birazcık daha arttırılmış olabilir. yani tabii ki hiç kitap okumayan adamın her hafta 4 kitap bitiriyorum diyordur diye söylemiyorum ancak rakamlarda ufak 1-2 adet arttırımların olma ihtimali olabilir. tabii bu sadece benim kendi varsayımım, alakası olmaya da bilir.

    yalnız beni birazcık şaşırtan ve daha çok üzen şey ise şu; okunan kitapların ezici bir çoğunluğu “kurgu” temelli kitaplar. ülkemiz hangi türde kitaplar okuyor dersek:

    %42 kurgu, roman, şiir kitapları
    %34 din- inanç kitapları
    %19 eğitim kitapları (ders ve yardımcı kitaplar)
    %15 araştırma-inceleme (kurgu dışı kitaplar)
    %9 akademik kitaplar (üniversite kitapları)
    %7 çocuk ve ilk gençlik kitapları

    ülkemizde kitap okuma oranı yükseldi ve hâlâ ezici bir çoğunluğu (%76 gibi bir oran) din kitapları ya da kurgu, roman okumakta. kurgu kitapları kötüdür ya da boştur demiyorum; her kategorinin içinde kendine ait nitelikli ve niteliksiz kitapları vardır. atıyorum tarihçi olmayan bir adamın yazdığı tarih ya da bilim kitabı tabii ki lev tolstoy'un kitabından niteliksizdir. ancak araştırma, inceleme ve akademik kitapların bu kadar düşük yüzdelerde kalması da beni üzdü. zaten bunların içindeki çoğu kitap da ders anlatımı, soru çözümü, konu anlatımı gibi okul müfredatları.

    velhâsıl-ı kelâm, oransal olarak fena sayılmayacak bir artışımız olsa bile hâlâ avrupa birliği ve amerika birleşik devletleri oranlarının çok altındayız. zaten iskandinav ülkelerine maalesef yetişecek durumda değiliz. ileri bir toplum olmak istiyorsak, hasan ali yücel'in, mustafa kemal atatürk'ün temelini attığı o eğitim reformunu muvaffak etmek istiyorsak sadece kitap okuma oranımızı arttırmak yetmez. nitelikli kitap okuma oranımızı da yükseltmemiz gerekiyor. özellikle bu kırsal ile metropol arasındaki okuma oranı uçurumunun bu denli yükselmesi beni fevkalade korkuttu.

    okuyay platformu ve konda araştırma ve danışmanlık ortak çalışması olan "2019 türkiye okuma kültürü araştırması" raporunun tamamını buradaki linkten okuyabilirsiniz: türkiye okuma kültürü araştırması - 2019