şükela:  tümü | bugün
157 entry daha
  • toplumdaki aile yapısını çok doğru ve acı bir şekilde eleştiren reşat nuri güntekin eseri. başkaları hakkımızda ne düşünür kaygısı, yaşam standartlarını çevreye uydurma isteği, bitmek bilmeyen tatminsizlikler, iletişimsizlik...
    her şeye ön yargılıyız. kitaplara, dizilere, müzik türlerine, filmlere, hayvanlara... ama en çok da insanlara. ödümüz kopuyor karşımıza genel geçer düşüncelerimizi yanlışlayacak bir şey çıkacak diye; bir şey çıkacak, bir şey olup bitiverecek de kimi yargılarımızı, düşüncelerimizi, zevklerimizi değiştireceğiz diye ödümüz kopuyor. bu kitap bunları düşündürdü bana. herhangi bir kişi, olay veya konuyla ilgili anında verdiğimiz peşin hükümlerin aslında ne kadar yanlış olduğu gerçeğinin bir kez daha farkına varmamı sağladı. acımak, dışardan gördüğümüz şeylerin aslında çok farklı şeyler olabileceğini, yani bazı şeylerin dışardan göründüğü gibi olamayabileceğini aktarıyor. klasik bir türk filmi veya klişeleşmiş olayları yazıya dökmek gibi görünse de, reşat nuri güntekin'in özel anlatımı bu düşüncelere sahip olmayı engelliyor. ayrıca, verdiği "acıma duygusunu kaybeden insanlığını da kaybeder.", "ön yargılarınızdan sıyrılın, çünkü bir şey sizin dışardan gördüğünüzün tam tersi şekilde olabilir." veya "birileri gibi olmaya çalışmayı bırakıp kendi imkanlarınız dahilinde tutunun hayata." gibi mesajlar dışında, dönemin memuriyet hayatına da iğnelemeler var. ilk kez reşat nuri kitabı okuyorum ve kalbimi sızlatan ve duygulandıran bir kitap oldu açıkçası. daha önce de algernon'a çiçekler'de yaşamıştım aynı hissi. onda daha yoğundu tabii.