şükela:  tümü | bugün
50 entry daha
  • fuar nedeniyle otellerde izdiham olduğu için akşamın altısında koşarak uzaklaştığım göteborg'dan x2000 isimli hızlı tren ile takriben 3 saatte ulaşmış olduğum başkenttir. şehir hakkındaki bilumum gözlem ve bilgiler aşağıdaki başlıklar altında hizmete sunulmuştur:

    kalacak yer:
    danimarka dışındaki iskandinav ülkelerindeki mühim şehirlere "nasılsa otelin/youth hostelin birinde yer bulurum." türünden bir türk mantığı güdülerek gidildiğinde yer bulamama ihtimali büyük olduğu için rezervasyon yaptırmanız tavsiye olunur. isveç'i almanya sanıp tren istasyonunun 24 saat açık olduğunu ve içeride kalorifer içeren odalar olduğunu düşünenler bir hayli yanılmakta ve akşamın köründe ekim ayının sicim gibi yağmuru eşliğinde kalacak yer aramaktadırlar*. aslında adam gibi bir rezervasyon yapıldığı vakit şehrin en önemli youth hostellerinden biri sayılan city lodge da, paraya acımayıp lüks yerde kalırım diyen insanlar için olan sheraton, radisson sas, best western ve scandic gibi otel zincirlerinin hepsi de tren istasyonuna 5-10 dakika mesafede bir aradadır. bir de viking line’ı kullanarak helsinki’ye akmayı düşünen gençlik için viking line terminaline yakın olması açısından uygun olan hostel renstierna vardır ki, ona da yazının ilerleyen bölümlerinde değinilecektir. aslına bakarsanız paraya acımama gibi bir düşünceniz varsa ve gecelik 100-200 euro arası ödemeyi gözden çıkardıysanız, tren istasyonuna yakın olan söz konusu oteller arasında en çok kalınası olan otel nordic light/nordic sea oteller grubudur. bu otellerin esprisi nordic light’ın odalarda kuzey ışıkları ambiyansı, nordic sea’nin ise baltık denizi ambiyansını sunan dizayn otelleri olmalarıdır. bu otellerden nordic sea ek olarak isveç’in meşhur absolut ice bar’ından da bir tane içerip stockholm’un gece hayatına yön vermektedir.

    kısa bir gezinti:
    stockholm’e yorgun argın varıp otel/youth hostelde geçirdiğiniz gecenin ardından sabahın ilk ışıkları eşliğinde haritaya şöyle bir göz gezdirdiyseniz akmak istediğiniz ilk ortam gamla stan ve etrafındaki müzeler olacaktır. ana tren garının oradaysanız, gamla stan söz konusu garı sağınıza aldığınız vakit köprü aşarak yapacağınız pek de uzun sürmeyecek bir yürüyüşle varabileceğiniz bir yerdir. ancak madem stockholm’de bir turist olarak bulunuyorsunuz, o zaman söz konusu mekana şehrin üç önemli işlek caddesi vasagatan, kungsgatan ve birger jarlsgatan üzerinden gitmek şehri tanımak açısından daha yerinde bir karar olacaktır. bunu yapmak için de ana tren garını solunuza alıp yürümeye başlamanız gerekmektedir. bu üç cadde izlenerek yapılacak olan yürüyüş şehrin alışveriş, çarşı ortamının içinden geçerek birger jarsgatan’a, birger jarlsgatan’ın bitiminden de nybroviken isimli koya ulaşmanızla sonuçlanır. nybroviken bir turist için stratejik bir noktadır çünkü buradan gamla stan’a da, vasa müzesinin bulunduğu djurgården’a da, aynı yerde bulunan aşmış açık hava müzesi skansen'a da, diğer mühim yerlere de kısa bir yürüyüşle ulaşmak pek bir mümkündür. bu koy aynı zamanda turistik tekne gezisi turlarının en mühimlerinin de başlangıç noktasıdır. stockholm’un bir müze cenneti olduğu zaten diğer entry’lerde de ayrıntısıyla anlatılmış olduğu için bunu tekrarlamaya pek de gerek yoktur. kaldı ki bu şehirde müzeler dışında başta müzik olmak üzere pek mühim başka aktiviteler mevcuttur.

    müzik:
    isveç insanının adam gibi müzik dinlediği daha kungsgatan’da dolaşırken gözünüze çarpan gerek das modell isimli kraftwerk dekorasyonlu giyim mağazasından, gerek aynı cadde üzerinde camında the beatles'ın rubber soul albümünün logosu bulunan giyim dükkanından bir hayli belli olmaktadır. bunun yanı sıra jazz, rock, metal v.b. dinleyip bilimum ülkelerin grupları/kayıtlarıyla ilgilenen müzikseverler için isveç’in bir cennet olduğu bilinir. gamla stan’da söz konusu ihtiyacı karşılamak için iki tane pek hoş dükkan vardır. bunlardan birisi post museum’un paralelindeki sokakta bulunan ve daha çok swedish metal başlığı altında incelenmiş olan konunun cenneti olarak yer alan sound pollution’dır. isveç’in swedish metal dışında oldukça ileri olduğu diğer bir tür de (69 senesinden günümüze dek) progressive rock’tır. ancak sound pollution bu türü arayanlar için yanlış adrestir ki dükkanın sahibi de bunu doğrularcasına sizi mellotronen isimli dükkana yönlendirecektir. mellotronen, sound pollution’ı sağınıza alıp yürüdüğünüz vakit ikinci sokaktan girdiğinizde karşınıza çıkan bir ikinci el plak ve cd dükkanıdır. bu dükkanın sahibi 2007 yazında masstival istanbul'da da görme şerefine erişebildiğimiz paatos'un basçısıdır*. dükkanda çalışan diğer mühim eleman ise isveç’in en önemli çağdaş progressive rock gruplarından anekdoten’ın davulcusudur* ve içeri girip türkiye’den geliyorum dediğiniz zaman size direkt erkin koray diyecektir! (avrupalı plak toplayıcılarının erkin koray merakı daha önceleri #5551963 nolu entry’de de işlenmişti ama aynı tepkiyi anekdoten’ın davulcusundan duymak da kesinlikle çok hoş bir şey.) bu dükkan tahminimce stockholm sınırları içerisinde hem isveçli rock gruplarının albümlerinin hem de dünya çapındaki diğer rock albümlerinin sunulduğu en sağlam arşive sahip ortamdır. buradan bilumum ikinci el cd ve plak edinebilmenin yanı sıra dükkan sahibinden akşam sağlam müzik dinleyebilmek için gidilebilecek ortamlar hakkıda da bilgi alabilirsiniz.

    ulaşım:
    stockholm metrosu oldukça kullanışlıdır. biletleri gişeden değil de az ilerideki sigara, gazete, içecek satan yerden (nedense) daha ucuza alabilirsiniz. 24 saatlik ve 72 saatlik sınırsız biletler bulunmaktadır. biletler turnikeden geçerken kredi kartı gibi okutulur. söz konusu bu biletleri şehir içindeki otobüs ve tramvaylarda da şöföre veya görevliye göstermek suretiyle süresi bitene dek sınırsız olarak kullanabilirsiniz. metrolar arada bir arıza yapar. paniklemeyiniz ve hemen insanları takip ediniz. bindikleri otobüs metro ile hemen hemen aynı güzergahta turlayıp muhtemelen sizi sergels torg civarlarında merkezi bir yere atacaktır.

    yemek:
    isveç mutfağı diğer tüm avrupa mutfakları gibi bir türke göre zayıf gelse de güzel tatlar barındırabilmektedir. sözgelimi isveç’in köftesi meşhurdur*. ikea'dan da pek bir aşina olduğumuz, tadı türk damak tadından pek de uzak olmayan, iri bir misket (yaklaşık bir golf topu) büyüklüğünde yapılan; sos ve lingonberry (dağ kızılcığı) marmeladı ile sunulan bu köfteler bir kova patates püresiyle tüketilir. isveç mutfağını tadabilmek için gidilebilecek güzel mekanlardan birisi (hem de bir turistmiş gibi değil de isveçlilerin arasında yemek yiyebileceğiniz) pelikan isimli oldukça eski geçmişi olan bir mekandır. burada köftenin yanı sıra iskandinavya’da sıkça tüketilen ringa balığı yiyebilmek de mümkündür. gitmek için metro ile medborgarplatsen’da inip götgatan (evet göt caddesi) üzerinde yapılacak kısa bir yürüyüş sonucunda blekingegatan isimli sokağa sapılır. stockholm maalesef pahalı bir şehirdir ve bu tip ortamlarda yenmiş adam gibi bir yemek kişi başı 250- 300 kron (yaklaşık 25-30 euro) tutar. iskandinavya sınırları içerisinde bulunan diğer bir yemek mekanı da jensens bøfhus isimli steak house zinciridir ve hem isveç hem de danimarka’da bolca mevcuttur. söz konusu bu mekanın meşhur isveç usulü bademli keki pek bir lezzetlidir. şehrin mc donalds, burger king ve subway’leri ise her ne kadar şehrin geneline göre daha ucuz olsa da türkiye’ye göre pahalıdır. şehrin hard rock cafe’si ise haliyle bildiğimiz hard rock cafe’den başka bir şey değildir ve kungsgatan’ın kesiştiği caddelerden birisi olan sveavägen üzerindedir. bunun yanı sıra stockholm'de gece geç saatlere kadar ortamlarda takılıp sabaha karşı mekanı terk etmiş ve acıkmış da olabilirsiniz. vasagatan ile kungsgatan'ın kesiştiği köşedeki dönerciye gidiniz; saat sabah 5e kadar açıktır.

    gece hayatı:
    kungsgatan’da bulunan fasching, turist rehberi broşürlerine kadar girmiş ünlü bir caz kulübüdür. bu kulüp muntazaman sağlam caz müzisyenlerinin konserleriyle şenlenen bir ortam olmasına rağmen haddinden fazla göz önünde bir mekandır. yine de çalan isimler gerçekten iddialıdır. söz gelimi benim orada olduğum kısa süre zarfı içerisinde bir akşam bill bruford ve grubu earthworks çalmıştı. daha mütevazi bir ortamda rock/blues v.b. dinlemek isteyenler ise big ben’e gidebilirler. bu mekana metro ile medborgarplatsen’da indikten sonra folkungagatan üzerinde yapılan 10 dakikalık bir yürüyüş ile varılabilir. (burası helsinki’ye akabileceğiniz viking line terminaline bir hayli yakın olmakla beraber tam karşısında da renstierna isimli bir youth hostel vardır.) üst katı cafe tarzında olan bu mekanda konserler alt katta gerçekleşmektedir. bir tavsiye üzerine 70li yılların isveç folk rock’ında önemli işler yapmış bir gitaristin* psychedelic dreams isimli bir projesini dinlemeye gittiğim bu mekandaki önemli gözlemlerimden bir tanesi isveç’te kapalı mekan rock konserlerinin duman altı geçmediği (çünkü haliyle sigaranın yasak olduğu) ve insanların ayakta tepinmek yerine konseri masalarına oturarak sakince izlediğidir. kısıtlı süre zarfında yapmış olduğum gözlemlerimin sınırlı olmasına karşılık stockholm hareketli sayılabilecek bir başkenttir ve doğal olarak da böyle bir başkentte aramaya kalkıldığı vakit bu tip mekanlar şehrin dört bir yanında bir doludur.

    bonus: bütün bunların dışında es geçilmemesi gereken diğer bir atraksiyon da, daha önceki entry’lerde de başkaları tarafından detayları ile belirtilmiş bir yer olan millesgården'dır.
400 entry daha