şükela:  tümü | bugün
378 entry daha
  • temel anlamda onu anlayamamalarından kaynaklanmaktadır. mustafa kemal, montesquieu, voltaire ve rousseau gibi pozitivizm akımının realiteyle buluşmuş, ziyadesiyle pratiğe dökülmüş(dökülmeye çalışılmış) halidir. işin garip kısmı realizm dünyada pike yapıp, yerini 50 ler ile birlikte yavaş yavaş bir nevi sentezi olan (bence antitezi değil) sürrealizme bırakırken, başarıyı getiren öğe olarak görülen bu yönetim şekli onun getirdiği bu topraklarda şaşkınlıkla karşılanmış, anlaşılamamıştır. işin daha da tuhaf olan yanı, bu akımın gerçek anlamda geniş ve sistemli olarak uygulanması 1923 sonrası olsa da gerçek manada ilki değildir. örneğin 18 ve 19.yüzyıllarda başlayan değişim süreci temelde pratik amaçları gerçekleştirmeye yönelik( savaş kazan, ayrılıkcı hareketleri engelle, gelir sağla, vs) olduğundan ve temel anlamda toplumun olaylara verdiği tepkiler, düşünüş, üretim ve yaşayış biçimleri üzerinden toplumsal bir dönüşüme yönelik olmadığından bu atatürk’ün yarattığı etkiyle mukayese bile edilemeyecek kadar önemsiz kalmıştır.
    yani çok temelde atatürk’ün yaratmaya çalıştığı toplumsal dönüşüm, yüzyıllara dayanan ve geleneklerinde var olmayan bir sistematik değişime yol açması, bunun da maddenin doğası gereği tepkiyle karşılaşması, ortaya çıkan bilinmezlik ve yeni sistemde var olabilmek adına gereken fazladan çabaya tepkidir....
    edit : bence durumu en iyi açıklayan örnek, mustafa kemalin balkan savaşlarındaki mağlubiyetin sebebi olarak, bulgaristanda gördüğü operanın osmanlıda olmaması olarak görmesidir...
78 entry daha