şükela:  tümü | bugün
12 entry daha
  • türk edebiyatı açısından önemli bir sorunu gündeme getirmektedir.

    elif şafak'ın ingilizce yazdığı eserler türk edebiyatına mı aittir? bugün aşk romanını "türk edebiyatının en çok satan ve basılan romanlarından biri" olarak tanımlıyoruz. iyi ama peki aşk türk edebiyatına ait bir roman mı? bence değil. ingilizce yazılmış ve türkçeye çevrilmiş bir roman nasıl türk edebiyatına ait olabilir? aşk, en basit tabirle bir çeviridir ve alması gereken unvan "türkiye'de en çok satan ve basılan romanlardan biri" olmalıdır, türk edebiyatının değil.

    şunu belirtmek gerekir: buradaki mesele tamamen teknik. kitabın içeriği, kalitesi, yazarın siyasi görüşü ya da geçmişte yaptıklarından bağımsız olarak teknik bir sorun var. biz neye türk edebiyatı diyoruz veya bir ülkenin edebiyatını belirleyen ölçü nedir? yazarın sahip olduğu vatandaşlık mı yoksa kitabın ne anlattığı mı? edebiyatın en temel unsuru dildir ve bu konuyu biraz açmak gerekir. zira dil sadece iletişim aracı değildir, özünde düşünme biçimidir. diliniz kadar düşünür, dilinizin izin verdiği çerçevede dünyaya bakarsınız. iletişim aracı olması buzdağının görünen kısmıdır. suyun altında kalan o büyük kısım dilin sizin için inşa ettiği evreni ve kavramları temsil eder. "bir dil bir insan" sözü başka ülkeye gittiğinizde rahat rahat iletişim kurmanızı değil, bu hayata başka bir pencereden bakmanızı, yeni kavramlarla ve farklı bir anlayışla dünyayı yorumlamanızı ifade eder.

    bu bakımdan düşünüldüğünde edebiyatın temelinde dil vardır çünkü o dilin düşünme biçimiyle inşa edilmiştir. elif şafak'ın romanları işte tam bu noktada hata veriyor. şafak sadece ingilizce yazmıyor, ingilizce düşünme biçimiyle kendini ifade ediyor. türk kültürünü anlatması, bunları türkçe düşünme biçimiyle ifade etmediği gerçeğini değiştirmiyor. hatta kitaplarını bizzat kendisinin çevirmesi bile o ingilizce bakış açısıyla yazılmış eseri türk edebiyatına dahil etmiyor.

    ingiliz edebiyatında anglofon edebiyatı diye bir kavram vardır. ingiliz olup birleşik krallık sınırları dışında doğan ya da ingiliz olmayan ama ana dili veya dillerinden biri ingilizce olan yazarlar tarafından ingilizce olarak yazılmış eserlerin oluşturduğu edebiyatı tanımlamak için kullanılır. daha basit bir ifadeyle abd haricinde eski ingiliz sömürge topraklarından çıkan ingilizce eserler bu edebiyata dahil edilir ve ingiliz edebiyatının bir alt dalı olarak görülür, zira bu eserler ingilizce düşünme biçimiyle ortaya çıkmıştır. yine aynı şekilde james joyce irlandalı olmasına rağmen ingiliz edebiyatının yazarıdır, eserleri bu edebiyatın düşünme biçimini benimsemiştir.

    başka bir örnek: vladimir nabokov'un rusça yazdığı eserler rus edebiyatına ait kabul edilirken, lolita başta olmak üzere ingilizce yazdığı eserler amerikan edebiyatına dahildir. hatta lolita'nın rusça çevirisini bizzat nabokov'un kendisinin yapmıştır.

    peki şafak'ın son eserleri için hangi ifade kullanılıyor? elif şafak gibi yazarlar için "dünya edebiyatı" ifadesini kullanan çok kişi var. bir sınıra ya da dile bağlı kalmadan yazanları genel olarak bu kategoriye dahil ediyorlar. bir de "ingilizce yazan türk yazarları" ifade etmek için "anglo-turca" ifadesini kullananlar var ama bu çok gayriresmi bir ifade. hiçbir resmiyeti yok. anglofon edebiyatı gibi akademik bir alan değil.

    kesin olan bir şey var: elif şafak istediğini yapar. kimse de çıkıp "vay efendim, sen nasıl eserleri ingilizce yazarsın?" diyemez ama şunu diyebiliriz: kapağını açtığımızda "ingilizce aslından çeviren: omca a. korugan" yazan bir kitabı türk edebiyatına dahil etmek çok da akıl alır bir şey değil. yanılmıyorsam şafak'ın türkçe olarak kaleme aldığı son eseri 2002 çıkışlı bit palas. araf'tan (2004) itibaren önce ingilizce yazılıyor, sonra türkçeye çevriliyor. tabii ki türkçe yazılan eserleri türk edebiyatının bir parçası ama sonrası için kullanılması gereken ifade "türkiye'de çok satan eserler" olmalı. zira da vinci'nin şifresi, gurur ve önyargı, milena'ya mektuplar ya da olağanüstü bir gece'nin türk edebiyatında yeri neyse aşk, iskender ya da havva'nın üç kızı'nın yeri de o: yabancı dilden türkçeye çevrilmiş eserler.
1 entry daha